Son beş günde 1 milyon artışla 13 milyonu aşan vaka sayısının ardından birçok ülkede mart ve nisan aylarındaki karantina önlemleri yeniden uygulanmaya başladı. DSÖ birçok ülkenin ‘yanlış yönde’ olduğunu belirterek; Bu pandemi çok, çok, çok daha kötüleşebilir diye uyarıyor!!!

Covid 19 salgınına yakalanan hasta sayıları dünyanın hemen her bölgesinde hızla artmaya devam ediyor. Aralarında Hindistan, Avustralya, İsrail, Güney Afrika gibi büyük ekonomilerin de yer aldığı birçok ülke tedbiri elden bırakmamak adına mart ve nisan aylarında dünya genelinde birçok ülkede uygulanan karantina önlemlerini tekrar uygulamaya başladı.

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde de vali corona virüse karşı yeni tedbirler alındığını açıklandı. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom barların kapatılması ve restoranlar, sinema salonları, hayvanat bahçeleri ve müzelerin iç mekan faaliyetlerini durdurması talimatını verdi. Spor salonları, kiliseler ve kuaförler salgından en kötü etkilenen 30 vilayette kapatılacak.

Vali Gavin Newsom, yapmış olduğu basın açıklamasında “Bir aşı ya da etkili bir tedavi bulunana kadar COVID-19’un kısa zamanda hiçbir yere gitmeyeceğini farketmek hepimizin vazifesidir” ifadelerini kullandı.

Salgının Çin’den sonraki ikinci odak noktası olan İran’da, Covid-19 ilk olarak 19 Şubat’ta Kum kentinde görülmüş, ardından ülkenin tamamına yayılmıştı. Karantina tedbirlerinin gevşetilmesiyle birlikte vaka sayısı tekrar yükselişe geçti, günlük yaklaşık 200 ölüm sayısına çıkıldı, toplamda ise 12.830 ölüm vakası yaşandı ve artış devam da ediyor. İran hükümeti ekonomik durumun yeni tedbirleri kaldıramayacağı gerekçesi ile ülke çapında yeni bir karantina uygulamasına gidilmeyeceğini açıkladı.

Bende Kaliforniya valisi ile aynı fikirdeyim bana göre de bu pandemi etkin bir tedavi yöntemi, ilaç yada aşı bulununcaya kadar sosyal ve ekonomik hayatımızı etkilemeye devam edecek.

Ekonomik, siyasi ve sosyal politikaları oluştururken pandeminin bu özelliği muhakkak dikkate alınmalıdır. Küresel ölçekte eşgüdümlü bir mücadele yapılmadan bir; ikinci, üçüncü hatta dördüncü yada beşinci dalgayı engellemek olanaksızdır.

Eğer bu küresel salgın kısa sürede sonlandırılamazsa, ekonomik etkilerinin yıkıcılığı çok daha fazla olacaktır. Bu etki doğal olarak sosyal yapıya ve hatta siyasete bile kalıcı izler bırakacak, derin yaralar açacaktır. Sonuçta yoksul daha yoksul olurken, zenginler büyük servet kaybına uğrayacak, ekonomik paylaşım kavgaları kızışacak ve dünyamızın bir çok bölgesinde sıcak çatışmalara dahi yol açabilecektir.

İnsanlık tarihi toplumsal ve siyasi olayarı belirleyen iki büyük faktör olan salgın hastalıklar ve iklim değişikliklerinin ekonomik, siyasi ve sosyal etkilerini göz önüne serer, anlatır. Bu salgın günlerinde geleceği öngörebilmek için eski yaşanmışlıkları ve eski deneyimleri okumakta çok büyük fayda vardır.

Roma İmparatorluğu’nun sonunu getiren en önemli unsur veba salgınıdır, üç büyük salgın dalgası Roma’nın tüm işgücü ve asker kaynaklarını kurutmuş; tarlalar işlenemez, kentler savunulamaz hale gelmiş ve ekonomi çökmüştür.

Roma coğrafyasında yaşanan bu salgınlar şöyle adlandırılır ve sıralanır

1) Antoninus Vebası:

Bu veba salgını MS 165-180 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nda yaşanmıştır, hastalık doğu seferlerinden dönen askerler tarafından getirilmiştir.

Salgın, Roma İmparatorları Lucius Verus ve Marcus Aurelius Antoninus’un da hayatını kaybetmesine sebep olurken imparatorluk toplam nüfusunun yüzde 30’unu yitirmişti. Bu yüzden bu salgın İmparator Antoninus’un adı ile anılır.

2) Jüstinyen Vebası

541 yılında Ayasofya Katedralini’de inşa ettiren İmparator Jüstinyen iktidarında başlayan veba salgını önce Mısır’a oradan Filistin’e, Suriyeye ve oradan da Anadolu’ya ulaştı. O zamana kadar dönemin en kalabalık şehirlerinden olan Konstantinopol nüfusunun yüzde 40’ını kaybetti. Yüzyıllardır şehrin başına gelen en büyük felaket olan salgın neticesinde 750 bin olan Konstantinopolis nüfusu, 450 bine inmişti. Salgın iş gücü ve asker sayısını kaybeden Doğu Roma’nın zayıflamasına ve saldırılara açık hale gelmesine neden oldu ki bu durum Avrupa tarihini kökten değiştiren gelişmelerin yaşanmasına vesile oldu.

3) Kara Veba

1346 – 1353 yılları arasında başlayan Kara Veba salgınında 200 milyon civarında insanın öldüğü ve özellikle Avrupa nüfusunun neredeyse yüzde 60 oranında azaldığı belirtiliyor. Salgının etkileri 1700’lü yıllara kadar devam etmiştir. Bunların arasında  İtalya salgını (1629-1631) , Büyük Londra Salgını (1665-1666), Büyük Viyana Salgını (1679), Büyük Marsilya Salgını (1720-1722) ve son olarak da 1771 Moskova salgını da bulunur.

Yaşanan kıyım sonrası toplumda tanrının ve kilisenin sorgulanmasına sebep olan Kara Veba salgınının dinde reformun ve hayatın pek çok alanında rönesansın başlamasının başlıca nedenlerinden biri olduğu da biliniyor.

Kara Veba Osmanlı’nın Avrupa topraklarında ilerlemesini, yükselişini ve çöküşünü de belirleyen en önemli faktörlerden birisidir. Sultan Mehmet Konstantinapolis’i aldığında bir zaman 750 binleri gören şehrin nüfusu 30 – 40 binlere kadar düşmüş, şehrin sınırları bugünkü tarihi yarımada da bulunan suriçi bölgesi ile sınırlanmış ve ekonomisi ise tamamen çökmüştü.

Kalabalık kentlerde, yerleşik hayat süren Roma halkı için tam bir felaket olan veba salgını, yok ettiği nüfusun yarattığı vakum etkisi ile doğudan gelen göçebe halkları bölgeye çekmiştir.

Örnek olsun diye sunduğum tarihteki veba salgınının yarattığı bu sosyal, ekonomik ve siyasal etki bugünkü covid 19 salgını için de bir ders niteliği taşımaktadır, elbette ders almasını bilene…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz