İlk sıfır karbon emisyonlu kıta

0
390

BloombergHT’nin haberine göre; Avrupa iklim değişikliğine karşı küresel lider olarak ilk “sıfır-karbon” kıta olmayı hedefliyor.

Bu plan, Helsinki’de önümüzdeki iki gün boyunca Avrupa Birliği (AB) merkez bankacılarının yüz milyarlarca yatırımın nasıl karbon emisyonunu 2050’ye kadar sıfıra indireceği hakkındaki beyin fırtınalarıyla hız kazanacak.

Göreve başlayacak olan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen bu hafta yaptığı açıklamada doğayı korumanın “neslimizin belirlenmiş görevi” olduğunu söylerken, “insani ve politik ahlaki sorumluluk” olduğunu da ekledi.

İsveç Uluslararası İşbirliği, Kalkınma ve İklim Bakanı Isabella Lövin Çarşamba günü Brüksel’de düzenlenen bir konferansta yaptığı açıklamada “Bizim gerçekten hırslarımızdan arınıp fosil yakıtın kullanılmadığı bir dünyaya geçiş yapmaya başlamamız lazım. Avrupa Birliği, böyle bir hareket için küresel önderlik yapabilecek tek büyük güç.” diye belirtti.

Hatırlanacağı üzere İsveç parlamentosunda 2017’nin Haziran ayında onaylanan İklim Yasası 1 Ocak 2018 tarihi itibari ile yürürlüğe girmişti.

Yasa ile ülkenin net karbon emisyonlarını 2045 yılında sıfırlamak, bu tarihten sonra ise negatif değerlere ulaşmasını sağlamayı amaçlanıyor.

Ülkenin Uluslararası İşbirliği, Kalkınma ve İklim Bakanı Isabella Lövin yaptığı açıklamada yasanın İsveçlilerin çocukları ve torunları için en önemli reform olduğunu ve bundan sonra iklime öncelik vermemenin yasa dışı hale geleceğini belirtmişti. Günlük olayların içinde yaşarken bazı küresel gerçekleri unutuyoruz ve ne yazık ki iklim problemleri de bu unutulan, görmezden gelinen sorunlar içinde yer alıyor. Oysa tarih boyunca gerçekleşen bir çok sosyolojik olayın iklim değişikliklerinden kaynaklandığını hepimiz biliyoruz. Tarih boyunca iklim değişiklikleri büyük göçlerden, uygarlıkların çökmesine ve hatta haçlı savaşlarına kadar bir çok sosyal vakayı tetiklemiştir.

Elbette bu gezegende iklim değişikliği ilk defa yaşanmıyor, lakin bugüne kadar yaşanan tüm iklim değişiklikleri engellenemez doğal nedenlerden kaynaklanmıştı ilk defa insan faaliyetlerinden kaynaklanan ve engellenmesi mümkün olan bir iklim değişikliği yaşanmaktadır.
Zaten başlamış olan ve eğer engellenemezse yer küreyi çok daha fazla etkileyecek olan iklim değişikliği sadece ekonomik faaliyetleri tehdit etmeyecek direkt olarak insan yaşamını da tehdit edecek! Dünyanın bir çok coğrafyasının beklenen bu iklim değişikliği sonunda yaşanamaz bir hale geleceği konusunda tüm uzmanlar aynı fikirde ve ellerindeki tüm imkanlar ile insanlığı uyarmaya çalışıyorlar.
Aslında bugün sahip olduğumuz teknoloji tüm ekonomik faaliyetlerimizi sıfır karbon emisyonu ile gerçekleştirmemize rahatlıkla yetiyor.

2009 yılında tüm dünyada kullanılan enerji 16 TW/yıl düzeyindedir 2050 yılında 28 TW/ yıl düzeyine çıkacağı tahmin edilmektedir oysa bugünkü teknoloji ile sadece kullanılabilir Güneş enerjisi miktarı 23.000 TW/yıl düzeyindedir. Üstelik Güneş enerjisi çevreyi kirletmeyen, karbon salınımına sebep olmayan, bitmez tükenmez, sonsuz bir enerji kaynağıdır.

Bu gün sahip olduğumuz teknoloji ile güneşten elektrik enerjisi elde edip bu enerji ile arabalarımızı, trenlerimizi hareket ettirip, evlerimizi ısıtabilir, soğutabilir, yemeklerimizi pişirebiliriz. Güneş enerjisi kullanarak elde edeceğimiz hidrojeni sıvılaştırarak depolayabilir ve bu hidrojen yakıtı ile uçaklarımızı uçurabilir, gemilerimizi yüzdürebiliriz. Önümüzde teknolojik hiçbir engel, hiçbir imkansızlık yok.
Yenilenebilir teknolojiler ile sıfır karbon emisyonu yayarak enerji elde etmemizde ve kullanmamızda tek sorun fosil kaynak ve sanayi tekellerinin yüksek kar beklentisi ile teknolojik değişime direnmesi, bu yüzden de gerekli siyasi ve hukuki kararların alınamaması, düzenlemelerin yapılamamasıdır. Ekonomiyi ve siyaseti baskılayan fosil kaynak ve sanayi tekellerinin lobi faaliyetlerine rağmen iklim değişikliğinin insan hayatı, toplumsal düzen ve ekonomik sistem için ne büyük tehlikeler yaratacağını en iyi idrak eden ve harekete geçen siyasi yapı bugün için Avrupa Birliği olarak görünüyor.

Ben çok kısa bir süre zarfında Avrupa Birliği tarafından başlatılan bu hareketin, konulacak kuralların ve tesis edilecek sistemin tüm dünyaya yayılacağını düşünüyorum. Ülkemiz bu hareketi yakinen takip edip uyum sağlayamaz ve geç kalırsa çok ağır ekonomik kayıplar yaşayabilir diye de düşünüyorum.
Unutmayalım gelecek pek yakında gelecek ve bu gelecekte fosil enerji kaynaklarına hiç yer olmayacak.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz