Geçen Ağustos ayında tarihi zirveleri gördükten sonra lira karşısında gerileyen döviz kurlarında hareketlilik başladı.

İşin doğrusu, biz bu hareketliliği 20 Kasım’dan sonra başlayacağını öngörüyorduk. Duyumlarımız ve tahminler Noel’e kadar bu hareketliğin çok hızlı yaşanacağı yönünde ama biraz erken başladı.

Neden bu zaman derseniz, her yıl özellikle bu dönemde yaşanan bir süreç. Bankaların, firmaların borç ödeme, bilanço, pozisyon kapatma dönemi olduğu için dövize olan talep de artıyor. Ancak çok iddialı ekonomik programlar ve açıklamalara rağmen büyük boy dalgalanma işleri altüst edebilir.

Dövize talep gösteren diğer bir kesim de Türkiye’de yerleşik kişiler, yanı vatandaşlar. Doları, avroyu yatırım aracı olarak gören vatandaşların da liradan yine dövize dönmeye başladıkları da rakamlara yansıyor.

Merkez Bankası’nın verilerine göre, tüm bankalarda gerçek kişilerin döviz hesabı 26 Ekim- 2 Kasım döneminde 843 milyon dolar artarak 92 milyar 573 milyon dolara yükselmiş. Başka bir deyişle artık daha geriye gitmez diye düşük kurdan dolar, avro almışlar. Bu tutarın yaklaşık 500 milyonunun dolar cinsinden olduğu göz önüne alınırsa bu hareketliliği yorumlamak daha da kolaylaşıyor.

Liranın gerilemesine ya da döviz kurlarının yükselmesinde dış faktörler de etkili olmaya başladı. Geleneksel olarak ABD’nin Merkez Bankası konumundaki FED’in Aralık ayında faiz artıracağı beklentisi, ayrıca Moody’s rating kuruluşunun Türkiye ekonominin gelecek ve bunu izleyen yıllarda adam akıllı daralacağı ve yüzde 1-2 düzeylerinde büyüyeceği tahmini piyasaların hareketlenmesinde rol oynanıyor.
Bu hareketliliği ters çevirecek en önemli gelişme Türkiye ABD ilişkilerindeki iyileşme. Ancak bunun para ver sermaye piyasalarına ne oranda yansıyacağı da tam kestirilemiyor.

HAZİNE DE DURDURAMADI

Geçen Cuma sabahı başlayan kurlardaki küçük dalgalanma sırasında Hazine, Çarşamba günü yaptığı ve 2018 yılı dış borçlanma programını aşarak 1.5 milyar avroluk tahvil satışının tamamlandığını, bununla birlikte iç borçlanma tutarının azaltılması ve faizlerin düşürülmesi amacıyla bu hafta başında yapılması planlan üç tahvil satış ihalesinden vazgeçildiğini açıklamıştı.

“Daha fazla finansmana ihtiyaç kalmadı” gerekçesinin de yer aldığı duyuruda sonrasında kurlar biraz gerilese de ilerleyen saatlerde liranın değer kaybı küçük artışlarla devam etti.
Önümüzdeki günlerde bu oynamaların hızlanması da sürpriz olmayacak. Şimdi kalkıp, “spekülasyon, manipülasyon, operasyon, gizli başkentten yöneltildi, iki ayda geri püskürttük” gibi beyanatların ardından bu durum nasıl açıklanacak, göreceğiz.
Şunu belirtelim: 2020 yılından bu yana lira dolar kaşsında yüzde 232, avro karşısında da yüzde 263 oranlarında değer kaybetmiş. En büyük değer kaybı da şüphesiz bu yıl içinde yaşandı.

Umarız, bu yılsonu dalgalanmasını derin bir kabusa dönüşmeden ve fazla hasar almadan atlatırız.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin