“LÖSEV’e gelene kadar ailemle birbirimizden hastalığı sakladık”

0
3

İsmail Hakkı SEYMEN-Gürkan DURAL/BURSA, (DHA) – BURSA’da iki kez lösemi hastalığına yakalanan ancak azmiyle bu hastalığı yenerek, üniversite eğitiminin ardından LÖSEV Bursa Şubesi’nde çalışmaya başlayan Aylin Babaoğlu (31) süreci yakından yaşayan biri olarak, diğer hastalara ve ailelerine umut olmak için çaba sarf ettiğini belirtti.

15 yaşındayken lösemi teşhisi konulan ve uzun bir tedavi sürecinin ardından, üniversite döneminde hastalığı yeniden başlayan Aylin Babaoğlu, iki kez lösemiyi yenerek yaşama tutundu. Üniversite eğitimi sonrası, hayatının geride kalan sürecinde kendisi gibi lösemiye yakalanan hastalar için görev yapmak isteyen Babaoğlu, LÖSEV ailesine katılarak vakfın Bursa Şubesi’nde çalışmaya başladı. Tedavisi devam eden hastalara ve ailelerine umut olmak için çaba gösteren Aylin Babaoğlu, yaşam mücadelesini anlattı.

- Reklam -

“BU SÜREÇTE LÖSEV’İN DESTEĞİNİ HEP YANIMDA HİSSETTİM”
Babaoğlu, “15 yaşımdayken lösemi teşhisi aldım. Uzun bir tedavi sürecim oldu, üniversiteye başladığımda hastalığım tekrarladı. Bu dönemde ağabeyimden ilik nakli oldum. Bu süreçte LÖSEV’in desteğini oldukça yoğun hissettim. Çünkü sürecin maddi ve manevi boyutunun yanında hastalığı bilmek de çok önemliydi. Benim bu süreçle ilgili hiçbir bilgim yoktu. Ancak LÖSEV’in bana gönderdiği bilgilendirmeler sayesinde hastalığımı öğrendim. Ailemle bu süreci nasıl daha kolay atlatabiliriz şeklinde bilgiler edindim. Tedavimin tamamlanmasının ardından LÖSEV’in Bursa’da şube açmasıyla birlikte daha yakın irtibatta olduk. Buraya gelerek gönüllü olarak desteklerde bulundum. Bir gençlik komitesi oluşturduk. Gençlerle birlikte, tedavisi süren hastalarımıza, kardeşlerimize nasıl destek verebiliriz bununla ilgili çalışmalar yaptık” dedi.

“ANNE VE BABANIN ÇIKARKEN GÖZLERİNDEKİ UMUT IŞIĞINI HERŞEYE DEĞER”
6 yıl önce üniversitede sosyoloji bölümünden mezuniyetini tamamlamasıyla LÖSEV Bursa Şube’de profesyonel olarak çalışmaya başladığını belirten Babaoğlu, “Şimdi burada sosyal hizmet sorumlusu olarak görev yapmaktayım. Bu birimde tamamen hastalarla bir aradayız. Teşhis alan hastaların bu süreçte hangi yardımlara ihtiyacı varsa yardımcı oluyoruz. Öncelikle bu süreç hakkında bilgiler verip, bu süreçte yanlarında olacağımızı anlatıyoruz. Bu süreci bizzat yaşayan biri olarak onlarla bu konuda iletişim kurarken zorlanmıyorum. Bursa şubemize geldikleri ilk karşılaşma anımızda çok umutsuz oluyorlar haklı olarak. Aslında maddi yardım boyutu hastaların en son düşündükleri konu, çünkü onları nasıl bir süreç bekliyor bilgi sahibi bile değiller. Bu anda en çok ihtiyaç duydukları manevi bir güç. Bizler de bu süreç hakkında onları bilgilendiriyoruz. Ben, hastalığı yaşamış biri olarak onlara bu hastalığın çok korkutucu bir hastalık olmadığını, benim de bu süreci geçirdiğimi anlatıyorum. LÖSEV olarak bağışçıların destekleri ile maddi- manevi, hep yanlarında olacağımızı anlatıyorum. Gözlerindeki o umut ışığını görmek beni motive ediyor ve her şeye değer” diye konuştu.

“O SAÇLAR DAHA GÜR, DAHA SAĞLIKLI ÇIKACAK!”
Kendisinin korkup üzülmemesi için ailesinin uzun süre hastalığını kendisinden gizlediğini ifade eden Babaoğlu, “Ben de onlardan, hastalığımın ne olduğunu anladığımı gizledim. Uzun bir yatışın ardından eve çıktığımda ağabeyim bana LÖSEV’in gönderdiği dokümanlarla hastalığımı sakince anlattı. Ben zaten sürece çok olumsuz bakmadım, her zaman geçici bir süreç olduğunu düşünerek yaşamıma devam ettim. Benden sonra teşhis alan kliniğe yatan hastalarla sürekli iletişim halindeydik. Burada hem kendi kişisel gelişimimi tamamladım hem de çok güzel sosyal bir çevre edindim.  Buradan da arkadaşlarıma seslenmek istiyorum, hiç üzülmesinler saçları döküldüğü için. Tedavi bittiği gibi saçlar hemen çıkmaya başlıyor, hatta daha gür bir şekilde çok daha sağlıklı bir şekilde çıkıyor. Benim tedavim 1 buçuk yıl kadar sürdü, ardından saçlarım hemen çıkmaya başladı” açıklamalarında bulundu.

“AİLENİN YÜZÜNDEKİ DEĞİŞİMİ GÖREBİLİYORUM”
Ofislerine çocuğu yeni teşhis alan anne-babaların geldiğini kaydeden Babaoğlu, “Tabi ki hastalığın vermiş olduğu ürkütücü isimle umutsuz, perişan olmuş bir şekilde geliyorlar. Direkt akıllarına çocuklarını kaybedecekleri düşüncesi geliyor. Bu sürece de böyle başlıyorlar. Çaresizliğin en büyüğünü yaşıyorlar. Ancak ben burada kaydını alıp, süreçle ilgili bilgi verdikten sonra kendi tedavimden örnekler veriyorum. Ben de bu hastalığı yaşadım ve atlattım diyorum. Bunun üzerine ailenin yüzündeki değişimi görebiliyorum. Karşılarında bu süreci yaşamış, sağlığına kavuşmuş ve normal hayatına dönmüş bir örnek görünce umutlanıyorlar. Bu hastalığın LÖSEV de karşılığının iyileşme olduğunu görüyorlar, umut dolu ve hastalıkla savaşmak için daha güçlenerek ayrılıyorlar buradan. Tabi bu süreçten itibaren hep yanlarındayız. Benim de bu konuda onlara umut olmam beni ayrıca motive ediyor” dedi.

 

 

- Reklam -