Kırım Hanı Şahin Giray’ın Bağımsızlık Macerası

4
257

1768’de başlayan Osmanlı-Rus Savaşı 6 yıl devam etmiş, III. Mustafa’nın biriktirdiği paralarla toplanan derme-çatma ordu tam bir hezimete uğramıştı. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması, Kırım’ın elden çıkışına kapı hazırlamıştı. Küçük Kaynarca Antlaşması’nın ihtilafa sebeb olan 3 maddesi 1779 yılında İstanbul’da Aynalıkavak Sarayı’nda yapılan bir tenkihname ile açık hale konulmuştu. Buna göre Kırım Hanı olarak atanan kişiye Müslümanların halifesi olan Osmanlı Padişahı tarafından “menşur” gönderilecek ve atama onanmış olacaktı. Bu anlaşmaya göre Rusya 3 ay içerisinde Kırım’dan askerini çekecekti.


Rusya, kaleyi hem dışarıdan hem de içeriden feth etmiş bulunuyordu. Aynalıkavak Tankihnamesi imzalandığında Kırım Hanı olarak iş başında bulunan Şahin Giray zaten Rusların yetiştirmesi ve bir numaralı adamlarıydı. İşte İstanbul’da bulunan “Halife-i rûy-ı zemîn I. Abdülhamid Han” bu sefil şahsa menşur, yani atama beratı göndermek zorundaydı. Menşur gönderildi ve Kırım’ın Ruslar tarafından fiilen işgali bir süreliğine de olsa önlenmiş oldu. Artık Şahin Giray yıllardan beri uğraştığı Hanlık makamına resmen oturmuş bulunuyordu.
Şahin Giray sırtını Ruslar’a dayamıştı. Kendi kendince Kırım’da bir takım devrimler yapacak, Kırım halkını modern bir toplum! haline getirecekti. Ama gerekli aklı, kendi “ak sakal”larından değil Rus dostlarından alıyordu. Ruslar gibi alafranga sofralarda oturuyor, halkının yüzüne karşı Rus dostlarının şerefine kadeh kaldırmaktan çekinmiyordu. Sırtında Katerina tarafından gönderilmiş olan Rus Albayı üniforması ve yakasında at nalı gibi “Sent Anderya Şövalyelik Nişanı” vardı. Halkının nefretini umursamadığı gibi üstelik yeni vergilerle kendi halkını eziyordu.

Ruslar bir yandan Şahin Giray’ı şımartıyor diğer yandan da el altından halkı isyan etmeleri için kışkırtıyorlardı. Sonunda istenilen oldu. Kırım halkı ayaklanarak Kırım Sarayı’na yürüdü. Başlarında Şahin Giray’ın kardeşleri Bahadır Giray ve Arslan Giray vardı. Şahin Giray, Yeni Kale ve Kerc taraflarına kaçarak Ruslar’a sığındı. General Potemkin zaten bu iş için hazır beklemekteydi. Kırımlılar Bahadır Giray’ı hanlık makamına getirdiklerini Ruslar’a usulüne uygun şekilde bildirdiler. Aynı zamanda “menşur” gönderilmesi için İstanbul’a haberci yolladılar. 1789 Fransız ihtilalinden sonra saf değiştirmiş olan Fransa, artık Osmanlı’ya dost görünse de Ruslarla işbirliği içerisindeydi. Fransız elçisinin gayreti sonucu Bahadır Giray’a menşur gönderilmesinden vaz geçildi. Rus askerlerinin desteği ile Kırım’a giren Şahin Giray ikinci defa Kırım Hanı olarak atanmak zorunda kalındı. Rusya daha önceden Avusturya ile anlaşmış olduğundan Erdel ve Macaristan’a yeni askeri birlikler göndermişti. İşin kötüsü Osmanlı Devleti’nin yeni bir harbe katlanacak gücü yoktu.
Rusya Kırım’da istediği gibi at koşturuyor, bununla da yetinmeyerek Eflak ve Boğdan’a el atıyor, Akdeniz adalarında canının istediği yerde konsolosluklar açıyordu.Kırım’da güya Şahin Giray hanlık makamında oturuyordu. Gerçekte ise bütün işler Rus generali Dibalbin’in emriyle yürüyordu. 1783 yılında artık hiçbir Kırım camiinde hutbede Osmanlı padişahının adı sanı geçmiyordu. Osmanlı, Rusların niyetini anlamıştı. Ama gücü sadece sadrazam değiştirmeye yetti. Yeğen Mehmet Paşa görevden alınarak daha sonra idam edilecek olan Halil Hamid Paşa sadrazam yapıldı.


Kırım’ın kesin şekilde Rus topraklarına katılması artık an meselesi idi. General Potemkin 70.000 kişilik Rus ordusu ile Kırım’a girdiğinde karşısına çıkabilecek hiçbir kuvvet yoktu.
Potemkin, Kırım ileri gelenlerini Karasu mevkiinde kurmuş olduğu ordugâhına çağırdı. “Siz fesat çıkaran bir kavimsiniz. Bize çok zahmet verdiniz. Sizden çektiğimizi hiçbir milletten çekmedik. Fesadınızdan kurtulmak için Devlet-i aliyye de sizden el çekerek serbest bıraktı. Bu kadar askerimi öldürdünüz, şu kadar ruble harcamak zorunda kaldım. Bu yüzden de Taman, Koban ve Kırım’ı Rus topraklarına kattım” diyen II. Katerina’nın beyannamesini okudu. Kırım halkından Rus reayası olmayı kabul etmek istemeyenlerin mal ve eşyalarını alarak istedikleri ülkeye gidebileceklerini bildirdi. Kalmak isteyenler Kraliçeye sadık kalacaklarına dair yemin etmeliydiler.


Ruslar daha önce Kırım Tatarlarını, “siz Cengiz Han’ın torunlarısınız. Siz Osmanlı’dan bile daha asilsiniz. Niçin onların emrinde yaşayacaksınız?” diye kışkırtıyorlardı. Artık katı gerçek gün gibi ortadaydı. Cengiz Han’ın torunları Kırım Tatarları, resmen Ruslar’a esir olmuşlardı. Dinleri de, dilleri de tehlike altındaydı.
30.000 kadar Kırım Tatarı ve Nogay hanelerini toplayıp satabildiklerini satıp, satamadıkları birkaç eşyayı yanlarına alıp yola düştüler. Ancak Kırım’ın boşalacağını, reayadan mahrum kalacaklarını gören General Potemkin bunlara engel olarak bu zavallı insanların çoğunu kılıçtan geçirerek göçü önledi.
Şahin Giray ve taraftarları Ruslar’a ne kadar güvenilebileceğini artık anlamışlardı ama çok, hem de çok geç kalmışlardı. Tarihin çarkını geriye doğru döndürmek mümkün değildi.

4 YORUMLAR

  1. Şahin Giray sırtını Ruslar’a dayamıştı. Kendi kendince Kırım’da bir takım devrimler yapacak, Kırım halkını modern bir toplum! haline getirecekti. Ama gerekli aklı, kendi “ak sakal”larından değil Rus dostlarından alıyordu. Ruslar gibi alafranga sofralarda oturuyor, halkının yüzüne karşı Rus dostlarının şerefine kadeh kaldırmaktan çekinmiyordu. Sırtında Katerina tarafından gönderilmiş olan Rus Albayı üniforması ve yakasında at nalı gibi “Sent Anderya Şövalyelik Nişanı” vardı. Halkının nefretini umursamadığı gibi üstelik yeni vergilerle kendi halkını eziyordu.

  2. Şahin Giray ve taraftarları Ruslar’a ne kadar güvenilebileceğini artık anlamışlardı ama çok, hem de çok geç kalmışlardı. Tarihin çarkını geriye doğru döndürmek mümkün değildi.

  3. Eldekinden daha fazlasına sahip olmak isteyince eldekininin de kaybedildiğini gösteren çok güzel bir yazı olmuş hocam, elinize sağlık. Kırım’ın ilhakından sonra meydana gelen bu göç dalgası 1860’lardan sonra zirvelere ulaştı ve birçok Kırım Tatarı ve Nogay anavatanlarını terk etmek zorunda kaldı.

  4. Kırım Girayları içerisinde iktidar hırsı ile hareket edenler olmuştu. Ancak Şahin Giray’ın gaflet ve ihaneti koca bir ülkenin elden çıkmasına ve onbinlerce Tatar’ın yurtsuz kalmasına sebep oldu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz