Haber bültenlerine birkaç istatistiki sayı ve birkaç grafik olarak olarak yansıyan işsizlik sorunu evlere; açlık, yoksulluk, sefalet, utanç ve çaresizlik olarak yansımaktadır. 

İş aramaktan bezmiş, umudunu kesmiş, yılmış çalışmak isteyen insanları sadece birer yüzdelik sayı olarak görmek ve göstermeye çalışmak ise hiç doğru değildir. 

İşsizlik kendi başına bir sorun olduğu gibi yarattığı ve toplumu derinden etkileyen işsizlik korkusu ile de ülkenin en ücra köşelerini dahi karamsarlık ve kaygıya sürükler. Bugün işi olup çalışan insanlar dahi ya yarın bende işsiz kalırsam endişesi ile harcama yapmaktan kaçınır, ya işten atılırsam korkusu ile işverenin suistimaline karşı direnemez, boyun eğer, hakkını hukukunu arayamaz.

Geleceğe olan umudu yok eden yüksek ve yaygın işsizlik bir toplum için en büyük endişe kaynağı ve en yıkıcı sorundur.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından  2019 yılının 36-48. haftalarını içine alan Eylül, Ekim ve Kasım aylarını kapsayan Ekim 2019 dönemini kapsayan işgücü istatistikleri yayınlandı, buradaki verilere göre:

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2019 yılı Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 608 bin kişi artarak 4 milyon 396 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 1,8 puanlık artış ile % 13,4 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 2,1 puanlık artış ile % 15,7 oldu. 

Bu istatistiki sonuçlar çok ciddi bir insani krizi işaret etmektedir. Bugünkü işsizlik seviyesi yakın tarihin en büyük ekonomik krizi olan 2001 krizindeki işsizlik seviyesini bile aşmıştır. 

2001’de yaşanan ağır ekonomik kriz yüzünden işyeri kapanışları ve reel sektördeki işten çıkarmalar 1 milyon kişinin işsiz kalmasına neden olmuş, hızla artan işsiz sayısı 2 milyon 335 bin, işsizlik oranı da yüzde 10.6’ya ulaşmıştı. Bugün ise işsiz sayısı  4 milyon 396 bin kişi ve işsizlik oranı ise %13,4 seviyesindedir. İşsiz sayısında 2001 krizini ikiye katlamış durumdayız.

Yayınlanan verilerdeki bir diğer vahim sonuç ise kayıt dışı çalışanların miktarını gösteren veriler, bu verilere göre: Ekim 2019 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren kayıt dışı çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,2 puan artarak % 34,9 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,1 puan artarak % 23,5 oldu. Demokratik ve sosyal bir hukuk devletinde çalışanların üçte birinin kayıt dışı olmasını akıl ve mantıkla izah etmek mümkün değildir! Bir tarafta kayıt dışı çalışanların güvencesiz ve sosyal haklarına el konularak çalıştırılması diğer taraftan yasalardan korkmadan emek sömürüsü yapan işverenlerin yarattığı haksız rekabet, Devletin kaybettiği vergi ve sigorta prim gelirleri ise cabası.

Verilere yansıyan bir başka vahim hususta 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre 3 puan artışla, % 25,3 seviyesine ulaşmış olmasıdır. Gençlerimizin dörtte biri iş bulamıyor, işsiz. Hayata yeni atıldıkları işe başlayıp bir gelecek kurmaya hazırlanmaları gereken dönemde işsiz güçsüz kalmak ne demek biliyor mu ekonomiyi yönetenler acaba?

Dahası çalışmaya hazır olan ama son bir ayda iş aramamış olan insanlarımızın sayısı da 2 milyon 175 bin kişi bunlardan 668 bini ise iş bulma ümidini kaybetmiş olanlar iş arayıp bulamayanlar ile son dönemde iş aramayanlar ile aramaktan bile vazgeçenleri topladığımızda işsiz sayısı 6 milyon 571 bin kişiye ulaşıyor.

32 milyon 740 bin kişilik işgücü sayımızın bu manada 6 milyon 571 bin kişisi yani % 20’si işsiz demektir ve çok vahim bir nokta, çok yıkıcı bir sorun demektir.

Dahası çalışıyor görünen, lakin eğitimi ve niteliğinin gerektirdiği işlerin dışında ve hak ettiği ücretlerin çok altında çalışmak zorunda kalıp işsiz sayılmayan geniş kesimi ise hiç bilmiyoruz.

İktidarın en hızlı şekilde istihdam ve gelir yaratacak ekonomik tedbirleri alması gerektiğini bir kere daha hatırlatayım, sonra demedi demesinler.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz