Politika faizini % 4.25 indiren merkez bankası, ticari bankaların kredi musluklarını açmasını ve parasal genişleme ile ekonomiyi canlandırma ve talepte artış beklentisindeydi.

Ancak, gerçekleşmedi.

Dün merkez bankası, yine sezon sonu indirim yapan dükkanlar gibi bankalara kredi vermeleri halinde karşılık ayırdıkları miktarlarını azaltacaklarının dışında, kredi veren bankalara merkezdeki karşılıkları için % 15 faiz ödeyeceğini ve kredi vermeyen bankaların paraları için sadece % 5 ödeyeceğini açıkladı.

Faizi ve Kur’u ne kadar indirirseniz indirin, olacak şudur;

Vatandaşın satın alma gücü düşmeye devam ettiği sürece işsizliğin had safhada olduğu ve ekonominin küçüldüğü ortamda iş güvencesi olmadığını bilen vatandaş kredi almaya cesaret edemez.

Kur’u baskılayarak düşük tutmanın sonucu, dolarizasyon devam eder. Dolar bu kadar düşük ve TL’de bu kadar değerli iken vatandaş, ucuz olan doları alır. Dolarizasyon sonucu toplam mevduatların % 70’i dahi dövize dönmesi mümkündür.

Ekonomi idaresi hala bankaları kredi vermeleri için zorlamaya devam ediyor. Bu kampanyada daha neler göreceğiz bilmiyorum ama merkez bankası yeni buluşlar ve icatlara devam edecek gibi.

2.5 trilyon TL toplam kredilerde bankaların batık kredileri, % 5’ini geçtiği söylenirken, yabancı kredi değerlendirme kuruluşu Standard and Poors’a göre bu oran % 10 olabileceğini hatta daha üst seviyeleri aşabileceğini rapor ediyor.

Bankaların sıkıntılı kredileri bu seviyelere çıkması demek, acil sermaye gereksinimi demektir. Kamu bankaları hazineden bunu yapabilir ama özel bankaların ne yapabileceği soru işareti.

Ekonomi idaresi kredi verdirmek için çaba gösterdiği kadar özel bankaların sermaye ihtiyaçlarına çözüm bulması gerekir. Kamu bankalarının arkasında hazine var. Ama özel bankalar sıkıntıya girerse tüm bankacılık sistemi menfi etkilenecektir.

İnşaat şirketlerinin bankalar borcu yaklaşık 250 milyar TL. Ekonomi yönetiminin faizleri indirme gayreti bu şirketlerin satış yaparak bankalara borçlarını ödemesini sağlamak olduğunu biliyoruz.

Bankalar kredi verecek durumda değil, batık kredilerini kurtarma derdinde. Karlarını sermaye yapmak ve ek sermaye bulmak derdinde.

Kamu bankalarına % 0.99 ile kredi verdiriyorsunuz. O bankaların mevduat toplama maliyeti  % 0.99’un çok üstünde olduğunu bile bile yaptığınız görev zararlarını bitik bütçeden yani bitik halktan nasıl toplayacaksınız?

Özel bankalar bu oranlarda asla kredi veremez ve bu topa asla girmez.

İmalat sanayii üretimi geçen yıla göre % 4.2 düştü, ara malı % 2.7 düşerken sermaye malı      % 9.9 düşmesinin verdiği sinyaller, 2020 yılında bile resesyonun devam edeceğini açıkça gösteriyor.

İşsizlik, TÜİK rakamlarına göre, 4.1 milyonun üstünde seyir ederken, genç işsizliği daha fecii olan % 21’den % 24’e tırmanmış durumda. İş aramadan vazgeçmiş insanlar bu verilerde yok.

Bütçe açığı 2019 planına göre 80 milyar TL olacağı ön görülmüştü ama bu açık rakamı biz yılın ilk 6 ayında zaten harcadık. Yetmedi yedek akçeleri, yaklaşık 41 milyar TL, hazineye devir ederek yok ettiğimizi sanıyorum.

Üretmeyen ekonomide, vergiyi nasıl ve kimden toplayabilirsiniz?

Ekonomi yönetimi artık, sanayi, üretim, istihdam, yatırım, ihracat verilerini önemsemediğini ve yalnızca Kur’u lüzumsuz bir şekilde baskılayarak ekonominin halkın gözünde iyi göründüğünü zannetmeye devam ediyor.

ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları, Trump’ın Çin mallarına 200 milyar dolar vergi getirdiği anda, Çin Yuan’ın değerini dolar karşısında düşürdü. Dolar 7 Yuan civarına geldi. Geçtiğimiz günlerde Trump Çin’e konulan vergileri Aralık ayına kadar ertelediğini duyurmuştu.

Dün, Trump açıklama yaparak ABD merkez bankası FED’in 100 baz puan faizleri indirmesi gerektiğini duyurdu ve Fed başkanı Powell’ın üzerine baskı uygulamaya başladı. Trump açıklamasında, ‘’FED’in vizyon eksikliği’’ olduğunu iddia ederek, ‘’demokratların 2020 seçimlerindeki amaçları ekonomiyi kötü hale getirmeye çalışıyorlar, bu çok bencil davranış’’ dedi.

Trump’ın amacı Doların değerini düşürerek, ABD ihracatını arttırmak ve Çin’in Yuan’ı devalüe etmesine karşı doları düşürmek.

Gördüğünüz gibi dünya devleri bile para birimlerinin değerini düşürme çabasında, bizde TL’yi güçlü tutmak için Merkez Bankası rezervlerini harcamaya devam ediyoruz. Merkez bankaları faizi düşürünce paranın değeri düşerken biz faizleri düşürünce TL değer kazanıyor!

Piyasaya abuk müdahaleler geri dönüp bizi fena ısıracak, İnşallah çok acıtmaz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz