Kur gider faiz kalır

115

Hamdolsun; Merkez Bankası faizleri yükselerek kurları bugün için kontrol atına aldı ya neredeyse milletçe zil çalıp oynayacağız. Herkes “oh be dünya varmış” diyor ama bırakın yakın zamanı, dünü bile hatırlamama hastalığımız olduğundan yapılan düzenlemelerinin etkilerini görmemeyi de tercih ediyoruz.

Arkadaş, daha geçen hafta bu vakitler bu dolar beş lirayı zorluyordu. Daha iki hafta öncesinde de dolar 4.5 olur mu diye iddiaya giriyorduk. Bir ay öncesinde de “dolar 4 lira” diye rabia işareti yapıyorduk.
Dolar (şimdilik) 4.5 düzeyine oturdu oldu,” nefes aldık” diyorlar. Sanki hiçbir şey olamamış, dolar eski düzeyine gelmiş, bir çılgın dönem yaşandı ve bitti diye bakıyoruz. Unutmayız, iki ay içinde bu kadar değer kaybeden parayı ekonominin kendi doğal yapısında değil çok çok gecikmiş faiz sopasıyla zorla durdurduk.
Üstat ekonomist, eski Hazine Müsteşar Yardımcısı Hakan Özyıldız, faiz artışlarının sonuçlarını irdelediği yazısında, kaba bir hesapla her bir puanlık artışın kredi borçlularına en az 14.7 milyar lira ek faiz getireceğini belirtiyor.
Bu rakam bile son faiz artışının sadece borçları nasıl kabarttığı anlatmaya yeter. Nereden hangi kaynaktan bulunacak, kim finanse edecek bu faiz yükünü?
İleride yapılacak beklenen artışları da eklersek faiz sarmalının ekonomiyi nasıl yuttuğunu göreceğiz. Kurlar iner, çıkar ama bugünün faizi kalıcı, yıkıcı boyutları da ortada.
Bir de böyle bir ortamda yatırımların azalmasının yanı sıra enflasyon da düşmezse -ki yakın zamanda düşeceğine ilişkin işaretler yok- o zaman hoş geldin 1990’lı yıllar.
HEM AĞLARIM HEM DE KAZANIRIM
Bizim iş dünyasına bakarsanız “battık, batıyoruz” diyorlar ama şirketlerin geçen yıl ki performansına göre işler yolunda. Hem de fazlasıyla.
İstanbul Sanayi Odası’nın geleneksel Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu araştırmasına göre, bu firmaların üretimden satışları 2017 yılında yüzde 33,2 artmış.
Son üç yıla göre de satışlarda yüzde 19’lul reel büyüme gerçekleşmiş. Artıştaki en büyük nedenler ihracat ve kuruların yükselmesi olarak gösteriliyor.
Büyükler kazandığına göre küçüklerin de kazanması lazım ama demek bir yerlerde arızalar, teklemeler var. Şunu da hatırlatalım; İSO’nun araştırması geçen yılı kapsıyor, hani doların 3,5’lerde seyrettiği, faizlerin düşük olduğu, uçana kaçana beleş kredilerin saçıldığı, erken seçim ihtimalinin olmadığı, mutlu mesut günleri.
Bu yıl için ne olur, sadece faizlerin ve maliyet enflasyonuyla bu parlak tablonun gerileyebileceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok. Kurları zapt edeceğiz diye yukarı çekilen faizlerin getireceği maliyet ortada. Bu firmaların iç ve dış borç ödemeleri yeni dönem siyasetini bekleyen en öncelikli ve acil konu.
Çözüm; gelsin yine ucuz krediler, borçlara ötelemeler, yapılandırmalar, taksitlendirmeler olmadı faiz silmeler.
Yapılacak başka bir şey var mı?