Kim, kime güvenecek?

0
91

Bir güven bunalımıdır gidiyor, zincirleme günlük yaşananlarda… Öyle günlere gelindi ki, kişi, kendisi dışında herkesi sorumlu tutuyor, tepeden tırnağa kadar… Asıl sorumlu olması gerekenler, işlerine geldi mi kendileri, işlerine gelmedi mi karşılarındakileri sorumlu tutuyor. Oh ne ala!


Başarılı olunursa, ben başardım. Başarısız olunursa, sizin yüzünüzden oldu. Tüm başarılar benim, başarısızlıklarda sizin. İşlerine böyle bakanların işleri tıkır tıkır işler kendilerince… Suçlu her zaman hazır, bana karşı olanlar… Algılarla dengeyi bozmak, sorumlular sorumluluğu başarısızlıklarda başkalarına yıkma taktiği, maalesef kime yararı var? Zincirleme kendileri dâhil herkese zararı olur, ama çoğu bunun farkında bile değil, ya da çoğumuz öyle bakıyoruz… Böyle bir dünyada kim kime nasıl güvenecek? Güven bunalımı; insanların psikolojisini de bozuyor, sağlıklı düşünme yetisini kaybetmeye başlıyor, takıntıları artıyor beden sağlığı dışında ruhsal sağlığı da bozuluyor. En ufak tepkiler, büyütülerek karşılıklı büyük zararlar verecek olaylara dönüşebiliyor. Yeri geliyor en yakınına “ACABA?” gibi sözlerle tedirgin, durup içinde sayısız soru işaretleriyle düşünür oldu. Bunun nedeni tek olamaz elbette; virüs salgını, geçim derdi, çevresindeki yaşanan çarpık yanlışlıklar ve buna kayıtsız kalanlar, kaygı, endişe gibi birçok etken üst üste eklendiğinde sağlıklı yaşama bir mucize olmaya başlandı. Bir de bunların üzerine kişiler arası ayrımcılık, kimine kolayca sağlanan imkânlar bir başkasına önüne engeller getirilmesi… Kim, kime güvenecek böyle bir ortam içinde?


Dere yataklarına yıllarca ev, iş yerleri vb. yapılıyor, izinler veriliyor ve sel gelince, kim suçlu? YOK! Sonuç mu? Suçlu, İNSANLARDIR. Suçlu, buna bir şekilde katkı sağlayan herkestir. Bu gün bile yurdun birçok yerinde hala aynı yanlışların tekrarı yapılıyor ve aynı kaderi yaşayıncaya kadar HİÇBİR ŞEY YOK gibi yaşamaya devam ediyoruz.

Salgın gün gün artıyor ve vurdumduymazlıkta aynı şekilde… Bize bir şey olmaz. Ölen ölür kalanlar bize yeter. Kendi tedbirini kendin al, karşındaki istediğini yapsın… Böyle düşüncelerle yurdum güzel insanları gün gün kendilerini yok ediyor, sağlıkçılar artık dayanma noktaları kırılmaya başlandı. Bir yerde ticaret için serbestlik bir yerde katı tedbirler. Bir tutarlılık bir birliktelik olmazsa bu mücadelede başarı bir hayal olur. Kuru nasihatlerle birbirimizi avutmaktan öteye geçilmez. Birbirimize tepeden tırnağa kadar güvenmek için tutarlı olunmalı. Bir günü diğer güne uymalı. Her gün birbiriyle çelişen gelişmeler, kafaları daha çok karıştırıyor. Öyle ki, birbirimizden çekinir, korkar olduk. 2020 yılı fiziksel ve ruhsal sağlığımızı ne hale getirdi. Artık,“Kim, kime nasıl güvenecek?” noktasına geldik.

Sorumlu kim yaşananlardan? Çözüm kimlerde? Sorular soruları kovalıyor. Hayalleri çalınanların, geleceğinin aydın olacağını düşünebilir mi? Günübirlik kararlarla, günü birlik yaşarlar, yarını belirsiz…

Güzel şeyler yazmak isterdim bugün; pembe düşler kurdurmak, geleceğimizi iyi gören, her şeyi iyiye giden müjdeler almak ve vermek isterdim. Maalesef gerçekleri gizleyerek hiçbir şey düzelmiyor, sadece bir an için kendimizi kandırıyoruz. Yalanlar uyuşturur, gerçekler ise acıtır, acıtır ama insanın dayanma gücünü, direncini ve savunma içgüdüsünü de tetikler. Onun için biz yine doğru bildiğimizi yapmaya, yazmaya ve yaşamaya çalışacağız, her şeye rağmen.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz