Devlet gereğini yapmaz, zamanında önlemler almazsa elbette gönderilir!

Hem esnafın dükkanını hükûmet emri ile kapatacak ve bir mücbir sebep yaratacaksınız ve hem de dükkan sahibi esnafların ödemelerine yönelik hiç bir ciddi çözüm üretmeyeceksiniz bu olacak, kabul edilecek bir şey mi?

Esnafa git bankaya faizi ile kredi versinler, bende üç beş vergini öteledim demek böyle bir durum için makul ve yeterli bir çözüm olabilir mi?

Görünen o ki iktidar şu anda dahi bu işin ciddiyetini tam manası ile idrak edebilmiş değildir. Önümüzde ne kadar sürebileceği tamamen bu ölümcül virüsün insafına kalmış bir süreç var. Konuşan bütün bilim insanları büyük bir hızla yayılan bu hastalığın durmasını insanların doğal ya da aşı ve benzeri yapay yollar ile kitlesel olarak bağışıklık kazanmasına bağlamaktalar. Aşı çalışmalarının ise en az bir, birbuçuk yıl süreceği, bu sürenin ve hatta aşı bulunup bulunmayacağının bile virüsün doğasına ve geçirebileceği tesadüfi mutasyonlara bağlı olduğunu söylemekteler. Unutmayınız benzer bir virüs olan influenza ya da HIV virüsüne karşı sonuç veren bir aşı hala bulunamamıştır! Bırakın aşıyı tedaviye yönelik kesin sonuç veren bir ilaç dahi bulunamamıştır!

Kısacası bu salgının bir ya da iki haftada sönüplenip bitmesi için rasyonel hiç bir sebep görünmemektedir.

Toplumsal yalıtımın en az üç beş ay ve hatta daha bile uzun uzun sürebileceği hesaba katılmalıdır. Bu yalıtımın talebi çökerttiği, arzı zorladığı ortadadır. Yalıtımın daha da arttırılması tüm iş yerlerinin kapatılıp, yurt genelinde bir karantina uygulanması dahi olasılık dahilindedir.

Alınan tedbirlerin çok ciddi bir işsizlik dalgasına yol açacağı kesindir, lakin bu tedbirler aynı zamanda yüz binlerce esnafın da kepenk kapatıp, iflas etmesine yol açacaktır.

Bu durum esnafın kendi beceriksizliği, yanlış kararları, müsrifliği ve hesapsızlığı sonucunda ortaya çıkmamıştır. Ortaya çıkan durum bir doğal felakettir ve bu felaket mücbir sebep olarak kabul edilmelidir. Devlet bu felaketin zararını adilane dağıtmak ile yükümlüdür, bu yük tek başına küçük işletmelerin, esnafın ve emekçinin sırtına yüklenemez.

Şimdi iyi diyorsun, güzel söylüyorsun da devlet ne yapmalı, bu yükü adilane bir şekilde nasıl dağıtmalı diyeceksiniz. Bunun yanıtı belli devlet helikopter ile para dağıtmalı talebi arttırmaya çalışmalıdır, ayrıca hükûmet kararı ile kapattığı iş yerlerinin kira ve işçi maaşlarını ödemeli, esnafın çeki, senedi, faturası ve kredileri mücbir sebep kapsamında herhangi bir faiz eklenmeksizin ötelenmelidir.

Elbette bunları yapmak bir kaynak meselesi, peki devletin bunu yapacak yeterli kaynağı var mı?

Devletin kaynak bulmak için bir çok yöntemi vardır ve gerekirse para basmalı, gerekirse vergi salmalı ve gerekiyorsa da borç almalıdır.

İktidar olmak demek çözüm üretmekle görevli ve sorumlu olmak demektir, iktidar makamı şikayet katı değil, çözüm bulma yeridir.

Görünen o ki dünya liderleri ekonominin küresel ölçekte bir çöküş yaşamaması için muhakkak ki yeni ve son derecede kapsamlı tedbirler alacaklardır.

2. Dünya savaşı sonrasında uygulanan Marshall yardımı benzeri bir programın uygulamaya konulması dahi olasıdır.

Bu salgının biyolojik etkileri bir çok can kaybına yol açacak bu kesin, lakin doğru tedbirler alınmaz, gerçekçi çözüm politikaları uygulanmaz ise ekonomik, sosyal ve siyasi etkileri çok daha fazla can kaybına yol açabilir.

Her halükarda kurulacak yeni dünya düzeni eskisinden radikal ölçüde farklı olacaktır, Türkiye olarak biz de bu yeni dünya düzeninde boynu altta kalanlar kategorisinde yer almak istemiyorsak muhakkak doğru tedbirleri almak, istihdam ve üretimimizi korumak zorundayız.

Bu dönemde devlet borçlarının yükselmesi, enflasyon ve hatta hiperenflasyon görülmesi kötünün iyisidir, elbette bir bedeli olur ve insanlara acı çektirir ama ekonominin komple çökmesinde çok daha iyidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz