Kardeştik biz…

0
29

Bekir Coşkun ile ayrı gazetelerde çalışıyorduk.Çalıştığımız binalar bitişikti.Ben Kemal Uzan’ın Yeni İstanbul Gazetesi’nde,Bekir Coşkun’da  Mustafa Özkan’ın Hür Anadolu Gazetesi’nde  polis adliye muhabiri idik.


Hemen hemen yirmi dört saatimiz birlikte geçerdi.
Çünkü hiç uyumazdık.
Karakol karakol dolaşır haber arardık.
Bayağıda başarılı olurduk.
Bir iki saat bizim gazetede sandalye üzerinde uyurduk.
Ceplerimizdeki para da ortaktı.
O Urfalıydı,ben Kayserili.
Fakat biz kardeştik.
Yine bir gece sandalyelerde uyuyorduk.
Telefon çaldı.
Bir kuaförün  milletvekili karısına tecavüz ettiği haberi geldi.
27 Mayıs polis karakoluna gittik.
Baş komiser Refik görevliydi.
Sorduk öyle bir olay var mı diye.
Yok öyle bir şey diyerek bizi karakoldan kibarca kovaladı.
Karakoldan dışarı çıktığımızda Bekir.”Baş komiser yalan söylüyor” dedi.
Dışarıda bekleyenlerin ellerini gösterdi.
Boyalıydı.
Kuafördü onlar.
On dakika sonra yanaştık yanlarına:
“Hangi milletvekilinin eşi dedim.
İçeride arkadaşınız dayak atılıyor” dedim.
Eli boyalılarda birisi  milletvekilinin  adını söyledi.
Yarım saat sonra adı verilen milletvekilinin evini aradım.
Cumhuriyet savcısı olduğumu  ve olayı anlatmasını söyledim.
Milletvekili arkadaş anlatıyordu.
Saat 14.00 de adliyeye gelmesini söyledim.
Bekir ile adliyenin önünde siper kurduk.
Bir taksi yanaştı.
Deklanşörlere bastık.
Gazeteye gittiğimizde karanlık odaya girdiğimizde makineye film takmadığımı gördüm.
Bekir Coşkun milletvekili ve eşinin fotoğrafını çekmişti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz