2018 yılı büyüme rakamlarının beklenenden çok aşağıda çıkması ekonomik tabloyu daha da karamsarlaştırdı.

Ancak bazı kesimler son üç aylık eksi yüzde 3’lük küçülmeyi bırakıp yıllık yüzde 2.6’lık büyüme oranından duydukları memnuniyeti” anlatıyorlar. Bakan Berat Albayrak, siyaseten tabii ki “en kötüsünü gördük, düze çıkıyoruz” diyecektir ama iş dünyasının bazı temsilcilerinin de aynı pencereden bakması dikkat çekici.

İki örnek; İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, geçen yılın ikinci yarısı boyunca süren ekonomik saldırılara (hangi saldırılar?) rağmen 2018  yılının büyüme oranın önemli bir başarı olduğunu söylemiş. Başarı buysa altındaki bir rakama nasıl bakacaktık? Haa, siz bu yılkı büyümeyi bu rakama getirirseniz bu tam anlamıyla başarı olur, kimse de bir laf edemez.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de “kur çalkantısı ve yüksek faiz oranları ile karşı karşıya kaldığımız 2018 yılını  her şeye rağmen yüzde 2,6’lık büyüme ile kapattık. Bu moral verici bir orandır”” demiş. Bu oranlar geleceğe yönelik nasıl bir moral verecek, biz de merak ediyoruz.

Başta Ankara olmak üzere benzeri konumdaki diğerleri de “son üç ayı unutursak büyüme iyidir” derler mi acaba?

Liranın yüzde 30 değer kaybetmiş, enflasyonun yüzde 25’e, faizlerinde de bir bu kadar yükselmesiyle ekonomi tepetaklak gitmiş, tüm sektörler küçüldükçe küçülmüş, bunun bu yılın ilk yarında daha kötüleşmesi bekleniyorsa ama bunlar hiç olmamış gibi geçen yıl geneli”” iyi büyüdük” geçmiş yılların büyüme rakamlarına ne diyeceğiz?

İş dünyası bu tür “ekonomide mutlu mesut, büyüme küçük olsun bizim olsun” gibi algı operasyonları” yerine bundan sonra ne yapılması gerektiğini, önerilerini, düşüncelerini açık bir dille anlatmalıdır. Öncelikle de şu kur saldırısı bahanesini bırakmalıdır.

Evet, dolar bir günde 7.3’lere çıktı ama on beş gün içinde bugünkü düzeyine gerildi ve bu paritede seyrini sürdürüyor. Üstelik bu kadar olumsuz veri gelmesine rağmen. Şimdi kalkıp vay efendim kur saldırısı derseniz inandırıcı olmaz.

Bakınız, yabancılar son verilere göre büyüme tahminlerini değiştiriyorlar ve bu yıl geneli için yüzde birlere hatta eksilere çekiyorlar. Yabancılar böyle deyince burun kıvırıyoruz ama laf bize gelince “büyümemiz iyidir, moral bulduk” diyoruz. Algı operasyonlarına gerek yok.

KİŞİ BAŞI GELİR 2007’YE GİTTİ

İş dünyası mesela kişi başına düşen gelir konusunda da moral buluyor mu? Kişi başına düşen gelir, 2018 yılında cari fiyatlarla dolar 4.71 paritesinden 45 bin 463 TL, ABD doları cinsinden 9 bin 632 dolar olarak gerçekleşmiş ve 2017 yılına göre 870 dolar azalmış. Buna bir de enflasyonun götürdüklerini eklersek alım gücümüzün nasıl düştüğü daha iyi anlaşılır.

Geldiğimiz düzey, 2007 yılı ve bu sürede gelirimiz artacağına yaklaşık üç bin dolar erimiş, 12 bin dolarlarda tutunamamışız. Ama diğer ülkelere bakın, katlayarak gidiyor..

Nerede o yüzde 10’ların altındaki enflasyonlar, kişi başına 12 bin dolarların düştüğü, dünyanın değil on, ilk beş ülkesi arasına gireceğimiz çığlıklarının atıldığı yıllar? Bu yıl ki seçim meydanlarında bu konun yanından geçilmiyor.

Bu açıdan bakınca “iyi büyük” demek hayatın ve ekonominin doğal akışına aykırı beyler.

FACEBOOK YORUMLARI

1 Yorum

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.