Atatürk’ün yaklaşık iki yıl evli kaldığı Latife Hanım son yıllarda yere göğe sığdırılamıyor, hakkında ardı ardına övücü kitaplar yazılıyor, belgeseller çekiliyor, adeta modern Türk kadınının sembol ismi olarak tanıtılmaya çalışılıyor.

Acaba, tüm bunları hak ediyor mu?

Gelin, yakın tarihte kısa bir gezintiye çıkalım…

Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938’de hayata gözlerini yumduğu gün Latife Hanım, İsviçre’de bir hastanede yatıyordu.

Atatürk’ün ölümünü gazetelerden öğrendi.

Ve, öğrenir öğrenmez de, yani 11 Kasım 1938’de oturdu, aynı gün Meclis tarafından Atatürk’ün yerine Cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü’ye bir mektup yazdı.

++

Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde yer alan bu mektup aynen şöyle:

Çok aziz ve muhterem Şefim,

Bu sabah, aylardan beri yattığım bir hastane odasında mutat üzere (her zamanki gibi) gelen gazeteleri görünce beynimden vurulmuşa döndüm.

On üç senedir çektiğim azabı bütün vicdanıyla tartmış, beni her suretle korumuş olan zatı devletinizin, bu büyük felaketle ne kadar sarsıldığımı tahmin buyuracağına eminim.

Şu anda, beni, millet ve memleket namına müteselli eden (avunduran, teselli veren), O’nun taşıdığı ağır mesuliyetin (sorumluluğun) sizin omuzlarınıza yüklenmiş olmasıdır.

Size ne derin bir samimiyetle hitap ettiğimi bilirsiniz.

Bütün merbutiyetimle (bağlılığımla) daima muvaffakiyet (başarı) sıhhat ve uzun ömür dilerken, bu kanatları kırık ve hasta kızı şefkat ve himayenizden mahrum etmemenizi rica eder, mübarek ellerinizden öperim.”

++

Atatürk’ün sağlığında Latife Hanım’a devletçe yardımda bulunuluyor, tüm ihtiyaçları fazlasıyla karşılanıyordu.

Öyle anlaşılıyor ki, Latife Hanım, bu yardımların kesilmesinden, ayrıcalıklı durumunun değişmesinden endişe etti ve Atatürk’ün ölüm haberini alır almaz kaleme sarılıp İsmet İnönü’ye yukarıdaki mektubu yazdı, “kanatları kırık kıza şefkat ve himaye” isteyip “mübarek ellerden” öptü.

++

Atatürk, İsmet İnönü’ye küs ölmüştü. Yaklaşık bir yıldır onunla konuşmuyordu.

Ölümünden sonra İnönü’nün cumhurbaşkanı olmasını da istememişti.

Latife Hanım’ın okumuş yazmış bir kadın olarak bunları bilmemesi mümkün değildi.

Ama tüm bunları bilerek İsmet İnönü’ye yalvarıyordu.

++

Latife Hanım’ın evli olduğu dönemde Atatürk’e pek huzur vermediği biliniyor.

Ama, bu olmasa bile, 11 Kasım 1938’de, Atatürk’ün naaşı henüz soğumamışken İsviçre’den yeni Cumhurbaşkanı’na yazdığı mektup her açıdan üzücüdür ve Latife Hanım’ın gerçek karakterine ışık tutmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz