KOÇ: TÜRKÜLER BENİ CEZBEDERDİ

0
186

Halk Ozanı ve şair Yener Koç, halk ozanlığına nasıl başladığını, halk ozanı olarak ne gibi eserler ortaya koyduğunu gazetemiz için açıkladı. Kendi eserleri ve sanata bakış açısı hakkında da bilgi veren Koç, halk ozanlığının önemine değindi.

Esma ALTIN/ANKARA

Halk Ozanı ve Şair Yener Koç, ozanlığa başlama süreci ve halk ozanlığının geleceği hakkında açıklamalarda bulundu. Koç: “Halk Ozanı olabilmek için, en az 3 şeye ihtiyaç vardır; bilinç, teknik ve duyarlılık. Sadece bilinç, sadece teknik, sadece duygu, hep bir yanı eksik kalmış yazıdır. Oysa edebiyat bambaşka bir şeydir. Okuyanı-dinleyeni alıp bambaşka yerlere götürmeli, okuyan-dinleyen kendinden bir şeyler bulmalıdır.” dedi.

- Reklam -

‘MAHLASIM KOÇYENER’

Küçük yaşlarda Ankara’ya geldiğini ve asıl mesleğinin Mali Müşavirlik olduğunu dile getiren Koç sözlerine şöyle devam etti; “1963 Kars ili Selim ilçesi Iğdır köyü doğumluyum. 6 Yaşında ailemle birlikte, Ankara Mamak – Natoyolu’na 1969 yılında geldik. İlk, orta, lise eğitimimi Mamak’ta yaptım. Üniversite eğitimim, Anadolu Üniversitesi, İktisat Fakültesi’dir. 40 yıllık süreç içerisinde, muhasebe bürosunda eleman, özel okulda muhasebe müdürü ve kendi büromda Mali Müşavir olarak çalıştım. Bu süre içerisinde; gerek mesleki gerek yöresel gerekse ulusal gazete ve dergilerde ekonomi üzerine makalelerim, karikatürlerim ve şiirlerim yayınlandı. Evli ve 2 çocuk babasıyım.  Mesleğim olan Mali Müşavir olarak, Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Derneği Üst Birlik yönetiminde iki dönem genel merkez yöneticiliği yaptım. Aynı meslek derneğinin Ankara Şubesinde de iki dönem sekreter ve dergi yayın yönetmeni olarak görev yaptım. Dolu dolu yaşamakta, toplumsallık konusunda duyarlı, farklı etkinliklerde Halk Ozanlığı geleneğini sürdürmeye, eşit ve özgür yaşama ve sanata dair olumlu katkılar sunmaya çalışmaktayım.”

Ozanlığa başlama süreci hakkında bilgi veren Koç şunları aktardı; “Halk Ozanı olarak kullandığım mahlasım: ‘KoçYener’. Ozanlığım, ortaokul yıllarında şiirle başladı. Lise yıllarından başlayarak, toplumsal yapının ve bilincin uyanışıyla birlikte şiirlerimin içerikleri de değişmeye başladı. Kimi şiirlerime beste yapmaya da başlamıştım. Ancak saz çalmayı henüz bilemediğim, kayıt ortamının olmayışı ve çalışmak zorunda kaldığımdan, o dönemlerde müziğe ağırlık verememiştim. Şiir ağırlıktaydı. Çocukluğumun geçtiği Şirintepe mahallesinde, babamın bakkal ve kahvehanesi vardı ve orada hem çalışıyor hem okuyordum. O yıllardan tanıdığımız Aşık Hüseyin Çırakman komşumuzdu. Ozan olarak ilk onu tanıdım. Kahvemize son dönem bazı aşıklar gelir türkü çalıp söylerlerdi. Ancak ben, özellikle TRT’nin ilk yıllarından beri farklı yöre türkülerini dinlerdim. Pir Sultan, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Aşık Veysel türküleri beni cezbederdi.”

‘KENDİME OZAN DEMEDİM’

Halk Ozanı olarak anılması ve mahlasını nasıl aldığını anlatan Koç şunları ifade etti; “Emekli olduğumda, Eğitim-Sen koro faaliyetlerinde bestelerim seslendirilmeye başlamıştı. Ardından, Halk Ozanları ve Şairleri etkinliklerinde konuk Ozan olarak çağrılmaya başlandım.  Eğitim-Sen, Mali Müşavirler, Yurdun Türküleri, Türküler Sevdamız, Anadolu Saz Koro ve Konserlerinde söz ve müziği kendime ait türkülerim seslendirildi. Ben kendime Ozan demedim. Tarafıma, AŞDER (Âşıklar Derneği) tarafından düzenlenen 20. Geleneksel, 11. Uluslararası ‘Halk Âşıkları Bayramı’nda, ‘Koçyener’ mahlası ve ‘Halk Ozanı’ plaketi verildi.  Zaten, şair ve ozan etkinliklerinde  etkinliği düzenleyenler tarafından kendiliğinden Koçyener olarak sesleniliyordum. Diğer ozan ve şairler bana zaten mahlasımı kendiliğinden uygun görmüşlerdi. Sanırım buna şair Yanık Ahmet ön ayak oldu.

Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak kayıtlara geçtiğini belirten Koç, yaptığı programlar hakkında bilgi verdi. Koç: “Kültür Bakanlığı tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı, Halk Ozanı olarak envanter kayıtlarına alındım, belgelendirildim. Eserlerim, Halk Ozanı olarak röportajlarımın da yapıldığı, TRT Kent Radyo, TRT Türkü, TRT Aşıklık Geleneği, TRT Türkü Aşıklarımız ve Özgür, Harman, Avrasya, Ostim, Pal Doğa, Hedef gibi özel radyolarda yayınlanmakta. Ayrıca bir dönem, Senter FM  internet radyosunda ‘Koçyener’le Bizim Türküler’ isminde halk ozanları ve türkü hikayeleri konusunda radyo yayıncılığı ve sunuculuğu yaptım. Karikatürlerim, ulusal ve yerel günlük gazete, edebiyat, mizah ve mesleki dergilerde farklı tarihlerde yayınlandı. Aynı zamanda, Ozan-Der (Ozanlar Derneğii) ve  MESAM (Müzik Eser Sahipleri Derneği) üyesiyim.” dedi.

Pandemi nedeniyle bazı faaliyetlerine ara verdiğini ifade eden Koç şunları söyledi; “Şiir ve müzikteki yeni eser üretimlerimin arşivim için kayda ve notaya alınması, Dikmen Sokullu’da Orfeo Sanat Evinde şu an yapmaya çalıştığım işlerdir. Bazı türkülerimin klip çalışmalarına hazırlık yapmaktayım. Ayrıca, ‘Bir Yanım Sevda’ isimli yayınlanan şiir kitabımın ardından, yayınlanmamış türkü ve şiirlerimden oluşan eserlerim yayına hazır durumda ve pandemi nedeniyle beklemektedir. OZAN-DER, AŞDER, Kale 3 MİM, EMY KÜLTÜR, SENTEZ KÜLTÜR, EKİN SANAT ve farklı Ozan-Şair etkinliklerinde; ‘Koçyener Türküleri’ adında yaptığım programlara, türkü ve şiir etkinliklerine salgın nedeniyle ara verdim.  

Şiirlerinin yer aldığı yayın ve kaynaklardan bahseden Koç şunları aktardı; “Bir Yanım Sevda isimli şiir kitabım yayınlandı. Muhtelif tarihlerde, Nitelik, Mahzunice, Ekin Sanat, MMMB Bülten, Yeni Ceyhan adlı  dergilerde serbest ve hece ölçüsünde şiirlerim yayınlandı. ‘Şimdi İmece’ yerel gazetesinde, şiirlerim hakkında söyleşi yayınlandı. Derviş Balkiraz’ın yayınladığı ‘Bin Gönül İki Sevda’ adlı inceleme kitabında şiirimle yer aldım. Gonca Aydemir’in  yayına hazırladığı ‘CoronaTufan’ kitabında şiirimle yer aldım. Birinci albümüm ‘Bir Bahçede Gülü Gördüm’ isimli, söz ve müzikleri tarafıma ait 12 eserden oluşan albüm 2014 sonunda, Battal Çam yönetiminde ve ODE Prodüksiyon tarafından çıktı. İkinci albümüm ‘Sen Yoksun’ isimli, söz ve müzikleri tarafıma ait 4 eserden oluşan albüm 2020 Mayıs’ta Mete Artun aranjörlüğünde, Tanju Duman Müzik Medya aracılığıyla çıktı. Bir şiirimi de paylaşmak isterim;

BİR BAHÇEDE GÜLÜ GÖRDÜM    

Bir bahçede gülü gördüm

Lale Sümbül küsmüş bana

Sevdalandım aşkı ördüm

Menekşeler susmuş bana

Gül attı dermeye geldim

Gel etti sarmaya geldim

Del’etti sormaya geldim

Selamını kesmiş bana

İster idim dilek verdim

Kavuşmaya erek verdim

Alev alev yürek verdim

Ateşini kısmış bana

Gül attı dermeye geldim

Gel etti sarmaya geldim

Del’etti sormaya geldim

Selamını kesmiş bana

Manalıdır bir bakışın

Kavuruyor yar ataşın

Koçyener sevdalı başın

Rüzgâr olup esmiş bana

Gül attı dermeye geldim

Gel etti sarmaya geldim

Del’etti sormaya geldim

  Selamını kesmiş bana”

‘BİLİNÇ, TEKNİK, DUYARLILIK’

Halk Ozanı olabilmek için 3 önemli yetiye sahip olunması gerektiğine dikkat çeken Koç sözlerine şöyle devam etti; “Halk Ozanlığı; yazılı kültüre geçilmediği dönemlerden başlayarak, günümüze gelen süreçte de, halkın sevinçlerinin, üzüntülerinin, sevdalarının, kızgınlıklarının, güzelleme ve yermeleri ile isyan ettiği konularının edebi, lirik, müzikli ya da müziksiz dile getirilmesidir. Bana göre Halk Ozanı olabilmek için, en az 3 şeye ihtiyaç vardır; bilinç, duyarlılık ve teknik. Sadece bilinç, sadece teknik, sadece duygu, hep bir yanı eksik kalmış yazıdır. Oysa edebiyat bambaşka bir şeydir. Okuyanı-dinleyeni alıp, bambaşka yerlere götürmeli, okuyan-dinleyen kendinden bir şeyler bulmalıdır.”

Halk Ozanlığının toplum, halk var olduğu müddetçe devam edeceğini vurgulayan Koç şu ifadeleri kullandı; “Halk Ozanlığı, günümüz popüler kültürün etkisiyle alması gereken değeri alamasa da, gerekli desteği göremese de, halkın, toplumun sorunları, sevdaları olduğu müddetçe devam edecektir.  Bana göre halk müziği tüm müzik türlerinin anası, kaynağıdır ve hep de öyle olacaktır.”

Eserlerinde hangi konulara ağırlık verdiğini açıklayan Koç; “Gerek yayınlanmış şiirlerimde gerekse yayına hazır şiirlerimde, türkülerimde, sevda, hasret, toplumsal eleştiri, güzelleme konularını içermekteyim. Yazabilmenin en büyük sebebinin, sevmek, her şeyi sevebilmek olduğuna bağlıyorum. Dağı, taşı, insanı, kuşu, yaşamı sevebilmek. Sevgiye karşı gelene, engelleyene karşı duyarlı olabilmektir bütün mesele.” dedi.

Özellikle genç kesimin Halk Ozanlığı ve halk müziği, şiirlerine olan ilgisi hakkında değerlendirmelerde bulunan Koç şunlara değindi; “TRT Ankara radyosunda, 18 yaş ve üstü gençlere hitap eden programa da konuk ozan olarak çağrıldım, türkülerimi seslendirdim. Ancak sanırım, pop kültürü, halk türkülerine çoğu özel yayınların yer vermemesi, türkü üreten ozanlara, stüdyo kaydı, aranje, albüm, yayıncı, reklam gibi maliyetlerin  ağır gelmesi halk müziğine olumsuz etki yapmaktadır. Kültür Bakanlığı, Millli Eğitim Bakanlığı şiirler ve türkülerin gençlere ve tüm halka tanıtımı ve sunumunu sağlamalıdır.”

‘KÜLTÜR TAŞIYICILARIYIZ’

Müziğin büyük bir gücü olduğunu savunan Koç şunları dile getirdi; “Halk Ozanı olarak, şiirin gücüne inanmakla birlikte, öyle şiirler var ki; müziğin gücüyle, gücüne güç katmaktadır. Örneğin; türkü. Kimi şair arkadaşların söyledikleri gibi, sanırım ben, ‘Türkü yazıyorum’ ve köy hayatında fazla kalmadığım, şehirde ve farklı kültürlere şahitlik etmemden kaynaklı olsa gerek ‘Kent Ozanı’ olarak tanımlanmaktayım.”Halk ozanı olmanın geçmişten günümüze zorlukları olduğunu belirten Koç; “Günümüzde ve öncesinde de Halk Ozanı olmanın zorlukları bir kısım teknonojik olarak değişse de hep aynı kalmıştır. Halk Ozanlarının en büyük sorunlarından birisi, ekonomiktir. Ekonomik olarak güçsüz olan şair ve ozanlar, kitap, albüm çıkaramamakta, tanıtım yapamamaktalar. Oluşturabildikleri dernek, vb. kurumlar da buna yeterli çözüm üretememekteler. Telif sorunları da özellikle internetin çıkışıyla kaset, albüm sektörüne büyük darbe vurmuş ve devam etmektedir. Müzik sektöründeki tekelleşme, halk ozanlarını da vurmaktadır. Özellikle yayıncı, stüdyo, reklam-tanıtım maliyetleri Halk Ozanlarının gücünü kat be kat aşmaktadır. Bu nedenle, sanatıyla ilgili olmayan başka işlerle ömür tüketmekteler. Umudum, Halk Ozanlarına, şairlere okul kitaplarında, özellikle etkisi çok olan TV ve radyolarda yeterince yer verilmesi, bizlerin ekonomik sıkıntılara boyun eğmeden ayakta kalabilmemizin sağlanmasıdır. Çünkü biz şair ve halk ozanları kültür taşıyıcılarıyız.” ifadelerini kullandı.

- Reklam -