Nerede olursak olalım, mesleğimiz ne olursa olsun, ister genç, ister yaşlı, ister politikacı, ister işsiz; bu ülkenin herhangi bir vatandaşı olarak sıkıntılarımızı, dertlerimizi, sorunlarımızı içimize atarsak, büyür, dert olur hastalanırız. Paylaştıkça azalır dertlerimiz, rahatlarız konuştukça… Öyleyse susma… Konuşabilirsen eğer…

Kadına şiddeti görmek, çocuğa şiddeti fark etmek, çocuklarından koparılan aileleri anlamak, eğitimlerinden mahrum edilen gençlerin sesini duymak, işsizlerin, çalışanların sorunlarını, dertlerini dinlemek bile bir adımdır. Susmak, susturmak çözüm değil, konuşmak ve konuşturmaktır olması gereken… İnsanlar konuşarak anlaşır, dertlerini dinleterek rahatlar… İçinde kalanlar seni gün gelir boğar… Öyleyse içinden geçenleri insanca söyle… Açıl dertlerini, konuş. Ya da sus, çekil bir kenara otur!

Tacizlerde, doğa olaylarında, sağlık ve diğer alanlarda yanlışlara ortak tepki vermek, her şeyden önce insan olmanın gereğidir. Susuyorsan, insanlığını sorgula…

Her kim yanlış yaparsa, uyarmak ve en kısa sürede yanlıştan dönülmesine katkı sağlamak gerekir. Tersi olursa zamanla yanlışlar doğruların üzerinde yer alarak, olumsuzluklarla örülü bir dünya meydana gelir… Sonuç mu?  Siz tahmin edin, yanlışlar üzerinde doğruluğun sözü olur mu? Yanlışların hüküm sürdüğü yerde doğrunun yeri olur mu? Konuşmak, rahatlamaktır. İçe atmaksa zamanla dağlaşır ve sığmaz, gün olur patlar insan… Asıl o zaman tehlikelidir. Konuşarak deşarj olur, rahatlar insan… Atalarımız, “Söz var gelir geçer, söz var deler geçer.” Sözüyle söylenmesi gerekeni zaten söylemiş. Öyleyse içindekileri paylaş ve susma… Suskunluk hayata ve başkalarına teslimiyettir. Konuşmak senin de hakkın… Söyleyecek söz bulamıyorsan eğer, susabilirsin dilini ısırarak…

Dostoyevski, “Bazen susarsın… Yenilmiş sanırlar seni, eksik ve yaramaz. Unutma, susan bilir ki konuştuğu zaman kimse kaldıramaz.”derken, söylenmesi gerekeni kısaca özetlemiş…

Sevgilerin dili sadece bakışlar, yazılar, sözler değildir. Sesindeki ton, insanlara konuşma mesafen, sıcaklığın ya da soğukluğunda gelişen süreçtir; ilerlemesi ya da gerilemesi… Her şey senin elinde, dilinde, hareketinde, bakışındadır. Hepsi de bir anlamda ifade verir karşı tarafa… Özdemir Asaf’ın dediği gibi, “Konuşmak susmanın kokusudur. Ya sus git, ya konuş gel, Ortalarda kalma. Yalan korkaklığın tortusudur. Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.” Zamanında söylenmemiş her söz, zamanla hükmünü kaybeder… Söyleyeceğini söylemekten geri kalma… Konuş, anlat, susma içinden geçen nehirlerin akışını kesme… Konuş…  Ya da sus ve git…

İster çocuk olalım, ister yetişkin, aynı topraklarda yaşıyorsak hepimizin birbirine söyleyeceği bir sözü vardır. Olmalıdır. Birbirimize saygılı kalarak, birbirimizin söylediklerini dinlemeliyiz.

Atalarımızın söylediği gibi; “Kızım sana diyorum, gelinim sen anla.” İşte benimkisi de öyle bir şey…

Facebook Comments

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz