Birliğe, yardımlaşmaya ülkece en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlardayız

Korona günlerinde ikinci haftayıda geride bıraktığım bu günlerde neler yapmadım ki!

Okula gidemiyorum dönüştürülen uzaktan eğitim

Her birinin bir diğerinden kıymetli olduğu raflarda dizili olan kitapların bir arada bulunduğu bir o kadar kıymetli mekanlar olan kütüphanelere gidemedim.

Listem de ki kıymetli kitapların okumalarını yapamadım.

Dostlarımla bir mekanda buluşup keyifli sohbet eşliğinde çay veya kahve yudumlayamadım.

Sevdiğim mahalle lokantalarının birinde ev lezzetinde yemekler yiyemedim.

Eş, dost, arkadaş mekanını geçerken bir uğrayıp ziyaret edemedim.

Yolda yürürken ; dostluğun, arkadaşlığın, samimiyetin somut hali olan selamlaşıp tokalaştığım birileri olmadı.

Çoğu öğrenci gibi uzaktan eğitimi fırsat bilip çalışabileceğim düşüncesiyle form doldurduğum iş yerlerinde olumlu cevap gelir ümidiyle bekliyorum.

Daha yazamadığım hayatın önemli parçası halini alan aktiviteleri

‘Ne çok hain’

Hapis hayatı yaşadığım odamda en başlarda korkup çekinecek bir durum olmadığını, geçer deyip önemsemediğim virüslü günler bir biri arsına devam ederken sorunlu ve sıkıntılı günlere dönüşmeye başladı.

Birliğe, dayanışmaya, yardımlaşmaya ülkece en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde ve her sıkıntılı zamanda olduğu gibi bu günlerde de dünyaya sadece para kazanmak için gelen vicdan duygusundan mahrum kalmış, insani ilişkileri zayıflamış en büyük değeri sadece para olan fırsatçı ‘ne çok hain‘ insanlarda yok değil.

Dışarısı nasıl

Deyip çıkıyorum. Önlerinde her marka otomobilerin park halinde olduğu apartman binaları, siteler arasında ki kaldırımlarda yürürken kepenk indiren onca iş yerine karşın düştükleri ekonomik çaresizlik içerisinde salgına rağmen iş yerlerini açan insanlarla karşılaşıyorum.

Elleri eldivenli; yüzleri maskeli insanlar arasında; sağıma, soluma, önüme bakarak yürüyorum.

Ayağımı basa bileceğim, üzerine uzanıp sırtımı yaslayacağım çimen kokusuyla harmanlanan ‘basmak yasaktır’ yazılı tabelaların olmadığı Nazım’ ın ben toprak ve güneş bahtiyarım satırlarını mırıldayacağımı sağlayacak bir toprak parçası arasamda bulamadım.

Uzağımda yada yakınımda çiçek açmış tek tük ağaçlar dışında ruhuma iyi gelecek hiç bir şey bulamadan geri dönüyorum.

Cezalandırıldım mı?

Pencere önüne koyduğum yatağımda çocukluğumda ki gibi sokakları izleyecek noktaya geldiğim bu manasız günlerde ‘çatıların gök yüzüyle birleştiği yerleri’ izliyorum.

İzlerken yaramazlık yaptığı için dışarıya çıkarılmayan ebeveynleri tarafından cezalandırılan bir çocuğa benzetiyorum kendimi.

Bu sefer cezalandıran bireyi var eden doğa!

Değişmeyen tek şey değişimin kendisi

Ülke ve sorunlarının her an ekranlardan, sokaklarda oturup konuşulmasından gına gelmişken hiç bir şey yapmadan koruna üzerinde oturup düşünmenin bende aptallık yarattığını hissede biliyorum.

Köy, sokak, mahalle ve daha küçük olan yerleşim yerlerinde ki basit dayanışmaların olmayacağı dijital topluluklar

Siyasi ve ekonomik yoğunlaşmaların olduğu şehir ve kentleşmeye dayalı çok boyutlu yerleşim yerlerinin olduğu dijital toplumlara dijital çağ ve dijital dünyaya geçiş sayılan günlerde yaşıyorum.

Her şey benim çocukluğumdan bu yana ne çok değişti ve değişmeyede devam ediyor. ‘ Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir’ cümlesini hatırlatarak yerli yerine koymaya çalıştığım düşünceler.

Yalnızlık

İnsanlarla bağlantı kurmanın tek seçeneğinin sanal ortamlar olduğu bu günlerde internetinde yalnızlığa çare olmadığını öğrenmiş oldum.

İnsan için en kıymetli şey yeri doldurulmaz insanmış.

Sosyal bir varlık olan insan için yüz yüze iletişim yerini uzaktan iletişime kaptırdı desek yeridir.

İnsanlığın karşı karşıya kaldığı son olduğunu umduğun bu kaosu yenmek için çoğumuzun belki de hiç dikkat etmediği ellerimizi sık sık yıkadığımız, sosyal mesafeyi hem kendimiz hemde başka insanların sağlığı için daha çok önemsemeli hijyen kurallarına uyarak yaşamımızı sürdürmeliyiz.

Bir musibet bin nasihhatan iyidir misali sağlıklı yaşamı ,sosyal mesafeyi öğrenmek ve daha ciddiye almak için ikna olmanın yolu bu virüsten geçiyormuş!

Şiirler

Beklemenin ve yalnızlığın vermiş olduğu gerginliği azaltacağını düşündüğüm dinlediğimde beni başka bir dünyaya götüreceğini düşündüğüm şiirlere sığınıyorum.

Sanatın üstünde bir sanat‘ olan şiirleri dinleyenlerin kendini avutacakları, sığınacakları bir dünyaları mutlaka vardır.

Edebiyatımızın değerli şairlerinin duygularından, bizlerin yıpranan yıpratılan kalplerimizin derinliklerinde gezinen hislerimize tercüman olan bir birinden güzel şiirler

Dinlerken neler gelmez ki insanın aklına değil mi?

Kalbimin ilk heycanı, onu tanıdığım şehirle birlikte aklıma gelirken yüreğimden boğazıma doğru yol alan acı bir hisle yutkunuyorum.

Umarım mutludur.

Mazin kapını çalarsa birgün sende beni hatırla.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz