Kaz Dağlarında Kanadalı firmanın altın araması konusunda bazı gerçekleri kamuoyu ile paylaşmam gerekli.

Çanakkale belediyesi 02.08.2013 tarihli ve 3117 sayılı ÇED olumlu kararının iptali için dava açtı.

Çanakkale İdare Mahkemesi 07.02.2019’da davanın reddine karar verdi.

Belediyenin temyiz talebi ise, Danıştay 6. Dairesi’nin 19.06.2019 tarihli kararı ile reddedildi.

Çanakkale İdare Mahkemesi’nin 07.02.2019 tarihli davanın reddine dair kararında, dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu dayanak gösterilmiş.

Bahse konu bilirkişi raporunu hazırlayan heyet içerisinde yer alan ve bilirkişi raporunda imzası bulunan Prof. Dr. Turan Karadeniz’in imzasının başka bir raporda farklı olduğu iddiası da önemlidir.

Ünlü tarihci Prof. Dr. İlber Ortaylı, Kanadalı bir şirketin altın arama çalışmaları yürüttüğü Kaz Dağları ile ilgili olarak “Bakanlığın verdiği rakamlar gülünç, ikna edici değil. Bunları denetleyecek bir muhalefet de memlekette mevcut değil. 13 bin küsur ağaç kesilmiş, 14 bin dikilmişmiş. Ağaç dikilecek yerde maden araması ve çıkarma faaliyeti yapılamaz” dedi.

Ortaylı şunları söylüyor:

” Altın siyanür kullanılarak elde edilir. Yaptıkları açıklamanın hiçbir gerçekçi yönü yok. Başka yöntemler bulmuşlarsa kendilerine bilim ödülü verelim. Lise çocukları bile altının ayracının siyanür olduğunu bilir (Tabii kastettiğim 30 sene önceki liselerdir). Ayrıca altın araması için harcanan sudan açıklamalarda hiç bahsedilmiyor.

Şirket 1 milyar dolarlık yatırım yapacakmış. 2 bin kişi iş bulacakmış. 2 bin kişi için 1 milyar doların çok büyük bir israf olduğu açık değil mi? Hakikatle bağdaşmayacak fakat ayrıntılı açıklaması yapılmayan bu rakamların bir rezalet olduğu açık. Bu Kanadalı şirket acaba dünyanın başka neresinde böyle işler yapabiliyor. Ormanlar ve madenlerle dolu Kanada’da halk bu tür yerleşim yerlerine yakın girişimleri sessizce izliyor mu?

Ülkede tepki çok az, bu korkutucu. Kaz Dağları ilginç bir iklim ve çevredir. Orada su kaynaklarını kirletecek, muhteşem ormanlarını yok edecek bu gibi faaliyetlerin bütün çevreye sirayet edeceği açıktır.”

Kendi ağacının dalına dokundurmayan Kanadalı bizim Kaz Dağlarını dümdüz ediyor. Hem doğayı katlediyor. Hem de siyanürle altın arıyor, insan sağlığını tehdit ediyor. 

Doğayı gelecek nesillere bırakmak bizlerin asli insani görevimizdir.

Kaz dağlarındaki ağaç ve çevre katliamına vatandaşların Türkiye genelinde gösterdiği tepkiyi takdirle izliyorum. O güzel insanlar, o yurtseverler, çevreciler olmasa, kim koruyacak vatan topraklarını.

Oksijen deposu ağaçlar kesilirse doğanın sellerle nasıl intikam aldığını görüyoruz.

Ağaç dikmezsek gelecek nesil çölde yaşayacak!

Vatan topraklarımızın kıymetini bilmeliyiz. Gelecek nesillere bozulmamış doğa bırakmalıyız…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz