İYİ Parti seçim kampanyasını başlattı

132

İyi Parti lideri Meral Akşener cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasını Ankara’dan başlattı. Binlerce kişinin katıldığı toplantıda konuşan Akşener, ” Devlet milletin tepesinde yumruk olamaz” dedi.

Cumhurbaşkanlığı adayı olabilmek için gerekli 100 bin imzayı 6 saat gibi kısa bir sürede toplayan İYİ Parti lideri Meral Akşener seçim kampanyasına da iddialı başladı.

Salona sığmayan kalabalık için salon dışına ekranlar kuruldu. Meral Akşener salona özel bir kareografi ile girdi. Alkış ve sloganlar nedeniyle uzun süre konuşmasına başlayamayan Akşener; ” İyi Parti iktidarında Türkiye yeniden Dünya’ya örnek olacak” dedi.

Parlamenter sisteme dönüş için hazırlık yaptıklarını söyleyen Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle;

  • Yoksulluk İktidarı sürdürme aracı olamaz
  • YÖK’ü kapatacak, askeri liseleri yeniden açacağız
  • Hukuku siyasetçilerin esaretinden kurtarmak zorundayız
  • Kişi başına düşen milli gelir seviyesinde İlk 10 ülke arasında olacağız
  • Gençlerimizin üzerine örtülen umutsuzluk örtüsünü kaldırmak zorundayız
  • Türkiye, bir medeniyet coğrafyasıdır, güneş bizsiz hiç doğmadı. biz güneşin her
    doğuşunda yine olacağız
  • Türkiye yeniden dünyaya örnek olacak
  • İyi olan hiçbir şeyi değiştirmeyeceğiz
  • Tönetim boşluğu var
  • Adil paylaşacağız
  • Devletin bekası evlatlarımızdır
  • Üniversiteler bölünmez, güçlendirilir
  • Devleti yönetenler aldanmaz
  • 25 haziran’da yeni bir güne uyanacağız 

DEVLET MİLLETİN TEPESİNDE YUMRUK OLAMAZ

Son dönemde devlet gücünün vatandaş üzerinde baskı aracı haline dönüştüğüne dikkat çeken Akşener şunları söyledi;

“İnsanı seversen, adaleti eşit dağıtmak bir lütuf olmaz, olağan bir durum olur.Önce insanı seversen, insana dair farklılıkları kabul etmek, devletin lütfuna bırakılmaz, insanın insan olmaktan doğan hakkına saygı duyarsın. Devlet, insanı bir tehdit unsuru gibi göremez, kendine göre iyi olanı tutup, kötü olanı uzaklaştıramaz.

Bugün burada sizlere seslenirken, sizlerden öteye, her bir rengiyle,
her bir sesiyle, her bir fikriyle dünyanın en güzel milletine seslenmek istiyorum.

Cumhurbaşkanlığı adaylığına karar verirken düşündüğüm tek şey vardı:
Son yıllarda “insan”la “devlet” arasında gittikçe derinleşen uçurumu ortadan kaldırmak. Benim, bizim temel amacımız, devletin, iktidar eliyle milletin tepesinde
bir yumruk olarak durmasına son verip, o yumruğun, yerini milletin omuzuna dokunan ele bırakmasını sağlamaktır.”

İKTİDAR MİLLETLE ALAY EDİYOR

“Ben bugün burada sizlere, 16. yılını yaşamakta olan iktidarın eleştirisi ağırlıklı bir konuşma yapmayacağım.” diyen Akşener sözlerini şöyle sürdürdü;

“Buna lüzum hissetmediğim için değil, bir siyasi partinin lideri, iktidarının 16. yılında milletine, adalet ve özgürlük vaad eden bir manifesto yayınlamaya ihtiyaç duyuyorsa, milleti saf yerine koymaktan öte, kendi tükenmişliğini itiraf ediyordur. Sözün tükendiği yerdir.

Artık bu yorgun ve yıpranmış defterin kapanması gerekir.”

GENÇLERİMİZ UMUTSUZ

Konuşmasının önemli bir bölümünü gençliğe ayıran Meral Akşener, gençlerin umutsuz olduğunu belirterek şunları söyledi;

“Farkında mısınız, Türkiye umutsuz gençlerin ülkesi oldu. Oysa ülkemizin kuruluş süreci, hatta daha da geriye gidiyorum, tüm bir tarihimiz, umutların ülkesi olduğumuzu gösteren işaretlerle doludur. Ülkemizin ve özellikle gençlerimizin üzerine örtülen umutsuzluk örtüsünü kaldırmak zorundayız.

Bugün sizlerle Cumhurbaşkanı olduğumda, Türkiye’de “nasıl bir devlet, nasıl bir vizyon” olacağını paylaşacağım. Devletin geleceği, geçici, gündelik iktidar hırslarına feda edilmiştir. Türkiye, ayaklarından tutup geriye çekenler olmasa, zirveye çıkacak bir ülkedir.
Yeter ki ülkemiz, siyaset insanları tarafından değil, devlet insanları tarafından yönetilsin.
Yeter ki ülkemiz, kısa dönemli, öngörüsüz politikalar, kısır çekişmeler,
bencil yaklaşımlar arasına sıkışmasın, sıkıştırılmasın.”

GÜNEŞ BİZSİZ HİÇ DOĞMADI

“Elbette farklılıklara saygı duyarak, ancak bu farklılıkları dar bir çerçevede değil, tüm sahalardaki farklılıklara saygı duyarak güçlenen bir devlet anlayışına sahip olmalıyız.

Farklılıklara saygı duymak, benzerliklerimizi artırmanın önünde bir engel değildir.
Çünkü biz, milletimizin o sofranın etrafına toplanan koskocaman bir aile olduğuna inanıyoruz.
Türkiye, bir medeniyet coğrafyasıdır… Güneş bizsiz hiç doğmadı…
Biz güneşin her doğuşunda yine olacağız…”

YOKSULLUK İKTİDARI SÜRDÜRME ARACI OLAMAZ!

“Bizim devlet anlayışımız, insanla yaşayan, insanı yaşatan devlettir.
Devlet, milletine bu çerçeveden bakmayı samimiyetle başarırsa, İktidarlar, yoksulluğun sürdürülmesinden beslenemez. Yoksulluk, iktidarı sürdürme aracı olamaz, olmamalıdır.

Bizim devlet tahayyülümüz, yeniden dünyaya örnek gösterilecek bir devlet anlayışıdır. Tarihin her döneminde böyle oldu, her zaman doğuya ve batıya örnek olduk.”

TÜRKİYE YENİDEN DÜNYAYA ÖRNEK OLACAK

“Son yıllardaki itelenip kakalanmamıza son vererek yeniden dünyaya örnek olacak bir devlet tasarımıyla geliyoruz. Öncelikli hedefimiz, devletle insan arasındaki uçurumu kaldırmaktır. Devlet, iyiliğinden sorumlu olduğu her bir ferdinin etnik, dini/mezhepsel, cinsiyet ve kültürel farklılıklarına bakmaksızın hizmet eşitliğini sağlamakla yükümlüdür.”

YÖK’Ü KAPATACAK, ASKERİ LİSELERİ YENİDEN AÇACAĞIZ

“Ülkemizde bilimin gelişmesinin önündeki en önemli engellerden olan, üniversite camiasının kamburu olmaktan öteye işlevi kalmamış YÖK’ü tarihin sayfalarına göndermek bize nasip olacaktır. İktidarların suçunu binalara ödetmek gibi yamuk bir anlayışın ortaya çıkardığı sorunları çözeceğiz. Gözbebeğimiz Türk ordusunun beşiği, Kuleli ve Işıklar Askeri liselerini yeniden açacağız.”

İYİ OLAN HİÇBİR ŞEYİ DEĞİŞTİRMEYECEĞİZ

“İnsanımıza balık istifi muamelesi yapan dev hastaneler yapmayacağız, 700 yatak üzeri hastanelerin sağlık üretmeyeceğini, sistemin işlemeyeceğini biliyoruz. Daha küçük ölçekli ve daha ulaşılabilir hastaneler yaparak, hasta ve yakınlarının yollarda eza çekmelerini istemiyoruz.

Yatırımcıyı, teşvik için öyle uzun yollardan dolandırıp, süreçtekileri nemalandırarak sömürmek yerine, kendisine sadece iki şart koşacağız; Yatırım yaptığı çevreye zarar vermemek ve o çevrede yaşayan halkın rızasını almak.

Biz adımız gibi, iyi olan hiçbir şeyi değiştirmeyeceğiz, Çünkü millet, ülkeyi yönetenleri taşıyacak araç değildir, ülkeyi yönetenler milleti taşımalıdır.”

SANKİ BU ÜLKEYİ ONLAR YÖNETMİYOR

“16 yıldır ülkeyi yönetenlerin seçim vaatlerine bakınca, sanki bunca yıl ülkeyi yönetenler onlar değil sanıyorsunuz. Biz onların, millete yabancılaştıklarını sanırken, kendilerine de yabancılaştıklarına şahit olmak, hepimizi endişeye sevk ediyor.

Çocuklarımız taciz ediliyor, genç kızlarımız sokak ortasında öldürülüyor.
Beli ve eli silahlı adamlar sokaklarımızda kol geziyor. Kadınlarımız şiddet görüyor, cinayetlere kurban gidiyor, çünkü yönetim boşluğu var.”

ADİL PAYLAŞACAĞIZ

“Büyümeyi adil şekilde her gelir grubunda hedefleyerek, kamu ve özel sektör iş birliğiyle, dengeli bir büyümeyle ve düşük gelirli grupları koruyarak yapacağımızı planladık.
Biz “ekonomiyi siyasetçi değil, güven yönetir” diyoruz.

Ekonomiye duyulan güvensizliğin, maliyeti devlete ve millete ağır bir yük olarak geri dönüyor.
Devlet öğrencinin harçlığından, yediği tosttan, kitabından, defterinden vergi alır mı? Alıyor…

Son 16 yılda 4.5 Trilyon Lira’ya yakın para toplanmış…

Ama milletin parası har vurup, harman savrulmuş…

Bu iş sadece kaynak meselesi değil, aynı zamanda akıl ve ahlak meselesidir…

Ne büyük bir devletmişiz ki, hiç ama hiç hak etmeyen bir kadronun
yanlışlarına rağmen yıkılmamayı başardı.”

DEVLETİN BEKASI EVLATLARIMIZDIR

“Biliyoruz ki, çocuk üşürse… Devlet üşür… Millet üşür…
Bundan daha önemli bir devlet bekası ve millet bekası yoktur…
İnsan kalitemizin çok altında bir eğitim sistemimiz olduğunu görmekteyiz. Bugünkü sistem, içerik olarak 21. yüzyılı kavrayamadığı gibi,
Yaşanan ekonomik adaletsizliğin çocuklara da yansıtıldığını, iyi okul-kötü okul, özel-devlet ayrımlarının kaldırılamaz bir noktaya geldiğini görüyoruz.”

ÜNİVERSİTE BÖLÜNMEZ, GÜÇLENDİRİLİR

“Son dönemde ısrarla söyledik, ne var ki medya bize yer vermediği için,
sosyal medya aracılığıyla defalarca paylaştık;
‘Üniversiteler tarihiyle, bilimsel çalışmalarıyla bir birikimin üzerinde yükselen kurumlardır. Üniversiteleri her ne şekilde olursa olsun bölmek,
bir ülkenin geleceğine yapılmış en büyük ihanetlerden biridir.’
Cumhurbaşkanı olduğum ilk gün üniversiteleri bölmek için alınan bu kararın iptal sürecini başlatacağımızı buradan ilan ediyorum.
Haktan ve liyakatten uzak yönetimler, korkak yönetimlerdir.”

DEVLETİ YÖNETENLER ALDANMAZ

“FETÖ’yü kontrolünüzde tutarak, masum insanlara iftira atmaya kalkarsanız, sadece insanlık suçu işlemiş olmazsınız aynı zamanda eğer iman edenlerdenseniz, günah ve vebal peşinizi bırakmaz.

Devlet yöneticileri, hiçbir terör örgütü tarafından aldatılamaz,
Hiçbir terör örgütüyle pazarlık yapmaz, yapamaz.
“Mağlup dış politika” faturasını ödemek de kahraman ordumuza düşmektedir.
Biz, krizlerden beslenen değil, yeniden dünyaya örnek olacak bir devlet dış politikası hazırladık.

Bizler parmak sallayarak yenilmek değil, şeffaflıkla konuşarak kazanmak isteyen bir dış politika uygulayacağız. Bir devletin uluslararası ilişkileri ciddiyet ister. Ekran önünde ayrı, kapı arkasında ayrı konuşarak milletinizi aldatamazsınız.
Devlet gibi davranırsanız, Afrin olmaz ve mülteci dalgası altında kalmazsınız.
Son yıllarda Türkiye-ABD ilişkileri çift yüzlü yorgana dönmüştür.
Dışarda başka şey söylenmekte, içerde başka şey olmaktadır.
Devletlerle ilişkilerimizi başka devletlerin politikalarına terk edemeyiz, etmemeliyiz.”

PARLAMENTER SİSTEME DÖNECEĞİZ

“Parlamenter sisteme dönüş için, bir geçiş dönemi planlamaktayız..
Hiçbir zaman bir kaosa izin vermeyeceğiz, kaos ve krizlerden beslenen bir anlayışı asla benimsemeyeceğiz.
Lütfen, hepiniz Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarınızı çıkarın…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tapusu budur…
Ağa da budur, reis de budur, paşa da budur…
İrade sahibi de budur…”

25 HAZİRAN’DA YENİ BİR GÜNE UYANACAĞIZ

“Demokratik usullerle 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerle
Türkiye demokrasi tarihinde, bir büyük değişim yaşanmıştır.
Bugün millet yeniden bir büyük değişime ihtiyaç duymaktadır.
25 Haziran, karamsarlıkların, krizlerin sürdüğü, hiçbir şeyin değişmediği bir gün olabilir ya da yepyeni, güzel bir iklimin hüküm sürdüğü, umutlar içinde yaşanacak bir gün olabilir. Hangisi olacağını aziz milletimiz belirleyecek.

Biz 25 Haziran sabahından itibaren yepyeni, ilkbahar güneşi gibi, hayat veren, nefes aldıran, yaz güneşi gibi, üşüyen yüreğimizi ısıtan bir Türkiye’de yaşamak için gece gündüz çalışıyoruz.

Türkiye’ye yeni bir güneş doğması için çalışmaktan asla yorulmayın.!
Yepyeni bir güneş doğacak ülkemizin üzerine!
Yeter ki, her türlü olumsuzluğu geride bırak, yeter ki, yüzünü güneşe dön Türkiye!”

Meral Akşener konuşmasının ardından sahneden ayrıldıktan bir süre sonra 100 genç ile birlikte dönerek salondakileri bir kez daha selamladı.