Covid-19 salgınıyla mücadelesi kapsamında hazırlanan 62 maddelik torba kanun teklifinde istihdamı korumak için sert bir önlem alınması ve işten çıkarmaların üç aylığına yasaklanması söz konusu. Aynı torba kanun teklifinde Cumhurbaşkanı işten çıkarma yasağını 6 aylığına uzatabilir de denilmektedir.

Bahse konu teklife göre işten çıkarma yasaklanıyor, lakin ücretsiz izne çıkarmaya aynı süreler kapsamında izin veriliyor. Ücretsiz izin verilenler ile 15 Mart sonrası işten çıkarılanlardan işsizlik sigortası alamayanlara günlük 39.24 TL yani aylık olarak 1.177,2‬ TL yardım yapılmasına ilişkin hüküm de teklifte yer alıyor ve yardımın süresini de Cumhurbaşkanı 6 aya kadar uzatabilecek. Ayrıca bu yardımı alanlar çalıştırılırsa işverene ceza da kesilecek.

İşçi çıkarmayı yasaklayıp, ücretsiz izne izin vermek sonuç olarak sadece istatistiki tabelalarda işsiz sayısını azaltmaya, işsizlik sayısı ve oranlarını düşük göstermeye yarar. Sonuçta patronların işçiye maaş ödemediği halde onu kadroda tutması fazla bir anlam taşımaz.

Devletin ücretsiz izne çıkarılanlar ile 15 Mart sonrası işten çıkartılıp işsizlik sigortasından yararlanamayanlara günlük 39.24 TL yani aylık olarak 1.177,2‬ TL yardım yapılmasına ilişkin kararı ise çok yetersiz de olsa olumlu bir adımdır.

Bir çok işletme sahibinin bu haberi duyar duymaz, yarın ne olur belli olmaz düşüncesi ile peşinen işçi çıkarmaya gideceğini tahmin ediyorum, patronlar büyük ölçüde ben tedbirimi alayım, yarın ihtiyacım olursa yeniden işe alırım diye düşüneceklerdir.

Ekonomi yönetimini bütün uzmanlar devamlı olarak uyarıyor bu ikiz kriz hem tüketimi ve hem de üretimi durdurmaktadır, çok ciddi ve kitlesel para desteği yapılmadan, genişlemeci maliye politikaları uygulanarak kamu harcamaları radikal bir şekilde arttırılmadan bu talep ve arz çöküşünü durduramayız.

Nasıl ki bir yangına ilk aşamada yeterli miktarda su dökülmez, yeterli müdahaleyi yapılmaz ise daha sonra çok daha fazla su gerekir çok daha yoğun bir müdahale yapılmak zorunda kalınırsa bu tip krizler içinde durum aynıdır bölük pörçük, yetersiz önlemler bu yangını söndürmeye yetmez, kızgın saça damlayan su gibi anında buharlaşır gider, saçı soğutmaya yaramaz.

Bahse konu yasa teklifinde daha bir çok madde var, bunlardan önemli gördüğüm bazılarını aşağıda sayıyorum:

Perakende Ticareti Kanunu’nun ceza maddelerinde değişiklik yapılacak. Küçük işletme niteliğindeki üretici ve tedarikçiden et ve süt ürünü ile 30 gün içinde bozulabilecek ürün satın alan büyük işletmeler bir ay içinde ürün bedelini ödemedikleri takdirde 500 bin liraya kadar para cezasına çarptırılabilecek.
Fahiş fiyat uygulayanlara 10 bin liradan 100 bin liraya kadar, stokçuluk yapanlara da 50 bin liradan 500 bin liraya kadar para cezası verilecek.

Belediyeler doğal afet ve salgın hastalık gibi durumlarda, gerçek ve tüzel kişilere ait toplu taşıma araçları için belediye meclisi kararıyla gelir desteği ödemesi yapabilecek.

Kamuya ait şirketler hariç olmak üzere, sermaye şirketlerinin 31 Aralık 2020 tarihine kadar dağıtabilecekleri nakit kar payı tutarı, 2019 yılı net dönem karının yüzde 25’ini aşamayacak.

Özellikle belediyelerin kent içi ulaşıma gelir desteği ödemesi önemlidir, neticede hükumet kararı ile uygulanan tedbirler hem kent içi ulaşımın maliyetini arttırıyor ve hem de talebi azaltıyor. 14 kişilik minübüse yarı kapasite ile yolcu taşıyacaksın diyorsan burada bir destek vermende gerekir.

Kar dağıtımı ile ilgili alınan karar bence hem çok doğru ve hem de çok uygulanabilir değildir.

İktidarın bu krize karşı çok daha somut ve büyük bir önlem paketi üzerinde çalışması, pansuman ve algı yönetimi için uygun olan tedbirler yerine gerçekçi ve somut tedbirler açıklaması gerekmektedir.

Bu dönemde hem vergi gelirlerinin düşeceğini ve hem de bütçe giderlerinin astronomik miktarlarda artacağını tahmin ediyorum, ek vergiler koymaya kalkmak ya da Tekâlif-i Milliye gibi savaş zamanı vergi uygulamalarını dillendirmek zaten durmakta olan ekonomiyi daha da zora sokar, güveni aşındırır, yatırımcıları ürkütür. Devlet vergi salmayı düşünmek yerine, para basma, özel tahvil çıkarma ve IMF gibi uluslararası kuruluşlardan uzun vadeli düşük faizli borç bulma yöntemleri ile kaynak yaratmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz