Lale Devri’nin Sonu ve Devlet Geleneği

4
344

III. Ahmet, “Lale Devri” diye adlandırılan dönemin (1718- 1730)  padişahı. Osmanlı tarihinde ender olarak yaşanan barış dönemlerinden birisi onun zevk ve safa düşkünlüğü sayesinde yaşanmıştı.

İran ile yapılan savaş padişah ve sadrazamın gevşekliğinden dolayı aleyhe dönmüştü. İranlılar İstanbul’un savaştan kaçındığını, anlayınca yapılan anlaşmaları çiğneyerek saldırıya geçmişler, Tebriz’i almışlardı.

Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, padişahı bizzat sefere götürerek İstanbul’daki fitne kazanını söndüreceğini düşünüyordu. Bütün kapıkulu Üsküdar’a geçtiği halde padişah “sefere gitmeyeceğim” deyince sanki isyanın başlaması için ferman çıkarmış gibi oldu. İstanbul’dan, Sadabat’ın zevk ve safa âleminden ayrılıp İran’a sefere çıkmak padişaha da vezirine de büyük bir işkence gibiydi. Tebriz’in İranlıların eline geçtiği haberi bardağı taşıran son damla oldu ve aylardan beri hazırlanan fitne kazanı Et Meydanı’na çıkarıldı.

İsyanın askeri kanadını yönlendiren Patrona Halil bir alay adamla Ağa Kapısı’nı basarak yeniçeri ağası Hasan Ağa’yı kaçırdı. Ağa Kapısı’nda ve şehrin diğer yerlerinde bulunan mahpusları salarak kuvvetlerine kattı.

Saraya gönderilen listede Sadrazam,  şeyhülislam ve iki vezirden başka 37 kişinin isimleri yazılıydı. İsyancılar Topkapı Sarayı’nın etrafını kuşattıkları için Saray bahçesine Sancak-ı şerîf çıkarılması hiçbir işe yaramadı. İsyanın ikinci günü asiler artık bütün gücü kendilerinde toplamışlardı.

Padişah damadını ve diğer devlet ricalini kurtaramayacağını anlayınca II. Osman’ın kaderini paylaşmamak için asilerin isteklerini kabul etti. Ancak bu kişileri canlı olarak verip asilere parçalatmak devletin şanına uymayacağından kapı aralığında boğdurduktan sonra bir öküz arabasıyla At Meydanı’na gönderdiler.

Asilerden pek çoğu Damat İbrahim Paşa’yı bizzat görmüşlerdi. Buna rağmen:

-“Bu ceset İbrahim Paşa’nın değil Kürkçü Manol’un cesedidir. Halife olan bir padişaha böyle yalan yakışır mı?” diyerek cesedi bir hamal beygirine yükletip tekrar saraya gönderdiler.

Asilerden bir grup Topkapı Sarayı’nın Alay Köşkü’nde oturmakta olan padişahın bulunduğu yere gidip yalanlarına devam etmeleri üzerine padişah dayanamayıp pencereyi açtı ve:

  • O değilse yarın asıl kendisini verelim” dedi. Asiler arasında “Biz Mahmud huylu bir padişah isteriz” lafları zaten dolaşmaya başlamıştı. Padişah, kendisi tahtta oturduğu sürece asilerin kendi hayatlarından emin olamayacaklarını, bu yüzden de kendisini istemediklerini anlamıştı. Kendi hayatına ve çocuklarının hayatına dokunulmayacağına dair söz aldıktan sonra tahtını Şehzade Mahmut’a bırakmaya razı oldu. Bu konuda asileri razı etmek ise ulema kanadından isyanın elebaşısı olan Zülalî Hasan Efendi’ye düşmüştü.

II. Mustafa’nın büyük oğlu olan Şehzade Mahmut’a ilk biat eden Sultan Ahmet ve oğulları oldu. III. Ahmet’in devir sırasında yapmış olduğu konuşma bir anlamda 27 yıllık padişahlık döneminde yapmış olduğu hataların da bir listesidir:

  • Vezirine teslim olma. Daima durumlarını araştır ve 5-10 seneden daha fazla bir süre bir kimseyi bağımsız olarak hükümetin başında tutma. Merhamet sahibi ol ve cömertliği elden bırakma. Gayet tasarruflu ol, hazinelerdeki parayı boş yere harcama. İşi kendin gör, yabancıya itimat etme. İşte benim durumum sana nasihat için kâfidir. Oğlum, devlet işlerini baban rahmetli Şeyhülislam Feyzullah Efendi’ye; ben de Veziriazam İbrahim Paşa’ya bıraktığımızdan bu işler başımıza geldi. Sen bizzat idareyi ele al”.

III. Ahmet cihan devletinin tahtını 35 yaşındaki yeğeni Mahmut’a bıraktıktan sonra (2 Ekim 1730) sarayda kendisine tahsis edilen daireye çekildi ve 13 Haziran 1736’da eceliyle ölünceye kadar sakin, sessiz yaşadı.

Artık devletin bütün yükü yeni padişah I. Mahmut’un omuzlarındaydı. Çok acil olarak yapması gereken iki iş vardı. Birincisi İran savaşını bir neticeye bağlamak ve diğeri de ihtilal çıkarıp kendisini padişah yapanları ortadan kaldırmak. Patrona Halil, Zülali Hasan Efendiler ortada iken bir padişahın padişahlık yapması mümkün değildi.

Yeni Padişah ilk iş olarak İstanbul Kadısı Zülalî Hasan Efendi’yi Alay Köşkü’nde kabul ederek 600 altın ihsanda bulunmuştu. Daha sonra 1.500 İstanbul altını, 2 gün sonra da 200 altın vermişti. Tıpkı idam edilecek mahkûma ilaç verir gibi vermişti bu paraları. Patrona Halil’e ise 400 altını huzurda padişah kendi eliyle ihsan etti. Asi reisleri yeni padişaha bu yolla birazcık olsun ısınmışlar ve kalplerine güven gelmeye başlamıştı.

Lale Devri’nin sembolü haline gelen Kağıthane Deresi’nin iki yakasındaki yalılardan artık saz ve cümbüş sesleri gelmiyordu. Ama asiler isyana hazırladıkları cahil halk tabakasına bu yalıları yakacaklarına dair söz vermişlerdi. Yeni padişah bu kadar servetin yakılmasına razı olmadı. Herkes 3 güne kadar yalılarını kendi elleriyle yıksınlar diye ferman çıkardı. Bunu duyan ayak takımı aynı gün ne yalı bıraktılar, ne de köşk. Her yeri dümdüz ettiler. Hatta bahçelerdeki ağaçları bile kestiler.

Böylece devlet işlerini bırakıp zevk ve safaya dalan Damat İbrahim Paşa’dan, ve adamlarından intikam alındığı gibi eğlence mekanı Sadabat’dan da intikam alınmış oluyordu. Artık devlet gemisinin dümeni ellerinde idi. Ama ne zamana kadar!

4 YORUMLAR

  1. Artık devletin bütün yükü yeni padişah I. Mahmut’un omuzlarındaydı. Çok acil olarak yapması gereken iki iş vardı. Birincisi İran savaşını bir neticeye bağlamak ve diğeri de ihtilal çıkarıp kendisini padişah yapanları ortadan kaldırmak. Patrona Halil, Zülali Hasan Efendiler ortada iken bir padişahın padişahlık yapması mümkün değildi.

  2. Böylece devlet işlerini bırakıp zevk ve safaya dalan Damat İbrahim Paşa’dan, ve adamlarından intikam alındığı gibi eğlence mekanı Sadabat’dan da intikam alınmış oluyordu. Artık devlet gemisinin dümeni ellerinde idi. Ama ne zamana kadar!

  3. Sevgili kardeşim, devlete zarar verenler , halkın sıkıntılarını görmezden gelip gaflet ve delâlete düşenler elbette bedelini ödüyorlardır.
    Emek ve çalışmaların için seni kutlarım.
    Sağlıklı mutlu güzel günler dilerim. Selamlar sevgiler.

    • Teşekkür ederim İzzet Öztaşıran kardeşim. Yarın devamını yazacağım. Patrona Halil’in Sonu ve Devlet Geleneği. Umarım bunu da beğenirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz