MAAŞ ZAMLARI, ENERJİ FİYATLARINA YAPILAN ZAMLARLA GERİ ALINIYOR

0
139
- Reklam -

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve bağlı odaları, yeni yıla girer girmez elektrik, doğalgaz ve petrol ürünlerine yapılan yüksek oranlı zamlarla ilgili hazırladığı ortak rapora ilişkin basın açıklamasında bulundu.

ESMA ALTIN- TMMOB ve bağlı odaları, yeni yılda elektrik, doğalgaz ve petrol ürünlerine gelen yeni yüksek oranlı zamlarla ilgili hazırladığı ortak rapora ilişkin basın açıklamasında bulundu. Hazırlanan rapora göre; elektrikte Ocak 2021 ile Ocak 2022 arasında neredeyse yüzde 150’den fazla bir zam kaydedildi. Ayrıca yapılan zamlar ile özel şirketlerin kollandığı iddia edildi. Konut aboneliklerinde gelen yeni kademeli faturalandırma uygulaması ile yeni zamların kapılarının açıldığı ifade edildi. Ayrıca, faturalara sürekli yansıtılan Sistem Kullanım Bedeli ve vergilerin tüketicinin ödediği tutarın üçte birine ulaştığı belirtildi. Özellikle asgari ücrete ve diğer guruplara yapılan maaş zamlarından sonra enerji tüketimine yapılan zamlar ile maaşlara yapılan zamların geri alındığı iddia edildi.
‘ELEKTRİKTE BİR YILLIK DÖNEMDE YÜZDE 150’DEN FAZLA ZAM YAPILDI’
TMMOB tarafından enerji tüketim fiyatlarına ilişkin yapılan zamlardan dolayı hazırlanan raporda şunlara yer verildi; “2021in son günü gece yarısına doğru elektrik ve doğalgaz satış fiyatlarında çok yüksek oranlı zamlar yapıldı. 1 Temmuz 2021den bu yana değişmeyen elektrik fiyatlarına, değişik tüketim gruplarına göre yüzde 50-125 oranında yapılan bu zamlarla, 1 Ocak 2021 ile 1 Ocak 2022 arasındaki bir yıllık dönemde, elektrik fiyatları konutlarda yüzde 72,5-158,7; ticarethanelerde yüzde 158,8; tarımsal sulamada yüzde 120,8; sanayide yüzde 158,78 oranında arttı.
2021 içinde TÜİK TÜFE oranı yüzde 36.08 oranında artmışken, elektrik fiyatları TÜFE’nin çok üzerinde, yüzde 75-158,8 oranında artmıştır. 2019 Ocak-2022 Ocak döneminde de TÜFE artış oranı yüzde 72,5 olarak gerçekleşmişken, aynı dönemde elektrik fiyatları yüzde 155,5-334,8 oranında artmıştır. Bu artış oranları TÜFEnin 2 ila 4,6 katına ulaşmıştır.” ‘ELEKTİRİK ZAMLARI İLE ÖZEL ŞİRKETLER KOLLANIYOR’ Elektrik kullanımına yapılan fahiş fiyat zamları ile elektrik tedariki yapan özel şirketlerin haklarının gözetildiğini iddia eden raporda şunlara dikkat çekildi; “Elektrik zamları ile özel elektrik şirketleri kollanıyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)nun şimdi yürürlüğe koyduğu fahiş zamlar, özel elektrik şirketlerinin tüm tüketiciler üzerinden elde ettiği kazançlarını katlayan boyutlardadır. EPİAŞ Ocak ayında teklif edilebilecek en yüksek fiyatın 134,5 kuruş/kWh olduğunu açıklamışken, EPDKnın elektrik fiyat tarifelerinde yer alan enerji bedellerini, bu rakamlardan çok daha yüksekte tutması, özel elektrik şirketlerinin açık seçik biçimde kollanması anlamına gelmektedir. EPDK kararına göre tedarik şirketleri EÜAŞdan kWhı 31.56 kuruşa elektrik satın alabilecekler ama aylık tüketimi 150 kWhı geçen konut aboneleri, aşan kısım için 135 kuruş/kWh; ticarethaneler ise tükettikleri her kWh için 189 kuruş/kWh ödeyeceklerdir. Yani EPDK, EÜAŞın tedarik şirketlerine düşük fiyatla elektrik satışını ve bu şirketlerin elektriği tüketicilere 4-6 kat çok daha yüksek fiyatlarla satmasını uygun bulmaktadır. Konut abonelerine, kademeli faturalandırma uygulaması geldi. EPDK tarafından onaylanarak uygulamaya giren elektrik tarifelerinde meskenler için kademeli tarife belirlenmiştir. Mesken tarifeleri, tüketimin gerçekleştiği zaman dilimi içindeki gün sayısı dikkate alınmak üzere günlük 5 kWhlik tüketim baz alınarak iki kademe olarak fiyatlandırılmıştır. Buna göre, meskenlerde alçak gerilim(AG) tek zamanlı abone grubu tarife faturaya esas günlük ortalama 5 kWh (150 kWh/ay) tüketim miktarı altındaki elektrik birim fiyatlarına yüzde 50; günlük ortalama 5 kWh tüketim miktarı üstündeki elektrik birim fiyatlarına da yüzde 125 zam yapılmıştır. Fiyatlar sanayi(AG) ve ticarethane(AG) abonelerinde yüzde 125, tarımsal sulamada yüzde 91,98 zamlanmıştır. Fahiş oranlardaki bu zamlar iktidarın tasarruf, verimlilik, dar gelirli vatandaşlara yönelik iyileştirme iddialarının tamamen göstermelik olduğunu ortaya koymuştur. Türkiyede 4 kişilik bir hanenin aylık asgari elektrik tüketimi 230 kWhdir ve Aralık 2021de bir ailenin buna göre ödediği fatura toplamı aylık en az 210,58 TL iken, Ocak 2022 itibarıyla aylık faturası yüzde 76 artarak 370,80 TLye çıkacaktır.”
‘MAAŞLARA YAPILAN ZAMLARIN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜ BU ZAMLARLA GERİ ALINIYOR’


Doğalgaza yapılan zamlara yönelik ise şunlar kaydedildi; “2021 yılı içinde her ay doğalgaz fiyatlarına zam yapan BOTAŞın gaz satış fiyatları; Ocak 2022de yapılan yüksek oranlı zamla birlikte, Ocak-2021 Ocak 2022 döneminde konut aboneleri için yüzde 47,1, ticari işletmeler ve küçük sanayi işletmeleri için yüzde 76,6, büyük sanayi işletmeleri için yüzde 345,5, elektrik santralları için yüzde 290,4 artmıştır. Diğer yandan konut ve küçük işyerlerinin doğalgaz faturaları, BOTAŞın yaptığı zamların yanı sıra özel doğalgaz dağıtım şirketlerinin BOTAŞtan aldıkları gazın fiyatına ekledikleri ve sürekli artan Sistem Kullanım Bedelleri ile artmaktadır. Fiyat artışlarının sürekli olarak yansıtıldığı Sistem Kullanım Bedeli ve vergiler, tüketicinin ödediği tutarın üçte birine ulaşmaktadır.
Zamların zamanlaması da bilinçli ve manidardır. Çünkü EPDK, mevzuat gereği elektrik fiyatlarını, üçer aylık periyodlarla yılda dört kez düzenlemektedir. Ancak bu yetki 1 Ekim 2021de kullanılmamış, zamlar yılın son günü açıklanmıştır. Eğer elektrik fiyatlarına yapılan zamlar örneğin Kasım ayı içinde veya Aralık başında açıklanmış olsaydı, kamu çalışanlarının ve emeklilerin maaşlarına Aralık ayı enflasyon verileriyle ve diğer aylarla birlikte yansıyacaktı. Zammın yürürlük tarihi 1 Ocak 2022 olunca bu yüksek artışlar enflasyon hesabının dışında kaldılar. Aynı değerlendirme doğalgaz fiyatları için de geçerlidir. Böylece yapılan maaş-ücret zamlarının önemli bir bölümü, yapılan zamlarla geri alınmış durumdadır.” ‘PETROL FİYATLARI ENFLASYON RAKAMINDAN ÇOK DAHA YÜKSEK ARTTI’ Özellike döviz kurunda yaşanan büyük dalgalanmanın da etkisiyle petrol fiyatlarında enflasyon oranına göre çok yüksek bir oranda artış yaşandığı belirtilerek, şu ifadeler kullanıldı; “Yüzde 90ın üzerinde dışa bağımlı olan ve ithal edilen petrolden üretilen akaryakıt fiyatları, resmi enflasyon rakamı olan yüzde 36,08dan çok daha yüksek oranlarda arttı. Son bir yıl içinde bayi satış fiyatları kurşunsuz benzinde yüzde 79, motorinde yüzde 92,8, otogazda yüzde 124,9 oranlarına varan artışlar gösterdi. Bu denli yüksek artışların başlıca nedenleri, dünya genelinde petrol fiyatlarındaki yukarı doğru hareketlilik, TLnin hızlı değer kaybı ve petrol ürünlerine uygulanan yüksek vergilerdir.

- Reklam -


Enerji girdileri fiyatlarında son bir yıl içindeki olağanüstü artışlar nedeniyle, faturalarını ödeyemedikleri için elektrik ve gazı kesilen milyonlarca konut abonesine, aynı sorunları yaşayacak on binlerce küçük işyeri sahipleri de eklenecektir. Doğalgazın üretimlerinde sınai girdi olduğu sanayi tesisleri, yüzde 345 oranındaki fiyat artışlarını maliyetlerine ve ürün satış fiyatlarına yansıtacaklardır. Bütün bunlar geneldeki fiyat artışlarını daha da hızla yükseltecek, hayat pahalılığını katlanarak artıracaktır.
Ayrıca belirtmek gerekir, EPDK fahiş zamları dünyadaki gelişmeleri çarpıtarak gerekçelendirmektedir. EPDKnın 31.12.2021 tarihli basın açıklamasında; ‘pandemi koşulları sebebi ile hammadde fiyatlarında yaşanan artışlar sonucunda enerji maliyetlerinde çok büyük artışlar meydana geldiği’ ifade edilmekte, ‘Dünya spot piyasalarında elektrik üretiminde kullanılan kömür fiyatlarında 5 kat, doğalgaz fiyatlarında ise 10 katlık artışlar olduğu’, yani zamların küresel düzeyde ortaya çıkan maliyet artışları nedeniyle olduğu iddia edilmektedir. Bu ifadeler gerçeği yansıtmamaktadır. Dünya spot piyasalarında 2021 yılı içerisinde yüksek fiyat dalgalanmaları olmakla birlikte, örneğin elektrik üretiminde kullanılan buhar kömürünün ton fiyatı 2021 yılı başında 70-80 dolar düzeyindeyken yaklaşık 3 kat artarak Ekim ayında 240 dolar seviyesine kadar yükselmiş, ancak daha sonra tekrar gerileyerek yılı 150-170 dolar seviyesinde kapatmıştır. Dolayısıyla spot piyasadaki kömür fiyatlarında 2021 yılında iddia edildiği gibi 5 kat değil, yaklaşık 2 katlık bir artış söz konusudur. Benzer şekilde, spot piyasalardaki doğalgaz fiyatlarında, 2021 yılı Eylül-Ekim aylarında yılbaşına göre yaklaşık 2,5 kat artışlar olmuş fakat Kasım ayıyla birlikte tekrar gerilemiş ve 2021 yılında, iddia edildiği gibi 10 kat değil, yaklaşık 1,4 kat artış olmuştur. 2021 yılında doğalgaz ve kömürde dünyadaki yüksek fiyat artışları genellikle lokal ve geçicidir. Bu davranışı ile EPDK bir kez daha, esas görevinin piyasalara ve şirketlere hizmet etmek olduğunu göstermiştir.” ‘YAPILAN ZAMLAR GERİ ALINMALI’ Yapılması gerekenler konusunda taleplerini sunan TMMOB, şunlara yer verdi; “Elektrik fiyatlarındaki artışlar fahiştir, kabul edilemez. Zamlar geri alınmalıdır. Elektrikte konutlar için düşük tarife sınırı aylık 230 kWha yükseltilmelidir. 150 kWh elektrik yardımı uygulaması şeffaflaşmalı, ölçütleri kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Yoksul ailelere elektrik yardım sınırı da aylık 230 kWha yükseltilmelidir. Konutlarda elektrik, doğalgaz ve suda KDV oranı yüzde 1e düşürülmelidir. Maddi imkansızlık nedeni ile faturalarını ödeyemeyenlerin elektrik, gaz ve suyu kesilmemeli, kamu kaynaklarından sağlanacak desteklerle, yurttaşların karanlıkta, soğukta ve susuz kalmaları önlenmelidir. Hızla artan fiyatlar karşısında düşük ücretleri de hızla gerileyen çalışan ve emeklilerin gelirleri insanca yaşamalarına imkan verecek düzeye yükseltilmelidir.
Köklü çözüm, kamusal hizmetlerin kamu eliyle verilmesinde. Ülkemizin yıllardır boğuştuğu sorunları aşmak ve ekonomik krizden mümkün olan en çabuk şekilde çıkabilmek ve toplumun vazgeçilmez gereksinimlerinin karşılanması için; kamu mülkiyeti, kamusal hizmet, toplumsal yarar esaslarını temel alan demokratik bir planlama ve toplumsal kalkınma perspektifi ile kamucu, toplumcu bir programın uygulanması gereklidir. Arz güvenliğinde kamusal ağırlığın oluşması ve elektrik enerjisi fiyatlarında manipülasyonları önlemek için, gerek kurulu güç dengesi gerek üretim miktarı açılarından, üretim altyapısında kamunun ağırlık kazanması şarttır. Kamu elindeki santralların özelleştirilmesi derhal durdurulmalı, verimli özel santrallar kamulaştırılmalıdır.
Neden oldukları salımları ve çevre kirliliğini köklü ve kalıcı bir şekilde azaltmayan santrallarla, kömür rezervleri tükenen veya dışsal maliyetleri yüksek olduğu için kömürün çıkarılmasından vazgeçilecek sahalarda bulunan santralların faaliyetlerine son verilmelidir. Büyük rüzgâr çiftlikleri, çok büyük güneş enerjisi üretim sahaları, planlaması yapılmış, doğal ve toplumsal çevreye zararları asgari düzeyde olacak, yöre halkının kabul ettiği ve devreye alındığında yöre halkına doğrudan ve dolaylı katkılar sağlayacak HES vb. yenilenebilir enerjiye dayalı büyük elektrik üretim tesisleri, kamu eliyle yapılmalıdır.”


‘ENERJİ SEKTÖRÜNDE YENİ BİR YAPILANMA VE YENİ KURUMLAR GEREKLİDİR’
Toplum yararını gözeten yeni kurumların kurulması gerektiği savunularak şunlar kaydedildi; “Toplum yararına büyümeyi, istihdamı, adil bölüşümü, bölgeler arasındaki ve toplumdaki gelir dağılımı eşitsizliklerini gidermeyi, temel bilimleri, yüksek teknolojili üretimi temel alan bir sanayi geliştirmeyi; eğitim, sağlık, enerji, ulaşım, konut vb. hizmetlerin kamu eli ile verilmesini, yani toplumsal kalkınmayı planlayacak Türkiye Planlama Kurumu (TPK) kurulmalıdır. Bu kurum ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB)nın ortak çalışmalarıyla ve konunun tüm taraflarının içinde yer alacağı Ulusal Enerji Platformu oluşturulmalıdır. Bu platform ve TPK ile eşgüdüm içinde birlikte çalışmak üzere ETKB bünyesinde Ulusal Enerji Strateji Merkezi kurulmalıdır. Bunlarla birlikte bir üst kurum olarak; Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) kurulmalıdır. Önerdiğimiz bu yapı içinde iletim faaliyetleri, üst kuruluş TEK bünyesinde, kamu iletim işletmesi Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) tarafından yürütülecektir. Dağıtım hizmetlerinde de kamu tekeli olması gereklidir, bu çerçevede dağıtım şirketleri kamulaştırılmalı; üretim altyapısında da kamunun ağırlık kazanması için kamu elindeki santralların özelleştirilmesi derhal durdurulmalı, verimli özel santrallar da kamulaştırılmalı, kamu eliyle büyük RES ve GES yatırımları yapılmalıdır. Önerdiğimiz yeni kurumsallaşmada petrol ve doğalgazın arama ve üretimden, iletim ve tüketiciye ulaşmada değer zincirindeki halkalarının ayrılmaz bütünlüğü için arama, üretim, rafinaj, iletim faaliyetleri dikey bütünleşmiş bir yapıda sürdürülecek, ihtiyaç halinde bu yapı dağıtım ve satış faaliyetlerinde de bulunabilecektir. Bu amaçla, TPAO ve BOTAŞı da bünyesine alacak Türkiye Petrol ve Doğalgaz Kurumu (TPDK) kurulmalıdır. Ülkemiz, sanayimiz, halkımız ve geleceğimiz için bu önlemler ve oluşması gereken kamu kurumları mutlak gerekliliklerdir. Ülkemizin serbestleştirmelerin, özelleştirmelerin acı sonuçlarından başka türlü kurtulması mümkün değildir.”

- Reklam -