İş Bankası: Ekonomiyi tahrip etmeyin

0
66

Son günlerde ekonomi yönetiminin sınırlandırmalar, kısıtlamalar, faizlere müdahale gibi girişimleri herkesi kaygılandırmaya başladı. Kaygıların başında serbest ekonomi düzeninin bozulması dahası bunların sonuç vermeyeceği düşüncesi geliyor.

Bu gidişat karşısında günümüzde en iyi değerlendirmeyi İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali yapmış. Bali’nin görüşlerine katılmamak ve paylaşmamak mümkün değil. Hatta üzerinde derin derin düşünmek, yapılan uyarıların üzerinde durmak gerekiyor. Bali’nin Gaziantep’te bir toplantıda yaptığı konuşma hem bankacılık sektörünün önde gelen kuruluşunu yönetmesi hem de şu sıkışınca iki de bir gündeme getirilen Ulu Önder’in mirasından oluşan gelire el koyulması girişimleri açısından daha da önem kazanıyor.

Şunu da ekleyelim. Bankacılık sektöründe bu tür üst perdeden konuşmalara kolay kolay rastlanılmaz.

Serbest piyasa düzenini tahrip etmeyin çağrısını yapan Bali, en son, tüm kesimlerce nedeni tam anlaşılamayan ve hafta başında yürürlüğe sokulan gerçek kişilerin aldıkları yüz bin dolarlık dövizin hesaplarına ertesi gün geçirilmesi yönündeki karara atfen şunları söylüyor:

“Serbest piyasa; bolluk demektir, bereket demektir. Kontrol; darlık, bereketsizlik demektir, kısıt demektir. Çünkü gerçekte olmayabilecek talepleri uyarır, fiili hale getirir. Bir şeyin kısıtlı olduğu, olabileceği hissini verdiğiniz andan itibaren insan organizması dahi savunma refleksiyle bunu ihtiyacının üzerinde talep etmeye başlar.

Kısa dönemlerde arzu etmediğimiz sonuçları hemen vermiyor diye, biraz meşakkatli olabilecek bu yoldan vazgeçmemeliyiz. Bazen daha farklı uygulamaların kısa sürede sonuç verebilir olması pratik gelebilir ama kalıcı olamaz. Daha kötüsü tahrip edicidir. Onun için önemli olan, bu ortamı sağlayabilmek”.

DIŞ KAYNAK SORUNU

Bali’nin diğer ekonomi politikalarına yönelik eleştirileri de özetle şöyle:
“Yüzde beş büyümeye ihtiyaç var ama kaynak yok. Büyümek için dış kaynak kullanıyoruz. Dış kaynak imkanları sıkıntıya girerse büyüme bir döviz açığı, bir dış açık sorunuyla kesintiye uğruyor

Teşviki geri kalana değil ileriye gidebilecek olana vermeliyiz. Geri kalana birtakım şeyler yapmak gibi bir sosyal politikanın başka araçları olmalı, bu teşvik değil.

İç tasarrufların bugünden yarına büyümeyi destekleyecek hale gelmesi gerçekçi değil. İş insanları krediyi nasıl kullanıyorsa, ülke olarak dış kaynağı da öyle kullanmalıyız. Kaynakların maliyetinden daha yüksek getiriyi sağladığımız alanlarda büyümeliyiz. Bunları yapmak için güven, istikrar, geleceğe ilişkin öngörülebilirliğin olduğu uygun bir iklim, ortam da lazım”

Genel Müdür daha ne desin? Herkesin köşe başlarında kulaktan kulağa konuştuğu, kısık sesle söylendiği konuları açık bir şekilde dile getirmiş.

Türkiye’nin en büyük özel bankasının en üst yöneticisinin bu görüşleri dikkate almak gerekir.
Her eleştireni daha sert dille eleştirmekle bir yere varılmıyor eğer hepimiz, 82 milyon insanımız aynı gemideysek!

Facebook Yorumları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here