Ana Sayfa Yazarlar Köprüden önce son çıkış

Köprüden önce son çıkış

-

Bu hafta her yönüyle uzun yıllar unutulmayacak süreçlere sahne olacak. Gelecek Pazar günü hayırlısıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini yenileyerek tamamlayacağız.
Bunun için Yıldırım-İmamoğlu diyaloglarına ve polemiklerine odaklanacağız.


Kimin seçileceğini bilemeyiz ama bildiğimiz büyük bir ihtimal seçim sayım sonuçlarına artık kimsenin itiraz etmeyeceğidir. Edecek varsa da, özellikle kaybeden AKP tarafı olursa, bu defa kendi seçmeninden bile sert tepki alacaktır çünkü seçim sıfır hatayla (umuyoruz) yapılacak. Hata olursa ve itiraza gerekçe oluşturursa bunu izah etmek ve kabul ettirmek için nasıl bir polemik söylem geliştirilecek başlı başına bir politika sanatı olur. “Hiç bir şey olmadıysa bir şeyler olmuştur, oylarımız çalındı, milli irade gasp edildi” tezleri bu defa karşılık bulamayacaktır.
Canlı yayına bakıp “yok şöyle dediler, yok böyle dediler, şu soru sorulmadı, bir adaya daha fazla söz hakkı verildi, rakibini susturdu, tarihi cevap” lafları, ardından kamuoyu yoklamaları, tahminler, bizi köprüden önce son çıkışa götürecek mi? Biz bu yorumları mı konuşacağız yoksa adayların vaatlerini mi?

SEYRETMEK VE DİNLEMEK

Yıllar öncesinde benzeri programlar hazırlayıp sunmuş biri olarak yayın öncesinde bu tür programlardan nasıl bir başlık, manşet çıkabilir, yayın bittikten sonra da akılımız da ne kaldı” diye düşünürdüm. Cevap çoğunlukla hiç bir şey olurdu. Aı üstünde canlı yayın, her şey o an yaşanır ve biterdi. En çarpıcıcısının etkisi bile 24 saat sürerdi. Sonra unutulur gider, geriye saniyelere indirilmiş alıntılar kalırdı.

Bu tür programlar dinlenmez, seyredilir. Bir film gibi izlersiniz, konuşmacıların ne söylediğine değil nasıl söylediğine bakarsınız. Öncelikle mimiklerine, kravatına, oturmasına, ses tonuna,kaşına, gözüne kısacası size gösterilen görüntüleri algılarsınız. Önce göz görür, kulak sonradan işitir. Amaç konuşmacıların sizi ikna etmesi, sizi kendi düşüncelerine inandırması olsa da koltuğunda gevşemiş, yarı uykulu seyirci için söylenen değil gözüken önemlidir. Yayını böyle izlediniz, şimdi söylenenlere dikkat veriniz.

KARARSIZ KALDI MI?

Bir de şu kararsız kesime değinelim. İkna olan olmuştur, oyunu belirleyen belirlemiştir ama biz de bir kararsız kesim vardır. Yüzde 0ye yakın oya sahip bu kesim her seçim öncesinde ortaya çıkar, “seçimi kararsızlar belirleyecek” yorumlarından “bak benden bahsediyorlar” deyip haz duyarlar, seçim bittikten sonra da kimse bunları ne hatırlar ne de onlar sorarlar.
Yetişkin bir insanın siyasi düşüncesinde neden kararsız olur hiç anlamamakla birlikte böyle bir kararsız, Yıldırım mı İmamoğlu mu diye izledikten sonra ne diyecek?

Acaba bu yayından sonra böyle karasız kaç seçmen “aa ben yanlış düşünmüşüm oyumu değiştireceğim diğerine vereceğim” diyecektir ve çevresine açıklayacaktır? Bunu ölçme şansımız yok. Bu arada İstanbul seçmeni için köprüden önce son çıkış öncesinde böyle kaç kararsız vardır o da ayrı bir konu.

Son notumuz da fitnecilere: şurada bir hafta kalmış, gerek adaylar, gerekse sunucu hakkında halen karanlık işler çeviriyorsanız, boşuna uğraşmayın, tatile çıkın. Bundan sonra (doğru da olsa) ortaya çıkacak her türlü bilgi belge itibar görmeyecektir çünkü vatandaş köprüden önce son çıkışa gitti bile.

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İsmet Hazardağlı
İsmet Hazardağlıhttps://sonsoz.com.tr
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!

Bu Haberler Kaçmaz!

Doğuştan gelen fıtıktaki risk: Fıtık boğulması

Kasık fıtığının kasığın şişmesi ile belli olabileceğini söyleyen Op. Dr. Mevlit Korkmaz, fıtık tedavisinin ameliyatla mümkün olabileceğini söyledi