Maç anlatıyor olsaydım virüs ilk yarıyı beş sıfır galip kapadı derdim, 2020 yılının ilk yarısı bitti virüs 10 milyondan fazla insanı hasta etti, 500 binden fazla insanı öldürdü, tüm dünyada ekonomileri çökertti ve lakin halihazırda bir ilaç, aşı yada etkin bir tedavi yöntemi de bulunabilmiş değil, sonuç olarak virüs hem ilk yarıyı galip kapadı ve hem de ikinci yarıya avantajlı giriyor.

İşin sağlık kısmını bir yana bırakıp ekonomilere odaklanarak 2020 yılının ilk yarısını değerlendirirsek işlerin hiç de yolunda gitmediği görülecektir.

2020 yılının ilk yarısı insanlığın uzun zamandır görmediği bir çok şok edici olaya sahne oldu, seneye ABD ile İran arasındaki askeri gerilim ve ticaret savaşları ile başlamıştık. Konuşulan önemli konulardan biride endüstri 4.0’dı, bu yeni dönem üretimde ve tüketimde ne gibi değişikliklere yol açacak diye tartışıyorduk. Virüs salgını tüm dünyayı kasıp kavurmaya başlayınca bütün bu konular geri plana itildi, unutuldu gitti.

Dünya ekonomisi zaten çok iyi değildi, tüm dünyada hem hane halkları, hem şirketler ve hem de kamu yönetimleri aşırı borçluluk sorunu ile boğuşuyordu. Dünya yarattığı gelirden fazlasını borçlanarak harcayan ekonomik birimler ile dolup taşmıştı. Bu bile başlı başına çok büyük bir sorundu ve küresel ekonomiyi aşırı kırılgan hale getiriyordu. Herkes yüreği ağzında yeni bir borç krizi ne zaman patlayacak diye beklemekteydi.

Başta Avrupa Birliği olmak üzere bir çok bölge daha 2008 krizinin etkilerini atlatabilmiş, sorunlarını çözebilmiş değildi. Zaten kriz yorgunu ve aşırı kırılgan bir durumda olan küresel ekonomi birde salgından kaynaklanan arz ve talep şoku ile karşılaştı, işler çok daha kötü bir hale geldi.

Tüm dünya adeta kapandı, bir çok işyeri faaliyetini durdurdu, insanlar karantina koşullarında evlerinde kaldı, acil ve vazgeçilmez ihtiyaçları dışında tüketim yapamaz oldu.

Dünya ekonomileri bu toz duman arasında  debelenirken bir taraftanda üretim ve tüketim biçimimizi kökten değiştirecek, ülkeler ve sınıflar arasında zenginlik, güç ve iktidar kaymasına yol açacak endüstri 4.0 devrimi, pandemi koşullarında da olsa ilerlemeye devam etti.

Bunu günlük hayatımızda şimdilik çok fazla hissedemiyor olabiliriz ama üretimin akıllı makineler tarafından yapılmasına neden olacak birçok somut adım biraz da bu pandeminin dayattığı koşullar yüzünden hızla atılmaya başlandı.

Çok yakın zamanda sınai üretimin büyük bir kısmının insansız, karanlık fabrikalarda robotlar tarafından yapıldığını göreceğiz. Tarımsal üretim de değişecek sadece tarlalara robot tarım makinaları girmeyecek, bu tarım robotları birbiri ile devamlı olarak haberleşerek küresel ölçekte tarımsal üretimin durumunu da tespit edecek. Hangi ürün nereye ekilmiş, gün be gün ne kadar büyümüş, nerede sorun var bigdata havuzuna düşecek, bu bilgiyi kullanan küresel tarım sistemi yeni ekilecek alanlar için en doğru ürün seçimini yapacak, gereksiz yada yetersiz ürün ekilip, dikilmeyecek.

Geleceğin tarla tarımında sulama, gübreleme, haşere ve zararlı ot mücadelesi dronlar vasıtası ile yapılacak, insan emeği, gübre, su, ilaç ve zehirli kimyasal kullanımı çok ama çok azalacak.

Üstelik yakın gelecekte bitkiler sadece tarlalarda yetiştirilmeyecek kurulacak bitki fabrikalarında el değmeden tamamen izole ve hijyenik ortamlarda her türlü bitki yetiştirilebilecek. Sadece bu kadar mı çok yakında laboratuvarlarda yetiştirilen bol, ucuz ve hijyenik et ürünleri piyasayı kaplayacak. Dağ tepe demeden sürü peşinde dolanan çobanlar tarihin tozlu sayfalarında yerini alacak.

Tüm ürünler sürücüsüz otonom araçlar kulanılarak fabrikalardan, tarlalardan tüketim noktalarına nakledilecek.

Bir çok insan evinden çalışacak, sonuçta tarlayı sürmek için dahi traktör tepesinde, güneşin alnında tarlaya gitmene gerek olmayacak evinde bilgisayar başında traktörünün, biçer döverinin ne yapıp yapmadığını izleyebileceksin.

Aslında bu pandemi süreci bize evden çalışmanın da ne kadar kolay, ekonomik ve verimli olduğunu gösterdi. Bu salgın yüzünden süreç hızlandı, yakın bir gelecekte milyonlarca insanın sabah kalkıp işe okula gitme, akşam dönme  hareketliliği sona erecek. Dahası bir çok insanın kalabalık kentlerde yaşama gerekliliği de sona erecek eğer evinizden çalışıyorsanız, evinizin kentin bir mahallesinde mi yoksa yazlık bir bölgede yada bir dağ köyünde mi olduğu hiç önemli olmayacaktır.

Velhasılı kelam enteresan zamanlarda yaşıyoruz, bu yaşadıklarımız bize yepyeni ve bilinmez ufuklar açıyor, bakalım bakalım 2020’nin ikinci yarısı neler getirecek…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz