İsmail Kalesi

36
226

İsmail Kalesi, Osmanlı Devleti’nin yüzlerce kalesinden birisidir. Bugün nerede olduğunu çoğumuz bilmez. Ama bu kaleyi Ruslar’a vermemek için 30.000 vatan evladı şehadet şerbeti içmişti.


İsmail Kalesi, Tuna nehrinin sol sahilinde, Tuna deltasında yer alan Bucak bölgesi içerisindedir. İsmail Kalesi’nin karşı tarafında Tuna nehrinin sağ kıyısında ise adı tarihi olaylarda çokça geçen Tolçı Kalesi bulunmaktaydı.
İsmail Kalesi’nin bulunduğu alan ıssız, yani sahipsiz boş bir arazi idi. Tuna nehri bu bölgede genişleyerek atlıların geçişine izin verdiğinden eşkıya takımı yolcuları ve kervanları soymaya başladı. Bölge bir derbent niteliği kazanınca 1589 yılında bölge Darüssaade Ağası Mehmet Ağa’ya bu bölgeye bir palanga yapması karşılığında mülk olarak verildi. Palanga inşaatına yardım etmeleri için Eflak ve Boğdan voyvodalarına emirler gönderildi. Gerekli olan mimar, mühendis, usta ve amele temin edildi ve burada bir palanga (toprakkale, tabya) yapıldı.


1750 yıllarında Ruslar iyice güçlenmişler ve bölgede bir tehlike olarak ortaya çıkmaya başlamışlardı. Rus tehdidini önlemek için mevcut palanganın genişletilmesiyle burada İsmail Kalesi olarak anılacak olan kale yapıldı.
1789-90 yılı Osmanlı-Rus savaşları esnasında Ruslar İsmail Kalesi’ni hem karadan, hem de nehir tarafından kuşatmaya almışlardı. Kuşatma 7 ay sürdüğü halde Ruslar hiçbir başarı sağlayamadılar. 24 Kasım 1790 tarihinde yaptıkları büyük bir saldırıda oldukça fazla kayıp verdiler.
Uzun süren kuşatma kalede erzak darlığına ve görüş ayrılığına sebep oldu. Kale halkından bir kısmı durumu ümitsiz görerek “vire” ile kaleyi teslim etmek ve canlarını kurtarmak istiyordu. Kaleyi korumakta olan asker taifesi ise sonuna kadar direnmekte ısrar ediyordu.
23 Aralık 1790 tarihinde Rus generali Potemkin nisbeten zayıf konumda olan Bender Kapısı üzerine büyük bir hücum düzenledi. Kırılan Rus askerine hiç acımayarak yeni kuvvetleri savaşa sürdü. Osmanlı gazileri birbiri ardına gelen bu saldırılara dayanamadılar ve İsmail Kalesi düştü.


Bu büyük hücum sırasında Kırım şehzadelerinden Koban Hanı Baht Giray’ın kardeşleri Kaplan Giray ve Gazi Giray ile Çoban Giray, Girayzade Mehmed Giray ve diğer Maksud Giray oğlu Selim Giray sultanlar sırtlarını sağlam bir yere vererek hepsi de şehit oluncaya kadar kahramanca döğüştüler. Yanlarında bulunan Osmanlı komutanlarından Akka Kahramanı Cezzar Ahmet Paşa kethüdası Selim Paşa da son nefesine kadar çarpışarak şehit olmuştu. İsmail Kalesi düşer düşmez Hıristiyan kale halkı Ruslarla anlaşmakta dakika kayıp etmediler.
Kalede bulunan İsmail cephesi seraskeri Aydoslu Mehmet Paşa ve kale muhafızı Vezir Mehmet Paşa Ruslar tarafından esir alındılar. Bu iki paşanın kefil olması üzerine kaledeki Müslüman halk da “canlarına ve mallarına dokunulmamak şartıyla” teslim oldular.
Gel gör ki General Potemkin verdiği sözde durmadı. Halkın canına ve namusuna saldırılar başladı. Halk şerefsizce ölmekten ise çarpışarak ölmek yeğdir diyerek Ruslarla çatışmaya giriştiler. Bu çatışmalar sırasında bir Rus generali öldürüldü. Potemkin bunu bahane ederek savaş hukukuna göre ellerinde esir bulunan İsmail Seraskeri Aydoslu Mehmet Paşa’yı alçakça şehit etmekten çekinmedi.


Ruslar bu 7 aylık kuşatma sırasında 15.000 kişi kayıp vermişlerdi. Kaleyi ele geçiren Ruslar bu 15.000 kişiye karşılık asker ve sivil demeden, kadın-çocuk demeden tam 30.000 kişinin kanını döktüler. İsmail Kalesi’ni ele geçirdiler ama insanlıktan çok şey kayıp ettiler.


Ruslar İsmail Kalesi’nde bu katliamı yaptıkları sırada Osmanlı Devleti’nin yönetiminde “kur’a ile” yani çekiliş ile sadrazam olmuş olan, yeteneksiz birisi olan Şerif Hasan Paşa bulunuyordu. Osmanlı timar sistemi bozulmuş, Osmanlı askeri gerekli eğitimden mahrum kuru bir kalabalık haline gelmişti. Şerif Hasan Paşa’nın kışın Şumnu karargâhında durmayarak Kozluca ve Hacıoğlu Pazarı taraflarında asker toplamaya çalışması hiçbir işe yaramamış ve Tuna’nın kilidi olan bu kale bunca fedakârlığa rağmen düşman eline geçmişti. Ruslar bir kale ve kapkara bir leke kazanmışlar; Türk askerleri ve kalenin Müslüman halkı şehitlik yanında tarihe şanla şerefle yazılmışlardı.
Allahın rahmeti İsmail Kalesi şehitlerinin ve bütün şehitlerimizin, gazilerimizin üzerine olsun.

36 YORUMLAR

  1. Uzun süren kuşatma kalede erzak darlığına ve görüş ayrılığına sebep oldu. Kale halkından bir kısmı durumu ümitsiz görerek “vire” ile kaleyi teslim etmek ve canlarını kurtarmak istiyordu. Kaleyi korumakta olan asker taifesi ise sonuna kadar direnmekte ısrar ediyordu.
    23 Aralık 1790 tarihinde Rus generali Potemkin nisbeten zayıf konumda olan Bender Kapısı üzerine büyük bir hücum düzenledi. Kırılan Rus askerine hiç acımayarak yeni kuvvetleri savaşa sürdü. Osmanlı gazileri birbiri ardına gelen bu saldırılara dayanamadılar ve İsmail Kalesi düştü.

  2. Bu büyük hücum sırasında Kırım şehzadelerinden Koban Hanı Baht Giray’ın kardeşleri Kaplan Giray ve Gazi Giray ile Çoban Giray, Girayzade Mehmed Giray ve diğer Maksud Giray oğlu Selim Giray sultanlar sırtlarını sağlam bir yere vererek hepsi de şehit oluncaya kadar kahramanca döğüştüler. Yanlarında bulunan Osmanlı komutanlarından Akka Kahramanı Cezzar Ahmet Paşa kethüdası Selim Paşa da son nefesine kadar çarpışarak şehit olmuştu. İsmail Kalesi düşer düşmez Hıristiyan kale halkı Ruslarla anlaşmakta dakika kayıp etmediler.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz