Amacı kamu kuruluşlarının kaynaklarının verimli ve etkin kullanılması olarak açıklanıyor. Kısa adı kamu tek hesabı, diğeri havuz hesabı.

Yürürlüğe giren düzenlemeyle genel bütçedeki tüm kamu kurum ve kuruluşlarının her türlü mali kaynakları Merkez Bankası’nda açılacak bir vadesiz hesapta toplanacak, bunların dışında kalanlar da kamu bankalarına taşıyacaklar. Böylece boşta duran, kullanılmayan ödenekler, faize, dövize bağlanmış atıl mevduatları, günlük tahsilatları bu hesaba alınacak, ödemeler de buradan yapılacak. Kuruluşlar, ihtiyaçları dışında döviz alamayacaklar.

Bu aynı zamanda kamunun özel bankalardaki hesaplarını kapatmaları anlamına geliyor. Öyle ki özel bankalar kamuya ait tahsilatları aynı gün akşamına bu hesaplara aktaracaklar. Kısacası özel bankalarda kamuya ait bir kuruş kalmayacak. İşte uygulamanın kriz yaratıp yaratmayacağı sorusu burada yatıyor.

Geçmişe dönelim. Benzeri uygulama 1996 yılında dönemin Refah-Doğruyol koalisyonu hükümeti sırasında devreye sokulmuştu. Tartışmaların odağını kamu mali kaynaklarını düşük faizlerle (bugün çoğu tasfiye edilmiş) toplayan bankaların iç borçlanmalarda faizleri arttırarak Hazineye pahalı satmaları oluşturmuştu. Böylece ucuz kamu parasıyla oluşan fonlar kamuya yüksek faizle geri dönüyordu. Bu sarmal yıllar sonra, çok sayıda özel bankaya el koyulmasına neden olacak ve 21 Şubat ekonomik krizlerinin temellerinden biri olarak sayılacaktı.

Bu düzen şüphesiz tatlı para demekti. Tek hesap düzeni “medya-siyaset-ticaret” üçgeninde beslenenlerin sert tepkisiyle karşılaştı, “anti laik söylemlerle gerginleştirilen bu süreç Erbakan Hükümeti’nin istifasıyla sona erdi. Sonraki dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’ın da ilk icraatlarından biri bu sisteme son vermek oldu.

HEDEF FAİZLERİN DÜŞMESİ

Yeni düzenlemeye bakarsak, sistemden en azından kamunun günlük nakit sıkışıklığının hafifleştirilmesi, Hazine borçlanma tutarlarının nispeten azalması, bunun da borçlanma faizlerini düşürmesi, bu yolla Hazine’ye para satamayan bankaların da kredi faizlerini aşağı çekmesi bekleniyor.

Düzenlemenin dezavantajları, yüksek enflasyon, devası iç borç geri ödemeleri, bütçe gibi açıklar karşısında havuzun yeterli olamayacağı, kredi ve buna bağlı olarak mevduat faizlerinin gerilemesiyle dövize yönelmesi şeklinde ifade edilebilir.

Bunun tam tersi olarak da özel bankalarda kamunun parasının çekilmesiyle azalan likiditenin mevduata yüksek faiz vererek karşılanması bunun da kredi faizlerinin da bir o kadar artmasına yol açabilir.

Bu düzenleme, genel bütçe kapsamındaki tüm kuruluşları, özel bütçeli idareleri, döner sermayeleri, fonları, belediyeleri, il özel idarelerini, sosyal güvenlik kurumlarını, KİT’leri, özel kanunla kurulmuş diğer kuruluşları ve bunlara bağlı tüm ortaklıklarını kapsıyor.

Genel bütçeler dışındaki kuruluşların da paralarını vadeli hesaplarda veya iç borçlanma araçlarında değerlendirebilecek. Başka bir deyişle özel bankalara verip yüksek faiz alamayacaklar.

Sistem çalışır mı? İyi yönetilirse olabilir ama pratikte ne kadar işlerlik kazanır, orası şüpheli?

FACEBOOK YORUMLARI

1 Yorum

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.