Ana Sayfa Sonsöz Özel Özel Röportaj Karı - Koca Geleneksel El Sanatlarını Temsil Ediyorlar

Karı – Koca Geleneksel El Sanatlarını Temsil Ediyorlar

-

Ayşe- Ertuğrul Ersoy çifti yok olmayla karşı karşıya kalan geleneksel el sanatlarımızı temsil ediyor. Tamamen el işçiliğiyle ortaya koydukları ürünleri düzenlenen festivallerde vatandaşla buluşturarak hem tarihi geleneklerimize katkı da bulunuyorlar hem de geçimlerini sağlıyorlar.

Geleneksel el sanatlarımız tarih oluyor. Neredeyse hepsi son temsilcileriyle hayat buluyor. Çırak bulmakta zorlanan ustalar el sanatlarımız bizden sonra tarihe karışacak uyarısında bulunuyor.

Geleneksel Türk el sanatlarının tarihi çok eski devirlere, Orta Asya’ ya kadar uzanır. Yapılan el sanatları ürünlerinde yaşam biçimi olan göçebe hayatin özellikleri, tarihî kalıntılardan da anlaşılmaktadır. İşlemeler ve motifler o dönemde çadır, hali, kilim, eyer takımları, elbiseler vb. uygulanmıştır. 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya gelen Türkler bu zengin sanat ve uygarlık kültürlerini de beraberinde getirmişlerdir. Isparta bölgesine yerleşen Türk boyları burada karşılaştıkları örnekleri ve yöntemleri kendi anlayışlarıyla bağdaştırmışlardır. Orta Asya’nın göçebe kültür işlemeciliğini ve sanatlarını burada geliştirerek sürdürmüşlerdir.

Önceleri Isparta’da dikiciler, mesciler, pabuçcular, yemeniciler, çizmeciler, çarıkcılar, semerciler, mumcular, yağcılar, sabuncular, urgancılar, kendirciler, cezveciler, bakırcılar, kavafcılar, demirciler, çilingirciler, oymacılar, marangozlar, bıçakcılar, hasırcılar, nalbantlar, saraçlar, keçeciler vb. gibi sanat kollarının olduğu bilinmektedir. Ancak bu sanatların çoğu kaybolmuş, günümüzde azalarak devam eden dericilik, ayakkabıcılık, marangozluk, demircilik, bıçakçılık, bakırcılik, kalaycılık, sobacılık, el işi oya, nakış son temsilcilerinin elinde yürütülmektedir. Bu sanat kollarını devam ettirecek çırakların olmayışı da kaybolmayı hızlandıran ayrı bir faktördür.

Bu sanatların her birinin önceleri arastaları, sokakları, pazarları varken günümüzde yalnızca ayakkabıcıların ve tuhafiyecilerin siteleri bulunmaktadır. Bugün devam etmekte olan marangozluğa rağmen eski ahşap süsleme sanatları, oyma ve nakışçılık da kaybolan diğer sanat kollarıdır. El sanatlarından yün ve kıldan imal edilen çuval, heybe, aba, çadır, kilim ve çulha gibi dokumalar zamanın gelişen ihtiyaçlarına ayak uyduramayarak ortadan çekilmeye başlamışlardır.

Günümüzde, azalarak devam eden geleneksel el sanatlarından halıcılık, kilimcilik, oya ve nakış işlemeleri yörede yaygındır. Kullanmak için yapılmasının yanı sıra çeyize koymak ve gelir elde etmek için yapılan bu el dokumaları daha çok tarla ve bahçe işlerinin azaldığı kış döneminde yapılırlar.

Oya, nakış işleri eskiden her gelinin çeyizinde mutlaka bulundurduğu evinin her köşesinde kullandığı ürünlerken artık sadece nostaljik değer taşıyorlar. Ertuğrul- Ayşe Ersoy çifti geleneksel el sanatlarını sürdürmeye devam eden bir çift. Ertuğrul Ersoy: tesbih, sigara takımı, baston, at eyeri, asa, tabanca kabzası, gerdanlık kolye, yüzük gibi aklımıza içerisine sanat giren her şeyi el işçiliğiyle yapıyor. Ayşe Hanım ise yaptığı patik, oya, nakış, takılar ve tokalarla hem geleneksel el sanatlarına hem de aile bütçesine katkıda bulunuyor.

Bu sıcakkanlı çift Ankara’da Altındağ Belediyesi’nin düzenlediği Ramazan festivaline 6 yıldır katılarak el işi, göz nuru ürünlerini vatandaşlarla buluşturuyor. Hatta sırf bu festivaller için Ankara’ya taşınmaya karar vermişler. Bizde Ayşe- Ertuğrul çiftinden geleneksel el sanatlarının inceliklerini dinledik.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ertuğrul Ersoy: Eskişehir doğumluyum. Bu iş benim baba mesleğim. Babamdan öğrendiğim mesleğimi bu yaşıma kadar devam ettirdim, hala da sürdürmekteyim. Ölene kadarda devam edeceğim. Eski Osmanlı, Ermeni zamanlarından kalma bir iştir. Bu işçiliği yapan artık pek insan kalmadı. Bu işi yapan insanları nadiren görmekteyiz. Benim bildiğim Kapalı Çarşı’da birde Van’da var. Başka işi yapan kimse kalmadı. Özetleyecek olursak bizden sonra bu işi yapacak biri kalmadı.

Biz elimizden geldiğince bu işi devam ettirmeye çalışacağız.

Ne tarz ürünler yapıyorsunuz?

Ersoy: Tesbih işi, sigara takımı, baston, at eyeri, asa, tabanca kabzası, gerdanlık kolye, yüzük aklınıza ne gelirse içerisine sanat giren her şeyi el işçiliğiyle yapıyoruz.

İşin inceliklerinden bahsedebilir misiniz?

Ersoy: İşin incelikleri anlatmayla bitmez, bunu yaşamak gerek. Biz bu işi babadan gördük, babamızdan öğrendik. İşin zorluğu, inceliği muhakkak var. En önemlisi dikkat isteyen bir iş. Dikkatli olduktan sonra her insanın yapabileceği bir iş. Mesela tesbihten bahsedecek olursak basit bir iş, çok fazla püf noktası yoktur, herkes yapabilir.

Bu işi sizden öğrenmek isteyenler oluyor mu?

Ersoy: Açıkça söylemek gerekirse kendi oğlum bile öğrenmek istemiyor. Dışarıdan başka insanlar gördüğü zaman merak ediyorlar. Merak uyandırmak gerçekten güzel bir duygu. Tabi ki bu bir bakışta öğrenilecek bir iş değil. En azından bir ustanın yanında yetişip dört beş yılınızı harcamanız gerekiyor. Bu süreçte tamamen öğrenebileceğimizi de söyleyemeyiz. Bazı işleri kavrar, zamanla kendi kendisi geliştirebilir.

En çok emeği hangi ürünlerde harcıyorsunuz?

Ersoy: Baston savatlığı, silah kabzası, kamçı, gerdanlık çeşitleri diğer ürünlere göre daha fazla işçilik istiyor. İsimlikleri kıl testere ile keserek ve parlatarak müşterilerimize sunuyoruz. Bu da zaman alan ve detay isteyen bir iş.

Ertuğrul Bey’den sonra sözü Ayşe Hanım alıyor ve kırgınlıkları üzerine el emeği göz nuru yaptıkları ürünleri satmaya karar verdiğini söylüyor.

Ayşe Ersoy: Hemen hemen 25 yıldır el işi yapıyorum. İşi yapmaya merakla başladım. Daha sonra işleri ilerlettim. Eşimle birlikte festivallere katılmaya başladım. Patikler, havlu kenarları, tülbentler örüyorum. Bunları kış aylarında yapıyorum. Yazın ise boncuktan takılar, tokalar hazırlıyorum.

Genellikle ev hanımları kendi ihtiyaçları kadar örüyorlar. Siz bir kazanç elde etmeye nasıl karar verdiniz?

Ersoy:  Ördüklerimi herkese hediye ediyordum, hediye ettiğim kişilerden herhangi bir takdir, teşekkür göremediğim için yaptıklarımı biriktirmeye karar verdim. Çünkü insan hediye verdiği zaman bu hediye çöp dahi olsa karşında ki insanın kıymet bilmesi gerekir.

Daha önce dediğim gibi eşimle birlikte festivallere geldiğimiz için orada ürünlerimi sergileyerek satmayı düşündüm. Hem de aile bütçemize fayda sağlayabileceğimi düşündüm ve bu şekilde satmaya başladım.

Bu ürünler bir tarihi eser niteliğinde. Babaannelerimizin, anneannelerimizin yaptığı el işi göz nuru danteller günümüzde tarihimizin bir parçası olarak yer alıyor. Bu dönemde herkes hazıra kaçıyor.

İnsanların ilgisi bu tür ürünlere hala devam ediyor mu?

Ersoy: Daha çok kırsal kesim bu tür ürünlere ilgi gösteriyor. Onlar alıp aynı zamanda kullanıyorlar. Genç kızlarımız ise kullanmasalar bile çeyizlerinde bulunması için alıyorlar. Gençlerin ilgisi çok fazla olmasa da yine de merak edip bakıyorlar. Daha çok anıları yaşatmak için bu ürünler tercih ediliyor. Çeyize konuluyor ve hala çeyizde bulunması isteniyor. Çeyizlerde kesinlikle havlular, danteller, tülbentler olacak. Bunlar çeyizin olmazsa olmazlarıdır.

Stant işine nasıl başladınız?

Ersoy: Altındağ Belediyesi’nin geleneksel olarak düzenlemiş olduğu festivallere başvurarak stantlarımızı açmaktayız. Bu bizim Altındağ’ın düzenlediği festivalde 6’ıncı senemiz. Yani festivalin başladığı ilk yıldan bu yana sürekli olarak katılıyoruz. Eskiden Balıkesir’de oturuyordum. Bu festivallerden memnun kaldığımız için Ankara’ya taşınma kararı verdik. Ömrümüz yettiği sürece de bu tarz festivallere katılmayı düşünüyoruz.

Peki bu tarz festivallere nasıl başvuruyorsunuz?

Altındağ Belediyesi’ne bir kaç ay öncesinden dilekçe veriyoruz. Yaptığımız ürünlerin fotoğraflarını çekip gönderiyoruz, onaylanırsa stant kurmamıza izin veriyorlar. Biz 6 yıldır katılıyoruz ve festivalden oldukça memnunuz, kabul edildiğimiz sürece de devam edeceğiz.

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Emre Yılmaz
Emre Yılmazhttps://sonsoz.com.tr
2013-2018 yılında Akdeniz Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema bölümünden mezun oldu. Mayıs 2018 tarihinden itibaren Sonsöz Gazetesi'nde video editörü olarak aktif olarak devam etmektedir.

Bu Haberler Kaçmaz!

Ay dede hastalığına dikkat

Yüz ve göbek çevresinde yağlanma ile kendisini gösteren ve vücudun fazla kortizona maruz kalmasıyla ortaya çıkan Cushing Sendromu halk arasında ‘Ay dede’ sendromu olarak da biliniyor.