KESK:”Zor bir süreçten geçiyoruz”

0
31

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ekonomik durum ve çalışanların isteklerini dile getiren bir açıklamada bulundu. Yaşanan Korona Virüs Salgını nedeni ile  ekonomik olarak zor günlerden geçildiğini savunan sendika işsizlik ve hayat pahalılığına dikkat çekti.

KESK yaşanan ekonomik daralma ve artan işsizlik, hayat pahalılığı hakkında açıklamalarda bulundu. Açıklamaya Sendika Başkanı Mehmet Bozgeyik ve Aysun Gezen ile Genel Sekreter Ramazan Gürbüz, Mali Sekreter Elif Çuhadar, Uluslararası İlişkiler Sekreteri Yusuf Şenol ve Sekreter Atasoy Tekdemir katıldı. Açıklamayı Başkan Mehmet Bozgeyik okudu. Bozgeyik: “Pandemi ve pandemi ile her geçen gün daha derinleşen ekonomik krizle artan işsizlik ve hayat pahalılığı halkın, emekçilerin, işçilerin gündeminin en başında yer almaya devam ediyor. “ dedi.

‘ZOR BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ’

Ekonomik olarak zor bir süreçten geçildiğini savunan Bozgeyik sözlerine şöyle devam etti; “ İç içe geçen ekonomik, siyasal, sosyal sorunların hepimizin yaşamını derinden etkilediği zor bir süreçten geçiyoruz. Pandemi ve pandemi ile her geçen gün daha derinleşen ekonomik krizle artan işsizlik ve hayat pahalılığı halkın, emekçilerin, işçilerin gündeminin en başında yer almaya devam ediyor. Milyonlar, insanca yaşamanın ve insanca çalışmanın her gün daha da zorlaştığı koşullarda hayatlarını alt üst eden sorunların çözülmesini bekliyor.”

Pandemi ile birlikte krizin daha da derinleştiğini iddia eden Bozgeyik şunları aktardı; “ Toplum sağlığının ciddi bir tehdit altında olduğu pandemi ile birlikte derinleşen kriz koşullarında bile atılan her adımda yine sermayenin, patronların çıkarları temel alınmakta, emekçi kesimler, dar gelirliler yok sayılmaktadır. Pandemiden, krizden en çok etkilenen dar gelirli, yoksul kesimleri koruyucu politikalar geliştirmek yerine sermayenin, patronların yüzü güldüren, kamu kaynaklarının akıtılmasına devam edilmektedir.”

‘RESMİ VERİLERE İNANILMASI BEKLENMEKTE’

Açıklanan resmi rakamların vatandaşların yaşadıkları sıkıntıları yansıtmadığını iddia eden Bozgeyik Bireysel Emeklilik Sistemi’nde biriken paralara dikkat çekti. Bozgeyik: “ İktidar, İşsizlik Fonundan, Merkez Bankasının ‘kefen parası’ olarak nitelendirilen ihtiyaç akçesinden, varlık fonuna aktarılan kamu sigortalarından sonra gözünü şimdi de Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) fonu birikimlerine dikmiştir.

Tüm bunlara rağmen halkın çizilen tozpembe tablolara, başta işsizlik ve enflasyon olmak üzere takla attırılan resmi verilere inanması beklenmektedir.” dedi.

Sadece ekonomik verilere değil sağlık verilerine de güven azaldığını ifade eden Bozgeyik sözlerine şöyle devam etti; “ Üstelik sadece bunlara değil, geçtiğimiz hafta ortaya çıkan gerçeklerle kararan Turkuaz renkli pandemi tablosuna da inanmamız beklenmektedir. Bilimsel olarak her vaka yani COVİD-19 testi pozitif çıkan herkes hasta kabul edilmesine rağmen iktidar hala sadece semptom gösterenlerin hasta sayılmasında ısrar ederek halkın sağlığını hiçe saymaktadır. Tüm ücretli kesimler gibi kamu emekçileri olarak bizler de ülkede yaşanan sorunlardan payımıza düşeni fazlasıyla alıyoruz. Pandemi ile ağırlaşan kriz koşullarında iğneden ipliğe gelen zamlarla maaşlarımız erimeye devam ediyor. Son bir yıl içinde doğalgaza yüzde 34, elektriğe ise son 15 ay içinde yüzde 40 zam yapılmıştır.  Halkın en temel tüketim maddesi olan ekmek fiyatı son iki ay içinde yüzde 20 zamlanmıştır.”

‘TÜRK LİRASI DEĞER KAYBETMİŞTİR’

Dolar kurunda yaşanan yükselişin vatandaşa da olumsuz yansıdığını savunan Bozgeyik maaşlarda artışın yetersiz olduğunu ifade etti. Bozgeyik: “ 2019 yılı Temmuz ayında 1 dolar 5.63 TL’ye karşılık gelirken bugün 1 dolar 7.8 TL seviyesini aşmıştır. Buna göre son 14 ay içinde Türk Lirası dolar karşısında yüzde %38,5 değer kaybetmiştir. Aynı dönemde dört kişilik bir ailenin açlık sınırında %21, yoksulluk sınırında %20 artış yaşanmıştır. Buna karşın son 18 ayda kamu emekçilerinin maaşlarında yaşanan artış ise enflasyon farkı ödemesi dahil sadece yüzde 15’de kalmıştır. Bu dönemde ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan dolar miktarı tam 100 dolar azalmıştır. Üstelik salgın süreci eğitim emekçilerinin ek ders ücretlerinin kesilmesinin, sağlık emekçilerinin ek ödemelerinden tasarruf edilmesinin, sözleşmeli, güvencesiz istihdamın artırılmasının fırsatı haline getirilmektedir.” dedi.

‘BÜTÇE SÜRECİ BAŞLAMIŞ BULUNMAKTADIR’

Bozgeyik yıl sonunun yaklaşması ile bütçe tartışmalarının başladığını ve bütçede kamu hizmetlerine ayrılan payın arttırılması gerektiğini vurguladı. Bozgeyik: “ Bu koşullarda başta emekçi kesimler ve dar gelirliler olmak üzere tüm toplumu yakından ilgilendiren bütçe süreci başlamış bulunmaktadır. Hem geçtiğimiz hafta açıklanan ‘Yeni Ekonomi Programı’ hem de iktidarın geçmiş 18 yıllık pratiği yine ülke kaynaklarının, halktan toplanan vergilerin sermayeye, aktarıldığı, tüm yükün emekçilere yıkıldığı, mevcut eşitsizlikleri artıran, toplumsal cinsiyet körü bir bütçenin hazırlandığını göstermektedir. Defalarca altını çizdik. Bir kez daha çiziyoruz. Devam eden pandemi süreci başta sağlık olmak üzere kamu hizmetlerinin ve bu hizmetlerde yeterli sayıda kadrolu personel istihdam edilmesinin ne kadar hayati olduğunu ispatlamıştır. Salgından en fazla etkilenen ülkelerin adına ister ‘süper güç’ isterse ‘gelişmiş sanayi ülkesi’ denilsin kamu hizmetlerini tasfiye eden ülkeler olması tesadüf değildir. Ülke olarak salgın karşısında çok daha olumsuz bir tablo ile karşı karşıya kalmamanın, başta dar gelirliler olmak üzere tüm vatandaşların sağılığının korunmasının yolu bütçeden kamu hizmetlerine ve yatırımlarına ayrılan payın artırılmasından geçmektedir. Dolayısıyla hayali hedeflere yer verilen, bu hayallerde bile işsizliği azaltma gibi bir hedeften yoksun olan,  mili gelir ve kişi başına milli gelir hedeflerinde on yıl önce ulaşılan rakamların bile gerisine düşülen, çalışma yaşamında kuralsızlığı ve ayrımcılığı artıran,  sermaye için fırsat yaratmaya odaklı ekonomi programlarının ve bu programlara bağlı emek karşıtı bütçelerin halkın, emekçilerin ihtiyaçlarına cevap vermesi mümkün değildir.” dedi.

TALEPLER SIRALANDI

Yaşanan durum hakkında düşüncelerin aktarılmasının ardından sendika olarak taleplerini açıklayan Bozgeyik şunları ifade etti; “ KESK olarak içinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin salgından korunarak nefes almasını ve insanca bir yaşam sürmesini sağlayacak, halktan, emekten yana bir bütçe istiyoruz. Bunun için kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini, bütçe hakkımız önündeki engellerin kaldırılmasını, ülke kaynaklarının kullanılmasında herkese ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir, bir kamu hizmeti sağlanmasına öncelik verilmesini, kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını, başta salgın koşullarından en çok etkilenen kadınlara olmak üzere, herkese yaşanabilir bir ücret düzeyinin altında olmamak üzere ‘temel bir yurttaşlık geliri’ sağlanmasını, bütçede toplumsal cinsiyet eşitliğinin temel alınmasını, ücretli kesimler olarak bizlerin omuzlarına yıkılan vergi yükünün hafifletilmesini, bunun için gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesini, tüketimden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesini, kâr, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını, geçsek de geçmesek de, hizmet alsak da almasak da otoyolların, köprülerin, şehir hastanelerinin müteahhitlerine parası bizim cebimizden çıkan hazine garantilerine son verilmesini, temel tüketim maddelerine son iki yıl içinde yapılan zamların geri alınmasını, söz konusu maddelerden alınan KDV’nin sıfırlanmasını, yoksulluk sınırı altında geliri olan hanelerin elektrik, doğalgaz, su, internet giderlerinin pandemi tehdidi tamamen ortadan kalkıncaya kadar hazineden karşılanmasını, yaşamaya devam ettiğimiz mali kayıpların maaşlarımıza yapılacak ek artışlarla telafi edilmesini, maaşlarımızda yapılacak artışlarda yaşanan gerçek hayat pahalılığının, yoksulluk sınırında yaşanan artışın temel alınmasını,  iş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini, herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmasını, kıdem tazminatı fonu, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)  dayatmalarından vazgeçilmesini, yıllardır tahrip edilen kamusal sosyal güvenlik ve emeklilik sistemimizin güçlendirilmesini, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemine geçilmesini istiyoruz.”

Taleplerin sadece kendilerine ait olmadığını tüm vatandaşların talebi olduğunu iddia eden Bozgeyik sözlerine şöyle son verdi; “ Kısacası yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşam, çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz. Bu talepler sadece bizim değil milyonların talepleridir. Bu nedenle başta kamu emekçileri olmak üzere yıllardır yok sayılan, pandemi koşullarında korumasız bırakılarak işsizliğe, yoksulluğa terk edilen milyonları taleplerine sahip çıkmaya, halktan emekten yana bir bütçe, insanca yaşam mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz.”