Dünya tarihinde felaketlerle birlikte gelen hiç beklenilmeyen yararlar olabiliyor. XIII. Yüzyıl ortalarında Selçuklular’a saldıran acımasız Moğol orduları, önlerinden kaçan onbinlerce Türkmen obasının Anadolu’da Türk nüfus oranının artmasına sebep olmuşlardı.


Korona Virüs, şu anda bütün dünyayı kasıp kavuruyor. Ateist Çin’de başlayan pandemik felaket Müslüman, Hıristiyan, Musevi ayırımı yapmadan binlerce insanı yok etti. Yüz milyonlarca insanı eve hapsetti.
Ben ve benim gibi 65 yaş üstü ORTA YAŞLILAR’ın evden çıkmaları yasak. 30 yıldan beri Cumartesi- Pazar tatili diye bir şey bilmeyen bu fakir bile 4 gündür evden dışarı çıkmadı. Bunun ne kadar zor bir şey olduğunu ancak 7×12 çalışan meslektaşlarım bilebilir. Bu bir felaket.

Ama dedik ya her felaket içerisinde bazı yararlar getirebiliyor.
Bu 4 günlük zorunlu tatil kendimizle yüzleşmemize yol açtı: Hayat dediğimiz şey sürekli bir koşuşturma olmak zorunda değilmiş. Tarsus Mufassal Defteri yayını bekleyebilirmiş. Hasanpaşazade Ahmet Bey ile ilgili belgelerin yayını o kadar da acele değilmiş. NVİ’de Osmanlıca Kurslarına ara verilse kıyamet kopmazmış.

Bu 4 günlük zorunlu tatil süresinde kitap okudum, namazlarımı daha düzenli kıldım. Daha stressiz, daha rahat bir hayat yaşadım. Hatta kendimi Kutsal Topraklarda ibadet ediyor gibi hissettim. Aceleye ve endişeye gerek yokmuş.

Ali Osman Solak kardeşimiz çok güzel dile getirmiş: Gözle görülmeyecek kadar küçük bir mikrop bütün devletleri, bütün insanlığı hizaya soktu. İnsanoğlunun bilgisayarları, laboratuarları, topları, tüfekleri resmen çaresiz kaldı.

Düşman olduğunuz kişi bile koronavirüse yakalansa sadece o zarar görmüyor. Ucu gelip size de dokunuyor. Dualarınızda bile dost-düşman ayırımı yapamıyorsunuz.

İtalya’da bu kadar insan ölmese idi bazıları İslam’a yüklenmek için iyi bir fırsat bulabilecekti. Ama İtalya’da hiç kimse bundan yararlanıp Papa’ya yüklenmedi.

Koronavirüs dost-düşman tanımıyor. Hıristiyan-Müslüman ayırımı yapmıyor. Zengin-fakir onun için hiç fark etmiyor. Koronavirüs insanlığa saldırıyor.

Bu saldırı karşısında bizlere düşen kişisel kin ve nefretlerimizi bırakıp daha geniş düşünebilmek. Hepimizin ölüm karşısında eşit olduğumuzu bilmek. Çok kısa bir süre içerisinde ölmek gibi bir tehdit altında iken bile kişisel düşmanlıkları, kişisel açgözlülükleri bırakamamak ne kadar kötü bir şey.

Küçük mikrop, sarı veba, koronavirüs bize çok büyük zararlar verdin. Vermeye de devam ediyorsun. Ama kendi kendimizle yüzleşmemize de sen sebep oldun. Sana teşekkür edemem. Ama bu öğrettiklerini unutmamaya çalışacağım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz