İstanbul’un iki belediye başkan adayı da aslında benzer şeyler söylüyorlar:
-Yeşil alanları artıracağız…
-Metro hattını genişleteceğiz…
-Yatay yapılaşmayı destekleyeceğiz…
-Haksız rant sağlanmasını önleyeceğiz…
-İsrafla mücadele edeceğiz…


++
İyi hoş da İstanbul’un gerçek sorunu bunlar değil.
Keşke adaylardan biri çıkıp dobra dobra şöyle konuşabilse:
-İstanbul’un en büyük sorunu göçtür.
-Kırsal kesimde tarım ve hayvancılıkla geçinemeyen insanlar çareyi büyük kentlere göç etmekte buluyor.
-Kentleri kurtarmak istiyorsak göçü önlemeliyiz.
-70 yılda 14 kat büyüyen bir İstanbul’la karşı karşıyayız. Nüfusun 1950’deki nüfus sayımında sadece 1 milyon 166 bin olduğunu unutmamalıyız.
-Seçilirsem, bundan böyle yeni yapılaşmaya izin vermeyeceğim gibi köylere ve kasabalara dönüşü de bütün gücümle destekleyeceğim.
-Tabii ben bunları yaparken merkezi yönetime de büyük görevler düşüyor. Onlar da tarım ve hayvancılığı teşvik ederek insanların köylerinden, kasabalarından ayrılmak zorunda kalmamalarını sağlamalıdır.
++
Yani, 23 Haziran’da kim seçilirse seçilsin, bugünkü anlayışlarıyla bir şey yapamaz, kentin daha büyük sorunlarla karşılaşmasının önüne geçemezler.
Kimse kendini aldatmasın!
İstanbul’un kurtuluşu öncelikle diğer pek çok büyük kentin kurtuluşu gibi göçü önlemekten geçiyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz