Nerede ise son 20 yıldır kayınpederinin tek başına iktidarda olduğunu unutan damat bey “Stratejik ve üretim imkanı bulunmayan ürünler hariç, ithalat kolay olmayacak. Birileri bir dönem ülkemizi ithalat cenneti yapmaya çalıştı.” diye buyurmuş.

Gerçekten de çok merak ettim acaba kimler, hangi dönemde ülkemizi ithalat cenneti yapmaya çalışmış bir açıklasa da öğrensek…

AB ile gümrük birliği imzası dururken ithalat kolay olayacak derken neyi, nasıl zorlaştıracak ve nelerin ithalini engelleyecek doğrusu pek merak ettim.

Sormak lazım;

Doğal gazı mı, petrolü mü yoksa kömürü mü ithal etmeyeceksin?

Bu ülkede kullanılan arabalar, elektronik eşya, bilgisayar, yazılım ve sair bir çok şey ithal değil mi?

Mercimekten sarımsağa, samandan buğdaya bir çok gıda maddesini ithal etmek AKP iktidarında ortaya çıkan bir icraat değil mi?
Yerli üretim diyorsun iyide bu ülkedeki bir çok şirketi özelleştirme yapıyorum diyerek yabancı sermayeye satan siz değil misiniz?

İşin açığı bu ülkede Amerikan destekli 12 Eylül darbesi ile iktidara gelen Neoliberal politikacılar Türkiye’yi Osmanlının’da düştüğü aynı bataklığa çekmeyi başarmışlardır.

Dış borç ve yabancı sermayeye dayalı bir ithalat cennetinde yaratılan suni refah illüzyonu ile kitlelerin gözü boyanmış, milli üretim kalelerimiz tek tek yabancı işgaline uğramıştır.

Damadın AKP’nin de etlice bir parçası olduğu bu süreci idrak ve itiraf etmesi aslında çok önemlidir.

Eğer samimiyse önce gitsin kayınpederini ikna etsin ve Katar ortaklı firmaya devredilen Tank Palet Fabrikası işini bir iptal ettirsin ki samimiyetine, inanalım güvenelim.

Sonra parlamentoya derhal bir kanun tasarısı sunsun ve yap işlet devret projeleri çerçevesinde hazinenin döviz bazlı taahütler verdiği sağlık, ulaştırma ve enerji şirketleri acilen kamulaştırılsın, millileştirilsin. Bu şekilde döviz gereksinimi de önemli miktarda azaltılmış olur.

Böylece önce içimizdeki ithalatı engelleyerek işe başlamış olur, netice olarak bir mal yada hizmeti hangi siyasi coğrafyadan aldığından daha çok bu mal ve hizmetin bedelinin hangi para birimi ile ödendiğin önemli değil midir? İthalatın en önemli sakıncası ödemenin kendi basmadığın bir para birimi ile yapılmak zorunda olması değil midir?

İşin bir başka boyutu da şudur; bir mal yada hizmeti ithal etmeden vatandaşlarının ihtiyacını karşılayabilmek için o mal ve hizmeti yerli imkan ve milli kaynaklar ile üretebilmen gerekir. Yoksa ya vatandaş ihtiyacını karşılayamaz mutsuz ve tepkili olur, yada kaçakçılık ve karaborsa ortaya çıkar.

Damat bey bu noktada da “Yerli üretimi ve yerli üretimin dünyayla rekabetini tüm politikalarımızda daha da önceleyeceğiz, yerlileştirmede sanayicimizi daha da destekleyeceğiz. Uzun vadeli, TL’ye dayalı, düşük maliyetli finansman programlarını etkinleştireceğiz.” ifadesini de kullanmış.

Bak söyleyeyim damat bey gene yanlış bir noktaya odaklanmış, finansman üretimin belkide en önemsiz ve en kolay çözülebilecek parçasıdır. Üretim yapmak için asıl gereken bilgidir; neyi, nasıl üreteceğini bilmek üretimin temelidir. Bu bilgiye haiz yeterli nitelik ve donanımda insan kaynağın yoksa, yahut var olan insanın ülkesine, iktidara, ekonomiye güven duymuyor böyle bir ülkede yaşamak, çalışmak, üretmek istemiyorsa finansman hiç bir işe yaramaz. Böyle iklimlerde dağıtılacak ucuz finansman altın, döviz ve gayrimenkule yatar, üretime katkı sağlamaz, sadece rantiyeye para üstünden para kazandırır.

Yerli ve milli üretim kapasitesi oluşturmak istiyorsan önce yeterli sayıda nitelikli insan kaynağı bulman yada yaratman gerekir! Bunun önkoşulu da bilim, sanat ve spor eğitimine önem vermek, yatırım yapmak ve bu insanların yaşamak, çalışmak ve üretmek isteyeceği demokratik, adaletli ve özgürlükçü bir iklimi yaratmaktan geçer. Yoksa asla nitelikli insan bulamazsın, eskaza yetiştirdiklerin ise daha uygun iklimlere kaçar gider elin böğründe bakar kalırsın.

Unutmayın bir tweet atan iki satır yazı yazan insanların mahkeme kapılarında süründüğü, iktidarın en tepe makamları tarafından hedef haline getirildiği bir ülkede aklı başında nitelikli hiç kimse yaşamak, çalışmak ve üretmek istemez. Bunu 19 Mayısta açıklanan SODEV raporunda da açıkça görüyoruz, partileri iktidarda olduğu halde AKP’li gençlerin bile yarısı bu ülkede yaşamak, üretmek, çalışmak istemiyor. Sen birde sermaye sahiplerini düşün…

Benim öngörüme göre AKP iktidarı bu uzun ve meşakkatli yola girmektense, kolaya kaçacak ve döviz kıtlığı ortaya çıktıkça zecri tedbirler ile ithalatı kısıtlamaya çalışacak sonuçta bazı mallar piyasadan çekilip, ulaşılamaz olacak, kaçakçılık ve karaborsa ortaya çıkacak, üretim kapasitesi büsbütün düşecek ve sonuçta ekonomi iyice dibe vuracak.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz