Şubat ayı ile itibaren başta ABD olmak üzere uluslararası para ve hisse senedi piyasalarında dalgalanmalar. Bize göre artçı depremler gibi bağıra bağıra gelen krizin öncü sesleri bunlar. Hesaplara göre piyasalarda en az 5 trilyon dolar buharlaşmış.

Şimdi tüm dünya olduğu gibi bizim piyasalarımız da oturmuş yas tutuyorlar, “halimiz ne olacak? diye dizlerini dövüyorlar, yas tutuyorlar.
Arkadaş, bunu Borsa İstanbul endeksi “120 bini geçti 125 bin olur mu?” haberlerini pompalarken, sabah akşam “ABD’de faizler artar mı?” tahminleri yaparken düşünecektiniz. Onları bırakın bize bakın. Döviz kurları yine kıpraşıyor, geçen yılın aynı düzeyine yükseliyor, faizler artıyor, sıcak para yavaş yavaş çekiliyor.
Makro ekonomik dengelerin negatif seyrettiği ve dışa bağımlılığın arttığı memleket ekonomisi bu krizden umarız çok derinden etkilenmez. Tek avantaj borçlanma faizlerinin yüksek olması. Bu oranları bırakıp gitmezler, hatta yatırımını nakde çeviren yabancılar, getirisi sabit ve güvenli kamu kağıtlarına para yatırabilir.
Kriz bize fırsat olarak geri dönebilir tâbii iyi yönetilirse. Bu nedenle bazen yüksek faizlerden, gün geliyor krizleri atlatmak için şikâyet etmemek lâzım.

HAYDAN GELEN PARA

Dünyanın gerekçelerini tam ortaya koyamadığı borsa krizine bakalım. Balonlar bir bir patlıyor ve olmayan para kayboluyor. Böyle bir para nakit, tomar tomar piyasalarda kullanılsaydı anlardık.
Bu; para ve menkul kıymetler borsalarında ne kadar yatırım aracı varsa onlardan karmakarışık bağlantılarla üretilen yatırım araçlarının kağıt üzerindeki kazancı. Şimdi bu para uçuyor, bizim yatırım uzmanları, danışmanları ağlaşıp duruyor.
Ne demiş atalarımız “haydan gelen para huya gider”, yani havadan gelen beleş para yine havaya gider. İş; gerçek paraya gelince işte o zaman kıyamet kopacaktır.

GELENEKSEL ON YILLIK DÖNGÜ

Tesadüf mü bilinmez dünya her on yılda bir böyle krizleri yaşıyor: Son 30 yıla bakarsak:
1988 yılında: dünya her gün askeri darbelere sahne olan Güney Amerika ülkelerinin yüz milyarca dolarlık dış borçlarını konuşuyordu. Gün geldi, Arjantin ve Brezilya gibi ülkeler bu borçları ödeyemeyeceklerini açıkladılar. ABD para piyasalarıyla birlikte dünya ekonomileri sarsıldı, kayıplar, verilen borçları geçti.
1998 yılında; bugün olduğu gibi sağa sola yatırım yapan sıcak para simsarları sudan bahaneler yaratarak yatırımlarını nakde çevirmeye başladılar. Kriz, önce Uzak doğu, sonra Rusya ardından Türkiye piyasaları altüst etti. Kriz bizde, 1999 yılında tekrar yaşandı, onlarca bankaya el koyuldu, şu bu yapıldı ama süreç 2001 Şubat krizini getirdi.

2008 yılında; bu defa ABD emlak piyasaları krizi patladı. “Ev, konut alın” diye kredi veren bankalar, bu kredi hareketliliğine bağlı kağıt üzerinde sayısız yeni getiri araçları ürettiler.
Ancak kredilerinin geri ödenmediği ve mantar gibi biten yeni konutların satılmadığı gerçeği ortaya çıkınca balon patladı, herkes yine parasının peşine düştü. Merkez Bankaları trilyonlarca doları piyasalara basmalarına rağmen aralarında verdikleri kredilerle Türkiye’nin sırtından bol para kazanan çok sayıda banka battı. Umarız geleneksel 10 yıllık kriz döngüsü bizi vurmaz, yine teğet geçer.

Facebook Yorumları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz