İki süper güç artık Türkiye’nin gerçek komşularıdır.

0
645

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ani bir karar ile 27 ağustosta, Putin ile görüşmek üzere Moskova’ya gidiyor.

Son birkaç gün içinde gelişen İdlib meselesi, Ankara’yı ciddi olarak tedirgin etti.

Astana protokolü ile Türkiye’nin gözlem noktalarından biri Suriye rejim ordusu tarafından kuşatılmış olması gündem olacaktır, ayrıca müzakere edilecek meselenin Fırat’ın doğusu ve ABD ile görüşülen ‘’Güvenli Bölge ‘’ konusu olacağını düşünüyorum.

Rusya rahatsız;

Rusya’nın hem onayı hem hava desteği olmadan, Suriye rejim ordusu İdlib’e doğru hareket yapamazdı.  Ve Türk askerinin ‘’gözlem noktasını ‘’ ablukaya alıp tehdit edemezdi.

Lavrov’un açıklaması;

‘’ İdlib’de Türk askerlerinin bulunduğu gözlem noktalarının kurulmasının, teröristlerin provokatif saldırılar gerçekleştirmesinin önünü keseceğini umduklarını ‘’ belirtenRusya Dışişleri Bakanı, buna karşın ‘’umdukları gibi olmadığını’’ söyledi ve “Teröristlerin provokasyonları Türk gözlemci askerlerin başları üzerinden yapılmaya devam etti” ifadesini kullandı.

 Rusya dışişleri bakanı Lavrov, ‘’Türk askerlerinin İdlib’deki varlığının cihatçıların saldırılarını durduramadığını’’ sözlerine ekledi.

Tüm bunlar zaten haftalardır medyada yer alıyor. Her gün televizyonlarda onlarca kişi tartışmaya devam ediyor.

ABD bizi oyalıyor ( olabilir ) hemen Fırat’ın doğusuna tek başımıza girelim savaşalım diyenler her geçen gün çoğalıyor. Tabii, bu açıklamalar kamuoyu oluşturduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinde büyük bir baskı yarattığını sanıyorum.

Fırat’ın doğusunda karşımızda PYD, YPG var ama esasen ABD var.

Fırat’ın batısında ise Suriye rejim ordusu, çeşitli cihatçı silahlı örgütler ve Rusya var.

İş birliği yaptığımız bazı grupları, Rusya ve ABD terör örgütü olarak nitelendiriyor ve savaşmaya devam ediyor.

ABD’nin iş birliği yaptığı PKK, PYD ve YPG’yi biz terör örgütü olarak görüyoruz. Fakat ABD ve Rusya görmüyor.

Heyeti Tahrir Şam örgütünü Suudi Arabistan ve Birleşik Arap emirlikleri destekliyor.

Hizbullah örgütünün arkasında tabii ki İran var.

Bizde, Rusya’nın desteklediği Esat rejiminin katil olduğunu söylemeye devam ediyoruz.

Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünün ülkemiz için elzem olduğunu savunmaya devam ediyor.

Maalesef yıllardır Esat’ı devirme çabasının, tam aksi yönde sonuç vermeye başladığını net olarak görüyoruz.

Esat’ın düşüncesi,  ‘’eğer Türkiye bana düşmanlık yapıyorsa, ben de PYD ve YPG’yi Türkiye’nin başına bela ederim ‘’ oldu ve ordularını Fırat’ın doğusundan geri çekti.

Esat ordularını çekmeseydi belki YPG ve PYD’nin Türkiye’nin komşusu olma ihtimali değil, Suriye Devleti Türkiye’nin komşusu olmaya devam ederdi.

Kabul edilen vaka, Fırat’ın doğusu ABD, Fırat’ın batısı Rusya.

İki süper güç artık Türkiye’nin gerçek komşularıdır.

Rusya, Akdeniz’in dibinde olan hava ve deniz üslerini hiçbir zaman terk etmeyecektir. Esat veya sonrasında gelecek olan hükümetler Rusya’yı Suriye’den çıkartamaz zaten çıkartmak da istemeyecektir.

Fırat’ın batısında, komşumuz Suriye rejimi fakat arkasında Rusya olmaya devam edecektir.

Fırat’ın doğusu daha karışık

‘’Türkiye ABD ile güvenli bölge görüşmelerini tam yaptığı esnada, Rusya ve Suriye rejimi İdlib’den Türkiye’ye terör örgütlerine süpürme harekatı başlattı.’’ 

Savunma bakanımız Hulusi Akar’ın yaptığı açıklamalar ABD ile yapılan görüşmelerin olumlu geçtiğini ve süratle güvenli bölge uygulamalarının başlamak üzere olduğunu ifade etmişti.

Açıklamanın akabinde, Suriye rejimi ve Rusya, İdlib bölgesinde hareketi yoğunlaştırdı. Bu hareketlenmenin verdiği mesajın adresi ABD ve Türkiye olmuştur. Birazda PYD’ye. Ne Suriye rejimi nede Rusya, Suriye sınırı ile ilgili güvenli bölge karar ve oluşacak sonuçlarını tamamen ABD ve PYD’ ye bırakmayacağından eminim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here