Kusurun böylesine can kurban…

0
113

‘Kusurlu geçmiş/Past perfect’ kitabı; bizim, yani 46_60 arası doğmuş baby boomer/doğum patlaması kuşağının ana belleğini oluşturan Fransız Entelektüellerinin düşün geçmişlerinin hikayesi. Rol modelimiz olanların, elimizden düşünmediğimiz Yabancı, Bulantı vb. baş eserlerini hangi koşullarda, kimlerle ve nelere tartışarak yarattıklarını, tanınmış bir tarihçi ve günümüzün büyük siyasal düşünürlerinden biri olan Tony Judt anlatıyor.

Hatırlarsanız 68 kuşağının felsefi örgüsünü uzun uzun anlatmıştım (https://sonsoz.com.tr/68-kusaginin-felsefi-orgusu-2/).Tam da bizim yılların, bize rol model olan insanlarının nelerden esinlendiklerini anlatıyor, yaşanmışlıklarını gözler önüne seriyor kitap. Kapağından içerik özetini alıntılıyorum; Judt’ın analizi Jean Paul Sartre, Albert Camus ki onun hakkında da yazmıştım (https://sonsoz.com.tr/gene-ne-varsa-camusde-var/ ), Simone de Beauvoir gibi revaçta ki ‘varoluşçu’ şahsiyetlerin yazılarının ötesine geçerek, Katolik felsefecilerin, bağımsız gazetecilerin, komünist ve komünist olmayan edebiyat eleştirmenleri ile şairlerin yer aldığı geniş bir entelektüel camiayı kapsıyor. Yani…

Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz. Gençliğimde bu kitaplar arasında gitgeller yaşamış, tutunacak dal aramış ben daha ne isterim ki. “Kusurlu geçmiş fikir hayata açısından enişte çıkışta yılların (1944_1956) açık sözlü ve alışılmamış ölçüde heyecan dolu bir incelemesi. Judt konu edindiği ideolojik cambazları anlatmanın ötesine geçiyor; siyasal düşüncelerine siyasal gerçeklikle sınamayan entellektüelleri acımasızlıkları nedeniyle suçluyor.” Diyor New York Times Book Review. Judt’a göre 1944’te işgalden kurtuluşu izleyen yaklaşık 12 yıllık bir dönem boyunca, Fransız entelektüel yazar ve sanatçı kuşağı komünizm girdabına kapıldı. Kominizim meselesi (uygulaması, anlamı, geleceğe dair iddiaları) savaş sonrası siyasal ve felsefi sohbete damga vurdu.

Savaştan sonra Budapeşte Varşova Berlin ve Prag’da totaliter rejimlerin kuruluşu, buna eşlik eden baskı, zulüm ve sosyal altüst oluş, Marksist pratiğin ahlaki ikilemini Batı entelektüel gündeminin merkezine oturttu. Kıssadan hisseye.. Bizde de böyle olmadı mı? Fransız kültürüyle yoğrulmuş Türk aydınları da aynı yolun yolcusu oldular.

Ne yapsaydılar ki? Kültür özürlü Amerikalıların siyasal ve kültürel yapıtları vardı da mı okumadılar.? Canlı canlı ben yaşadım bu kültür yüklemesini. Amerika’lı sözüm ona Barış Gönüllüsü misyoner hocalar bizi Amerikancı yapmaya çalışırlarken, lisem Kadıköy Maarif Koleji’nde Camus’nün ‘Outsider’ı ile Sartre’ın ‘Bulantısı’nı İngilizce hatmettim. Genç, delikanlı dimağım gömülü mesajlarla dolarak sola savurdu beni. 68 Kuşağı ve kendini o kuşağa yakın hissedenler; Başucu niteliğinde, heyecan verici polemik tarzında, ilgiyi sürekli canlı tutan, insanı düşünmeye kışkırtan kitabı okurken bakın bakalım geçmişiniz kusurlu mu yoksa tenekeli mi?

Kusurlu Geçmiş
Fransız Entelektüelleri 1944-1956
Yapı Kredi Yayınları -5547
ISBN 978-975-08-4670-0

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz