Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe’deki Cumhurbaşkanlığı çalışma ofisinde Reuters’a değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan’ın sorulan sorulara verdiği tüm cevapları ‘’şikâyet’’ etmekten ibaretti.
30 km derinliğindeki güvenli bölge önerisinin Trump’dan geldiğini söyleyen Erdoğan, “Fırat’ın doğusundaki adımlarda ise Trump’ın altındaki ekipler onun sözlerine uymadı. Obama bana Münbiç’ten çıkacağız dedi. Peki, çıktı mı? Çıkmadı. Sayın Trump’a bunu söylediğim zaman, o zaman görevde Tillerson vardı, o zaman da çıkmadılar” diye devam etti.
‘’Amerika gibi bir devletin başı çekme kararını açıklar da o asker oradan çıkmazsa bu bize güven vermiyor’’ diye konuştu.

Erdoğan’ın anlamak istemediği, ABD sisteminde, ABD başkanı ‘’tek adam’’ değildir. Senato, Meclis, Pentagon, CIA, lobiler vardır. Yürütme, yasamadan bağımsızdır.

ABD’nin YPG’ye silah yardımı yaptığını söyleyen Erdoğan, “PYD/YPG PKK’nın bir koludur. Bunu Batı’ya ispatlamamıza rağmen buna inanmıyorlar. Daha biz neyi anlatacağız? Bizim söylediklerimize inanmıyorlar terör örgütünün sözleriyle hareket ediyor. Amerika buraya on binlerce TIR mühimmat getirdi. Şimdi biz nasıl müttefikiz” dedi.

ABD’nin İran’ın Akdeniz’e ulaşmaması ve İsrail’e için tehdit olmaması için, PYD bölgesine ve YPG’ye silah vermeye devam edeceğini bilmiyor muyuz?
YPG silahlarını Türkiye’ye karşı kullanacağını söyleyen Erdoğan esasen çok iyi bilir ki, YPG gibi toplama insanların Türk ordusu karşısında durmaları söz konusu değil.
Çin’in İran’ın enerji kaynaklarına ulaşmaması için Trump, İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile bile görüşmeyi kabul etmedi mi? Son derece sert olan güvenlik danışmanı Bolton’u bu yüzden kovduğunun farkında değil miyiz?

Erdoğan, güvenli bölge konusunda 30 km talebinin ABD Başkanı Donald Trump’tan geldiğini belirterek, “Bu 30 kilometreye Sayın Trump’ın yanındakiler ve altındaki ekip uymadı’’ dedi.
Güvenli bölgenin 30 km olmasının askeri, stratejik ve güvenlik ile ilgili çalışma neticesinde olmadığını sadece Trump konuşmasında kafadan bir rakam söylediği için olduğunu anladık, bu daha kaygı verici.
Erdoğan konuşmasında şöyle dedi:

‘’Sayın Obama, bana bir gece telefon açtı, ‘Kobani’ye uçaklarımızı indirmek zorundayız. Oradaki insanlar zor durumda, onları Türkiye’ye almak zorundayız ya da oradaki belirli yerlere ciddi manada mühimmat indireceğiz.’ dedi. Ne yaptılar? Oraya ciddi manada silah indirdiler ve o günden bugüne yaklaşık 300 bin Kobaniliyi ülkemizde yedirip içirip, giydiriyoruz. Nerede Amerika? Yok’’
Kobani IŞİD tarafından işgal edilme girişimi sırasında, Türkiye sadece Kobani’ye değil tüm Suriye’ye müdahale edilmesi gerek diyerek bir girişimi yapmadı. Belli bir süre sonra peşmergenin Kobani’ye geçmesine müsaade etmişti.

Hatta Erdoğan, bizim için IŞİD’le YPG aynıdır demişti ve Kobani düştü düşecek diye eklemişti.
Bu fırsatı iyi değerlendiren ABD, Kobani ile birlikte Fırat’ın doğusunun % 90’nı eline geçirdi.
Kendi sınırımızı kendimiz güvenlik altına alacağımız Fırat’ın doğusunu niye ABD’ye bıraktık?
Niye hem IŞİD’i hem YPG’yi bölgeden uzaklaştırma fırsatını kullanmadık?
Fırat’ın doğusunda bulunan Türk toprakları içinde yer alan Süleyman Şah türbesini YPG yardımıyla gece yarısı kendi topraklarımızdan neden kaçırmak zorunda kaldık?

Ve maalesef bu vahim hadise halka büyük bir kahramanlık ve askeri başarı olarak anlatıldı.
Ve şimdi güvenli bölge ve Fırat’ın doğusu konusunda neyi kime şikâyet ediyoruz?
ABD’ye Fırat’ın doğusunun kontrolünü, silah ve mühimmat yığmasını birazda biz sebep olduğumuz gözükmüyor mu? YPG’nin gelişmesi ve güçlenmesi buna bağlı değil mi?
Türkiye maalesef 1991 birinci körfez krizinden bugüne kadar, eline geçen fırsatlarını menfaatlerine ve geleceğine uygun olarak değerlendirememiştir.

Bu yanlışları bazen askerler, bazen siyasiler, bazen basının güzide yazarları çizerleri yapmıştır.
Mustafa Kemal’in İsmet İnönü’ye şifahen aktardığı vasiyetinde  ’‘Musul, Kerkük ve Süleymaniye için Lozan’da gereğini yapamadık. Tedbir alınmazsa bu bölge Türkiye’nin başına her zaman problem olacaktır. Türkiye’nin bu problemi çözmesi lazımdır’’ dediği İnönü tarafından Ecevit’e aktarılmıştır.
Atatürk’ü kim anladı ve bu problemleri çözmeye çalıştı? Merhum Özal’dan başka hiç kimse.

Facebook Comments

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz