Bugün küçücük bir konuyu yazacağım. Kibrit kaçakcılığı.


Gençlerimiz yüzlerce yıldan beri çakmak kullanıldığını sanabilirler. Oysa biz çakmaktaşı ile kıvılcım çakıp kav tutuşturan ve cuvarasını bununla yakan Hösünce dedeleri gördük. Ocaklarda “ocak ebesi” bir kütük bırakılıp sabah ateşi bununla yakıldığını gördük. 5 numara gaz lambasına veda ederek Osmaniye şehir merkezine elektrik getirilmesinin sevincini yaşadık. Üniversitede okurken filtreli sigara içmenin ne kadar lüks bir ayrıcalık olduğunu biliyoruz.


Buna rağmen bazı sohbetlerde yapılan “ülkemizde kibrit yoktu, toplu iğne bile yapılamazdı” gibi karamsar konuşmalar bize hep abartı gibi görünmüştü. Geçenlerde İstanbul Üniversitesi’nin hizmete sunduğu eski gazete koleksiyonlarını karıştırırken ilginç bir habere rastladım. Milliyet gazetesinin 19 Şubat 1933 tarihli nüshasında yer alan bu haber küçücük bir haberdi.

Küçüktü ama bir devrin bilinmeyen bir yüzünü ve devletin etkin gücünü gösteriyordu. Hemen aklınıza esrar veya silah kaçakçılığı gelmesin. Bu bir kibrit kaçakçılığı davası idi:
İstanbul’un civar köylerinden birisinde Recep Efendi’nin mütevazi bir bakkal dükkanı vardı. Recep Efendi nedendir bilinmez, şeytana uymuş suça bulaşmış.


Ama Recep Efendi yapmış. Tekel’in boş kibrit kutularını toplamış bunların içerisine İtalyan kibritlerini doldurarak sanki tekel kibritiymiş gibi satmış. Hiç yakalanacağını düşünmemiş. Ama belki de birisi şikâyet etti, bilemiyoruz. Yakalanmış. Karakol, ifadeler, tutanaklar, doğru hakim efendinin karşısına. Tabii suç önemli. Özel İhtisas Mahkemesi’nde bütün deliller toplanmış. Karar:
6 ay hapsine, derhal tutuklanmasına ve 225 kuruş para cezası ile cezalandırılmasına.

Recep Efendi, hiç korkmadan İnhisar İdaresi (Tekel Bakanlığı) tarafından üretilen kibritlerin boş kutularını toplamış. İnhisar (tekel) kelimesinden de anlaşılacağı gibi o zamanlarda sigara ve kibrit üretimi yapmak İnhisar (tekel) İdaresi’nin yetkisinde. Hiç kimse izinsiz olarak sigara, sigara kâğıdı, kibrit üretemez, yurt dışından bu ürünleri getirip izinsiz olarak satışını yapamazdı.


Hemen yüzünüzü asmayınız. Bugün sizin için çok ağır bir ceza gibi gelebilir. Ama kanun böyle. O zamanlarda sigara, sigara kâğıdı, kibrit, tuz, gaz devletin en önemli gelir kaynakları idi. Cumhuriyetin 10. yılını kutlama çalışmaları büyük bir özenle sürerken devletin maliyesinin yara almasına izin verilmesi düşünülemezdi. O günkü şartlar bunu gerektiriyordu. Herkes kanuna saygının ne demek olduğunu öğrenmeli ve bir daha tekel idaresinin boş kibrit kutuları içerisine İtalyan kibritleri koyup satmaya kalkmamalıydı. Devletin kanunlarına saygılı olmayı herkes bilmeliydi.

2 YORUMLAR

  1. Recep Efendi, hiç korkmadan İnhisar İdaresi (Tekel Bakanlığı) tarafından üretilen kibritlerin boş kutularını toplamış. İnhisar (tekel) kelimesinden de anlaşılacağı gibi o zamanlarda sigara ve kibrit üretimi yapmak İnhisar (tekel) İdaresi’nin yetkisinde. Hiç kimse izinsiz olarak sigara, sigara kâğıdı, kibrit üretemez, yurt dışından bu ürünleri getirip izinsiz olarak satışını yapamazdı.

  2. Hemen yüzünüzü asmayınız. Bugün sizin için çok ağır bir ceza gibi gelebilir. Ama kanun böyle. O zamanlarda sigara, sigara kâğıdı, kibrit, tuz, gaz devletin en önemli gelir kaynakları idi. Cumhuriyetin 10. yılını kutlama çalışmaları büyük bir özenle sürerken devletin maliyesinin yara almasına izin verilmesi düşünülemezdi. O günkü şartlar bunu gerektiriyordu. Herkes kanuna saygının ne demek olduğunu öğrenmeli ve bir daha tekel idaresinin boş kibrit kutuları içerisine İtalyan kibritleri koyup satmaya kalkmamalıydı. Devletin kanunlarına saygılı olmayı herkes bilmeliydi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz