Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Uzmanı Dr. Fatmagül Aslan, Sağlık Bakanlığı tarafından 2010 yılında 28 ilde oluşturulan 31 Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) sayesinde, istismara uğrayan çocukların artık karakollarda sorgulanmadığını, merkeze getirilen çocuğun psikolog, sosyal hizmetler uzmanı gibi profesyonel bir görüşmeci tarafından ifadesinin alındığını belirtti.

Aynı zamanda Antalya ÇİM’de görev yapan Dr. Fatmagül Aslan, Sağlık Bakanlığı tarafından pilot uygulama olarak 2010 yılında Ankara’da başlatılan ve giderek yaygınlaşan ÇİM sayesinde, özellikle cinsel istismara maruz kalan çocukların daha az örselenerek tedavi ve rehabilite edildiğini söyledi. İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya başta olmak üzere 28 ilde 31 ÇİM’in aktif çalıştığını söyleyen Dr. Aslan, ÇİM bulunan illerde cinsel istismara uğrayan kalan çocukların artık karakol veya çocuk şube merkezlerinde ifadelerinin alınmadığını, doğrudan merkeze getirilerek alanında profesyonel bir ekip tarafından karşılandığını söyledi.

ANTALYA ÇİM İLK VAKASINI 2012 YILINDA ALDI

Aşır Aksu Devlet Hastanesi yerleşkesinde kurulan Antalya ÇİM’in 9 Kasım 2012 tarihinde ilk vakasını aldığını aktaran Dr. Fatmagül Aslan, “Antalya ÇİM, Cumhuriyet Savcılığı, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile İl Müdürlüğü, kolluk kuvvetleri ve Antalya Barosu ile işbirliği halinde çalışmaktadır. Burada meslektaşım Dr. Serdar Timur ile birlikte çalışıyoruz. 7/24 esası ile hizmet yapan bir kurum. Merkezde psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve hemşireler 24 saat nöbet sistemi ile adli tıp uzmanları ise icap nöbeti tutarak çalışıyor. Çocuk psikiyatrisi, çocuk hastalıkları ve sağlığı ile kadın hastalıkları uzmanları ise konsültasyonla görev yapıyor” dedi.

Antalya ÇİM’in ilk kurulan merkezlerden biri olması nedeniyle bilgi ve tecrübesi artmış olarak yoluna devam ettiğini belirten Dr. Aslan, çocuk istismarı konusunda toplumsal ve mesleki duyarlılığı artırıcı eğitim çalışmalarını da yürüttüklerini kaydetti. Dr. Aslan, rehber öğretmenler, okul yöneticileri, sağlık personeli, kolluk kuvvetleri, din görevlileri gibi meslek elemanlarına yönelik hizmet içi eğitimler verdiklerini de söyledi.

‘KOLLUK KUVVETLERİ ÇOCUKLA HİÇBİR GÖRÜŞME YAPMIYOR’

Çocuğun cinsel istismara uğradığı konusunda şüphe olduğu durumlarda, anne, baba, sağlık çalışanları ve öğretmenler gibi bilgisi olan kişilerin durumu kolluk kuvvetine iletmesi halinde, kolluk kuvvetlerinin mağdur çocuğu hiçbir görüşme yapmadan sivil bir ekip ve sivil araçla ÇİM’e ulaştırdığını anlatan Dr. Aslan, mağdur çocuğun ifadesi alınırken camlı ve ses izolasyonu olan oda kullanıldığını, soruşturmayı yürüten savcı, mağdur vekili avukat ve diğer ilgililerin camın arkasından ifade işlemini izleyebildiğini, adli görüşmeciyi de soruları ile yönlendirebildiklerini kaydetti. Eğitimli ve alanında uzman adli görüşmecilerin çocuğu örselemeden ve yönlendirmeden sağlıklı bir adli görüşme olmasını sağladığını vurgulayan Dr. Aslan, tüm görüşmelerin kamera ile kayıt altına alındığını söyledi.

MAĞDUR, OLAYI TEKRAR TEKRAR ANLATMAK ZORUNDA KALIYORDU

Mağdur çocukla görüşme yapmanın profesyonellik isteyen bir durum olduğunu belirten Dr. Fatmagül Aslan, eski uygulamada çocuğun tekrar tekrar yaşadığı olayı anlatmak zorunda kaldığını söyledi. Eski uygulamada istismara uğradığı şüphesi taşıyan çocuğun konuyu önce kolluk kuvvetlerine, ki özellikle ilçelerde bazı jandarma bölgesinde çocuklara ilişkin özel birimler bulunmadığından o gün nöbetçi kimse ona, ardından savcıya ve daha sonra mahkeme heyetine anlattığını belirten Dr. Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocuk ardından beden ve ruh sağlığı açısından incelenmesi aşamasında adli tıp kurumu görevlilerine, itiraz durumunda gerek görülürse başkaca ilgililere maruz kaldığı olayı tekrar tekrar anlatmakta, olay ilçede yaşanmışsa bu silsileye ayrıca ilçedeki diğer kolluk görevlileri ve Cumhuriyet savcısı da eklenebilmekteydi. Yani çocuk yaşadığı olayı tekrar tekrar yaşayarak yeniden travmatize edilmekteydi. Özellikle olay bir ilçede yaşanmışsa çocuk mağdur tam bir sağlık hizmeti alamadan, nitelikli personelle karşılaşmadan, delil kayıpları yaşanarak yani mağduriyetine yenileri eklenerek yavaş ve aksak bir sistemin içinde evrilmekteydi. Kanunlar eksiksiz işletilse bile özellikle küçük yerleşim yerlerinde mahremiyet sağlanamadığından toplumsal baskı ve örtbas etme durumlarının eklenmesi de cabası olmaktaydı. Aslında pek çok ilimizde kısmen de olsa eski uygulamalar sürse de gerek hukuk sistemimizdeki yeni yapılanma, gerekse mevcut ÇİM’lerin oluşturduğu pozitif dalga etkisi, eski uygulamaları giderek silmektedir.”

‘ÇOCUK İSTİSMARI CİDDİ YARALANMALAR VE ÖLÜMLERE NEDEN OLABİLİR’

Dr. Aslan, çocukta cinsel istismar konusunda son zamanlarda basına da yansıyan haberler nedeniyle toplumsal bir bilinç oluşmaya başladığını kaydederek, “Ülkemizde çocuk istismarı; ciddi yaralanmalara, sakatlıklara ve hatta ölümlere neden olabilen tıbbi, hukuki, sosyal yönleri olan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir” dedi. Çocuk istismarı ve ihmali olgularının değerlendirilmesi ve adli sorumlulukların yerine getirilebilmesi için öncelikle bildirimi ve tanı konması gerektiğini sözlerine ekleyen Dr. Aslan, şunları söyledi:

“Fiziksel istismar en yaygın rastlanan ve belirlenmesi en kolay türdür. Duygusal istismar ve ihmal ise oldukça sık görülmesine karşın fark edilmesinde, tanımlanmasında, anlaşılmasında ve yasal olarak kanıtlanmasında güçlük yaşanıyor. Cinsel istismar ise çocuk istismarı tipleri içerisinde saptanması en zor olanı. Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı bütün kültürler, ırklar ve toplumlarda görülmektedir. Demografik olarak cinsel saldırı kurbanlarının yüzde 80 ve daha fazlasının rapor edilmediği düşünülmektedir. Kız çocukları daha çok etkilenir. Üstelik cinsel saldırı mağduru olan kadınların yüzde 28’inin de çocukluk döneminde istismara uğradığı saptanmıştır. Ayrıca tanısı konmayan ve tedavi edilmeyen çocuk cinsel istismarı, ciddi sekellere neden olabilmektedir.”

HEKİMLERDE DE FARKINDALIK ARTTI

Toplumda ve hekimlerde çocuk istismarı konusunda farkındalığın arttığını vurgulayan Dr. Aslan, çocukların muayenesi sırasında poposunda görülen bir morluktan aşırı kilo kaybı yaşayan çocuğa kadar geniş bir yelpazede her hekimin aklının bir köşesinde ‘Acaba bunun altında bir istismar var mı?’ diye düşünmesi gerektiğini ifade etti. Dr. Aslan, “Türkiye genelinde bildirim rakamlarının artması bir açıdan bakıldığında sağlıkçıların başarısı ve farkındalığın artması şeklinde yorumlanabilir” diye konuştu.

ÇOCUK İSTİSMARI BUZDAĞINA BENZETİLEBİLİR

Çocuk istismar vakalarının bilimsel çevrelerce buzdağına benzetildiğine dikkat çeken Dr. Aslan, “Buzdağının suyun yüzeyinde kalan kısmı gibi istismar vakaları da ancak görünür oldukları oranda bilinebilir. Ortaya çıkmayan, gizli kalan, ifade edilemeyen vakalar saptanmadıkları sürece hem görünmez olmaya devam eder hem de yeni nesiller için potansiyel bir risk oluşturur” ifadelerini kullandı.

ETKİLENMEMEK MÜMKÜN DEĞİL

Bugüne kadar çok sayıda cinsel istismar vakasıyla karşılaştığını belirten Dr. Aslan, gerek gözlemleri gerekse bilgileri sonucu faillerin genellikle çoğu zaman aile bireyleri veya yakın akrabalar olduğunu aktardı. Dr.Aslan, “Güvenlik açığı olan ve özel eğitim gerektiren çocuğa sahip ailelerin çocuklarında istismarı daha sık görüyoruz. Ayrıca stresle başa çıkma becerisi olmayan ya da aralarında evlilik bağı olmayan ailelerin çocuklarında da sık rastlanıyor” dedi. Cinsel İstismara maruz kalan çocukların, tam bir genelleme olmamasına karşın, yaşı küçük olanların aşırı gergin ve hiperaktif, yaşı büyük olanların ise içe kapanık ve tedirgin bir ruh yapısı sergilediklerini söyleyen Dr. Aslan, bir hekim olarak çocuk istismarı konusunda etkilenmemenin mümkün olmadığını kaydetti. Dr. Aslan, “Ancak olaya profesyonel yaklaşmak zorundayız. Duygusal yaklaşmamız hem bizim işimizi eksiksiz yapmamızı engeller hem de objektif olamamamız nedeni ile güvenilirliğimizi sarsar. Ama hekimiz ve en başta da insanız. Etkileniyoruz. Çok küçük çocuklar gelebiliyor. Her şeyi bir tarafa bırakarak ve profesyonellikten uzaklaşmayarak o çocuğa en fazla oranda nasıl yardım edebileceksek onu yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

ANTALYA ÇİM, VAKA SIKLIĞI BAKIMINDAN TÜRKİYE’DE 4’ÜNCÜ

Antalya ÇİM’in kuruluşundan bu yana istatistiksel olarak çocuk cinsel istismarı vakalarında bildirimden kaynaklanan bir artışın söz konusunu olduğunu ifade eden Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Uzmanı Dr. Fatmagül Aslan, Antalya ÇİM’in, vaka sıklığı bakımından Türkiye’de 4’üncü sırada yer aldığını kaydetti. Dr. Aslan, bildirilen vakaların tam olarak Antalya ilini yansıtmadığına da dikkat çekerek, “Antalya özellikle yazın göç alan bir şehir. Yine çocuklar kaçırılarak, kaçarak ya da kandırılarak Antalya’ya getiriliyor ya da gelebiliyor. Turizm kenti olarak cazip olması da tüm bunları kolaylaştıran bir faktör. Risk faktörlerinin şekillenmesi gerek aileler gerekse çocuklar için çok daha kolay olabiliyor ve bu da rakamlara yansıyor” dedi.

FACEBOOK YORUMLARI