AKP Genel Başkanı ne zaman köşeye sıkışsa ve ne zaman gündem değiştirmek istese CHP’nin sahip olduğu İş Bankası hisselerini gündeme getirmekte ve bu hisselerin hazineye devrini talep etmektedir.

Hisselerinin hazineye ait olduğu ve iktidar tarafından kontrol edilen, hisseleri varlık fonuna ipotek verilmek üzere konulan bankaların hali ortada,  birde özelleştirilerek yok edilen, yahut da yabancı sermayenin kontrolüne geçen Sümerbank (1933),ve Etibank (1935), Denizcilik Bankası (1952) gibi bankalar da var bunlar da halen hatırımızda.

İş Bankası son derecede özel ve simgesel değeri olan bir kurumdur. Osmanlı’da yerli ve milli bir banka yoktu bankacılık sistemi tamamı ile yabancı sermayenin elindeydi. 

Mustafa Kemal Atatürk bağımsızlığın ve egemenliğin sadece silahlı mücadele ile tesis edilemeyeceğini, bağımsız bir ekonomi yoksa bir ülkenin de bağımsız olamayacağını çok iyi bilmekteydi.

Bankalar çağdaş ekonomilerin can damarıdır, yerli ve milli menfaatleri koruyan, gözeten yerli ve milli girişimlere destek vermeyi hedefleyen bir bankacılık sistemi olmaksızın yerli ve milli bir üretim yapısı kurmak mümkün değildir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ütopyası yerli ve milli kaynaklar ile sınai, fenni ve entegre üretim yapabilen, nitelikli insan ve öz kaynaklara dayalı, çağdaş bir üretim toplumu kurmaktı. İş Bankası bu ütopyaya hizmet etmek amacı ile kurulmuştur bu yüzden sadece varlığı bile, çok önemli bir simgesel değerdir.

Bu amaç doğrultusunda İş Bankası 26 Ağustos 1924 tarihinde kurulmuştur. İlk müdürü ise Kurtuluş Savaşı’nın Galip Hocası, Celal Bayar. Bankanın sermayesi 1 milyon TL ve bu miktarın 250 bin TL’sini  Atatürk bizzat cebinden karşılıyor. Bankanın kuruluşu için geriye kalan paranın toparlanması işini Celal Bayar üstleniyor.

Sonuç olarak 1 Milyon TL tutarındaki kuruluş sermayesi Atatürk ile yakın çevresindeki asker ve bürokratların yanı sıra Anadolu ticaretinin önde gelenlerinin mütevazı birikimlerinden karşılanıyor.  

Ülkemizdeki sağ siyasetin duayen ismi Demokrat Parti kurucusu, Atatürk’ün son başbakanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın da İş Bankasının kuruluşunda, yaşatılmasında ve gelişmesinde çok büyük emeği vardır. 

Atatürk’ün vefatının ardından vasiyetnamesine uygun olarak Atatürk hisseleri CHP’ye devredilmiş ve yine vasiyete uygun olarak hisselerin oy hakları CHP tarafından kullanılmış, hisselerden kaynaklanan temettü vasiyette belirtilen şekilde TDK ile TTK’na tevdi edilmiştir. 

Bugün Banka hisselerinin yüzde 31,79’u halka açık olup, çoğunluk hissesi ise yüzde 40,12’lik bir oran ile Türkiye İş Bankası Mensupları Munzam Sandık Vakfı’na yani Banka çalışan ve emeklilerine, İş Bankalılara aittir. Atatürk hisselerinin oranı ise  yüzde 28,09’dur.

İktidar kontrol ettiği hazineye ait onca banka varken ve CHP’nin İş Bankası hisselerine sahip olmaktan dolayı herhangi bir maddi kazancı yokken neden İş Bankası Hisselerini devamlı gündeme getiriyor ve bu hisselerin hazineye devrini istiyor?

Siyasi İslam ideolojisini savunanlar İş Bankasının Mustafa Kemal’e Hint Hilafet Komitesi tarafından, Hindistan’dan gönderilen paralar ile kurulduğunu öne sürerek bu hisselerin CHP tarafından sahiplenilmesine itiraz ederler.

Bu itiraz saçmadır çünkü: Birincisi Hindistan’dan gönderilen para başta İngilizler  olmak üzere emperyalist sömürgecilere karşı verilen Türk Kurtuluş savaşına destek olmak için Ankara’ya bizzat Mustafa Kemal’in şahsına ve herhangi bir kayıt ya da şart koşulmadan gönderilmiştir. Ayrıca bu parada sadece Müslümanların değil, Hindular’ın ve hatta bizzat Mahatma Gandhi’nin de büyük katkısı vardır. Zaten bu para emperyalizme karşı savaş için değilde hilafet için gönderilmiş olsa Osmanlı Halifesi tarafından idam emri çıkarılmış olan Mustafa Kemal’e değil İstanbul’daki halifeye gönderilirdi  değil mi? İkincisi bu paranın çok büyük bir kısmı Büyük Taarruz ve Yunan ordusu tarafından yakılıp yıkılan köylerdeki kentlerin aç bilaç insanların ihtiyaçları için kullanılmıştır.

Büyük Zafer’den sonra Bakanlar Kurulu Mustafa Kemal’den borç olarak alınan paraların bir kısmını iade etme kararı almıştır. Mustafa Kemal Atatürk’de elinde kalan paranın bir kısmı ile İş Bankasının kuruluşuna katkı vermiş, diğer bir kısmı ile örnek çiftlikler kurmuş, dahası bir kısmı ile de gelirini TDK ve TTK’ya bırakacağı madenler satın almıştır.

Sonuç olarak Atatürk elindeki parayı amacına uygun olarak emperyalizme karşı “siyasi” ve “ekonomik” bağımsızlığı kazanmak için kullanmıştır. İş Bankası’nın simgesel değeri budur. İş Bankası milli ekonomi savaşının karargahıdır, bu gün küresel güçler ile işbirliği yapanlar bu yüzden İş Bankası ve Atatürk Orman Çiftliği gibi simge değerlere düşmandır, bunları yok etmek ya da ele geçirmek istemektedirler.

Vasiyetnamede hisselerin neden aile fertlerine ya da hazineye değil de CHP’ye bırakıldığının, lakin temettü gelirlerinin CHP’ye değil de TTK ve TDK’ya aktarılmasının şart koşulduğunun da mantığı çok açıktır, amaç; bu bankanın yerli ve milli vasfının korunması, TTK ve TDK gibi Türk tarihi, Türk dili ve Türkçü cumhuriyet ideolojisi için çok önemli olan Atatürk’ün büyük önem verdiği iki kurumunun bağımsızlığının sağlanması ve yaşatılmasıdır.

Mustafa Kemal gelecekteki olası çok partili yaşam süreçlerini ve burada olabilecek iktidar değişikliklerinin TTK ve TDK kurumlarını işlevsiz ve etkisi hale getirmesine karşı bir siper inşa etmiştir. İş Bankasına saldıranlar aslında bu siperlere de saldırmaktadırlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz