Sirklere gidip sihirbazların şapkadan tavşan çıkardığı, insanları kutuya koyup kaybettiği ya da suyu çiçeğe çevirdiği illüzyon gösterilerini seyretmek, başta çocuklar olmak üzere hemen herkesin çok hoşuna gider, eğlencelidir.

Lakin gerçek hayatta bir illüzyon gösterisi ile karşılaşırsanız çoğu zaman aldatılmak üzeresiniz demektir; malınız, servetiniz ve hatta canınız bile tehlikede olabilir.

Politikacılar, özellikle de popülist politikacılar illüzyon yaratmada, mevcut durumu ya da gerçekleri halka olduğundan farklı göstermekte, hemen daima çok ustadırlar.

Bir illüzyonu farketmek istiyorsanız gözünüz ile gördüğünüz, duyduğunuz ve hatta dokunduğunuz olgulara inanmadan önce; akıl, mantık ve doğa yasalarına uygun olup olmadığına bakmanız gerekir.

Gerçek hayatta mucize, sihir ve büyüye yer olmadığını bilirseniz, illüzyonlara da kolay kolay kanıp, tabiri caizse oltaya gelmezsiniz.

Ekonomi konularında yazı yazan, yorum ve analiz yapan biri olarak neden sihir, büyü ve illüzyon üzerinden konuya girdim derseniz, müsaadenizle açıklayayım:
Nisan ayı işsizlik rakkamları açıklandı, iddiaya göre işsizlik ve işsiz sayısı düşmüş işsizlik oranı 0,2 puanlık azalış ile yüzde 12.8’e gerilemiş.

Nisan dönemi işsizlik oranları mart, nisan ve mayıs aylarını kapsıyor, pandeminin etkilerinin en sert hissedildiği ekonomilerin en sert bir şekilde kapandığı döneme denk geliyor. Pandeminin Türkiye dahil bütün dünyayı kırıp geçirdiği, birçok fabrika, otel, restaurant ve hatta berber dükkanlarının bile kapalı olduğu bir dönemin göbeğinde işsizliğin ve işsiz sayısının düştüğüne inanmak hayatın olağan akışına, ekonomi bilimine ve mantığa terstir. Dolayısı ile ortada politikacıların bir illüzyon yaratma çabası olduğunu düşünmek için yeterli sebep bulunmaktadır.

Bende resmi olarak açıklanan rakamların üzerinde biraz çalıştım ve gördüm ki 2020 yılı Nisan döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre istihdam edilenlerin sayısı 2 milyon 585 bin kişi azalarak 25 milyon 614 bin kişi, istihdam oranı ise 4,9 puanlık azalış ile yüzde 41,1 olmuş.

İşsizlik istatistikleri nasıl hazırlanıyor bilmeyenler için bir hususa dikkat çekeyim; Kamuoyundaki yaygın kanının aksine TÜİK kayıtlı işsiz sayısını açıklamıyor. Kurum aylık işgücü istatistiklerini yayımlarken yaptığı bir anketten faydalanıyor. Bu anketi baz alarak ülke çapında bir tahmin yürütüyor. İşsiz olarak kabul ettiği kişiler ise son 4 hafta içinde aktif olarak iş başvurusu yapıp, 2 hafta içinde çalışmaya hazır olanlardan oluşuyor. İşsiz sayısını bulmak için son bir ayda iş başvurusunda bulunmayan yada iş aramayan kişiler işsiz olarak sayılıyor ve işsizlik oranı da bu sayı üzerinden hesaplanıyor.

Nisan dönemi insanların özellikle de genç insanların sokağa çıkma yasağına tabi oldukları, bırak iş aramak için, ekmek almak için bile sokağa çıkamadığı bir döneme denk geliyor. Bu durum sadece gençler mi söz konusu? Elbette değil, virüs korkusu ile zaten insanlar sokağa çıkmaktan çekinmekteydi, birçok işyeri hükümet emri ile kapatılmıştı, açık olan işletmelerin ise yeni işçi almak gibi bir eğilimi yoktu. Bu şartlarda kim iş aramak için sokağa çıkar, ya da iş başvurusunda bulunabilirdi ki? Oteller, AVM’ler, restoranlar, kafeler, çay bahçeleri, eğlence parkları, spor salonları, berber ve kuaförler kapatılmıştı, zaten iş başvurusu yapılabilecek kaç tane işyeri kalmıştı ki?

İstihdam oranı; İstihdam edilen nüfusun kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfusa oranıdır. İstihdam oranı hesaplaması istihdam edilen nüfusun çalışma çağındaki nüfusa bölünmesi ile bulunmaktadır. Resmi rakamlara göre İstihdam oranı yüzde 41,1 oldu yani çalışma çağındaki insanlarımızın yarısından azı istihdamda, geçen senenin aynı dönemine göre tamı tamına 2 milyon 585 bin kişi azalmış!

Bir başka önemli gösterge ise İşgücüne Katılma Oranı bu oran işgücünün aktif nüfusa oranıdır. Bu oran çalışabilir durumda olan kişilerin ne kadarının emek arzına katıldığını göstermektedir. İşgücüne katılım 2020 yılı Nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 3 milyon 13 bin kişi azalarak 29 milyon 388 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 5,7 puanlık azalış ile yüzde 47,2 olarak gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Yaratılan illüzyondan sıyrılıp, geçen seneden bu yana işsiz sayısındaki gerçek artışı görmek için doğru yöntem nisan ayı için açıklanan işsiz sayısı olan 3 milyon 775 bin kişi ile   geçen seneden bu yana işgücüne katılmaktan, iş aramaktan vazgeçen 3 milyon 13 bin kişiyi toplamak gerekir, bulunacak sayı bizim gerçek işsiz sayısına ulaşmamıza yardımcı olacaktır. Bu sayı 6 milyon 788 bin kişidir. Geçen sene işgücü 32.4 milyondu bu sayıyı baz alır bunun 6,7 milyonunun artık işsiz olduğu gerçeğinden yola çıkar ve hesabı yeniden yaparsak gerçek işsizlik oranının yüzde 21 olduğunu buluruz!

Bu sayıya aslında birde işten çıkarma yasakları çerçevesinde eline üç kuruş tutuşturulup ücretsiz izne çıkarılan, bu yüzden de işsiz sayılmayan çalışanları eklersek işsiz sayısı ve işsizlik oranının çok daha yukarı çıktığını görürüz.

İşsizlik rakamlarını olduğundan daha düşük göstermek belki politikacılar tarafından ekonomi yönetiminin başarı hikayesi anlatması için kullanılabilir, lakin bu basit hesabı konu ile ilgili tüm uzmanlar yapar, neticede açıklanan veriler halka değil yatırımcılara yöneliktir, ondan sonra yatırımcılar göstergelere inanmaz, göstergelere inanılmayan ülkelere de kimse yatırım yapmaz, demedi demeyin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz