Uzun zamandır her köşe başında yanıt aramaya çalıştığımız bu soru en sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sorulmuş.

Ankara Sincan ilçesindeki Yavuz Sultan Selim Millet Kıraathanesi’ni ziyaret eden Erdoğan’a bir genç kızımız “kaygılarımız var, ileride ne olacağız, iş konusunda olsun, her alanda? şeklinde bir soru sormuş.

Öncelikle kızımızı bu cesur sorusundan dolayı kutlayalım çünkü geçmişte benzeri sorular geldiğinde Erdoğan’ın verdiği tepkiler kamuoyuna yansımıştı.

Erdoğan, bu sorunun sadece iş ile ilgili bölümünü “ nitelikli eleman ihtiyacı var, bazı şehirlerde eleman bulunamıyor” sözleriyle yanıtlamış ama sorunun “her alanda” bölümünü yanıtsız bırakmış.

Evet, bugün her yerde, her alanda artan ”ileride ne olacağız kaygıları” dile getiriyor ve geleceğe yönelik ipuçları arıyor ama sorular; sinir bozucu, ruh sağlığını oynatan denklemlerin çıkmazında cevapsız kalıyor.

Bu genç kızımız gibi gençlerden okuyanlar “mezun olduktan sonra iş bulabilecek miyim”, çalışanlar “her an işsiz kalacak mıyım” diye soruyor? Bir o kadar da analar babalar, başta “kredi kartı borçları, ay sonunun nasıl getiririz” kaygılarıyla boğuşurken çocuklarına ilişkin olanları da geçiştirmek için “günü gelince bakarız” diye erteliyorlar..

İş dünyası ekonomideki gidişattan, durgunluktan kaygılanıyor. Her sabah “dolar avro fırlamış mı ya fırlayacak mı, bankalardan, oradan buradan haciz, icra gelir mİ, üretim yaparsam alıcı bulacak mıyım, alıcı bulsam para mı alabilecek miyim, dahası bugün de mi siftah yapmadan kepenkleri indireceğim?” diye endişeleniyor.

Hali vakti, işi düzeni yerinde, parası pulu olanlar bile “ne olacak bu gidişat” diye kaygılanmıyor mu?

Ya 31 Mart yerel seçimleri ve sonrası? Herkesin büyükşehirleri hangi partinin adayı kazanacağını merakının ötesinde, uzun zamandır senaryosu dillendirilen döviz kurlarında fırlama olup olmayacağı tartışılıyor.

Geçen Ağustos’taki gibi ancak bu defa siyasi istikrarsızlık ve belirsizlik” gibi klasik bahanelerle dolar 7, avro 8 lira olur mu? Ya sonrası? Bilinmiyor, öngörülemiyor, kaygılar yoğunlaşıyor.

Kısacası her dağın dumanı kendine misali herkesin kendine göre gelecek kaygısı giderek artıyor. Eğitimden sağlığa, güvenlikten ekonomik rahatlamaya, geleceğini güvence altına almaya kadar her konuda günlük yaşantısını kaygılardan arındırmak istiyor ama sonu gelmiyor. Sorular yorgun, kaygılar hep taze kalıyor.

1,500 LİRANIN PEŞİNDE

Emeklilik hakkını kazanmalarına rağmen maaş bağlanmayan ve bunun için birkaç yıl beklemek zorunda kalanların sayısı artıyor. Sayıları on binleri bulan “erken yaşa takılanlar” (EYT) seslerini duyurmak için hak arama eylemleri yapıyorlar.

Eylem öte esas önemli olan maaşın bağlanması veya bağlanması değil, bu kadar insanın ortalama bin beş yüz liralık aylık maaşa umut bağlamaları, bu parayla geçinebileceklerini hayal etmeleri.

Bizce işin yasasından, mağduriyetinden, yanlışından öte düşünülmesi gereken konu bu.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.