Korona salgını dolayısıyla kapitalist sistemin ne kadar acımasız olduğuna bir kez daha tanık oldu insanlık.

Örneğin ABD’de sokakta yaşayanlar göz göre göre ölüme terk edildi. Huzurevi sakini yaşlılar kaderleriyle baş başa bırakıldı. Parası olmayanlar sağlık hizmetinden yararlanamadı. Ölenlerin çoğu ayrı mezara bile sahip olamadı, toplu mezarlara gömüldü.

++

Bu yıl Oscar ödülünü kucaklayan filmlerden biri olan Judy’de, ABD’deki acımasız sistemin sadece yoksulları değil çaptan düşmüş herkesi, hatta eski ünlü yıldızları bile gözden çıkardığını, adeta öğüttüğünü çarpıcı bir örnekle izliyoruz.

++

Judy Garland, Amerikan müzikal sinemasının en büyük yıldızlarından biriydi.

Küçük yaşta keşfedildi ve gerek sesinin güzelliği gerekse oyun gücüyle kısa sürede şöhret basamaklarını tırmandı.

Hollywood’un hoyratça çalıştırdığı; setten sete, stüdyodan stüdyoya koşturduğu bu yetenekli kadın, 30’lu yaşlarını biraz geçince eskisi gibi iş bulamaz oldu.

Ve bu tablonun yarattığı bunalım, zaten var olan alkol ve uyuşturucu bağımlılığını artırdığı gibi ciddi bir ekonomik darboğaza sürüklenmesine yol açtı.

Son bir umutla gittiği Londra’da da aradığını bulamadı ve henüz 47 yaşındayken hayattan koptu.

++

Rupert Goold’un yönettiği film biyografik sinemanın başarılı bir örneği.

Özellikle Judy Garland’ı canlandıran Renee Zellweger etkileyici oyunuyla filme çok şey katıyor ve izleyenlere, “En iyi kadın oyuncu Oscar’ını hakkıyla almış” dedirtiyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz