İdlib, Dolar ve Ekonomi

0
580

Son günlerdeki gelişmeler baş döndürücü şekilde devam ediyor.

Ve tüm olanlar, bizim ekonomik durumu direk veya dolaylı olarak etkilediğini görüyoruz.

İdlib düşmek üzere. Esat güçleri Han Şeyhun kentine girdi sayılır. TSK konvoyuna saldırı sonrası gelişen olaylar Rusya ve Suriye rejiminin İdlib’e uzun süredir hakim olan El-Kaideye bağlı Tahrir El- Şam örgütü ve cihatçı grupları tamamen yok etmeye kararlı gözüküyor.

Bu cihatçı örgütlerin kaçabileceği en muhtemel yer ise Türkiye.

5 milyonun üzerinde mültecilerin içinde acaba kaç tane terörist var? bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey bunların muhtemel uyuyan hücreler olarak beklemekte olduğu ihtimali. Cihatçı grupların yanı sıra Esat rejiminin gönderdiği terör gruplarının da olma ihtimalini yok sayamayız.

Fakat ne kadar ilginç, Türkiye ABD ile güvenli bölge görüşmelerini tam yaptığı esnada, Rusya ve Suriye rejimi İdlib’ten Türkiye’ye terör örgütlerine süpürme harekatı başlattı.

İki gün önce yazdığım gibi, ABD Rusya ile antlaşmış olabilir mi? olabilir.

5 milyon mülteciye yeni birkaç milyon daha eklenmesi mümkün mü? evet.

Tam bunlar olurken, dolar 5.50’lerden 5.73’e geldi. Zaten 5.62 sınırı aşıldıktan sonra daha da yukarıları çıkması artık kolay gibi.

İdlib, Suriye güvenli bölgesi ve Fırat’ın doğusu, dolar üzerinde çok etkili olacağı bugünden itibaren artık belli oldu.

Merkez bankası kamu bankaları kanalı ile müdahale eder mi, artık sanmıyorum. Rezervlerin ürkütücü seviyelere düşmesi dışında, doları epey zamandır baskılama sonucu vatandaşın döviz satmasını bekleyen ekonomi yönetimi, bu zorlamanın işe yaramadığını anlamış olabilir.

Bu gerçek ile yüz yüze gelen hükümet, TL’nin doğal haline bırakarak, bence normal ve gerçekçi gördüğüm 7 TL veya daha üstüne çıkmasına müsaade edecek gibi görünüyor.

Neden?

Ekim ayı itibari ile, iç ve dış borç ödemeleri geliyor. Hükümet, doları baskılaması ile vatandaşta bulunan dövizleri bozdurmayı başaramadı.  Artık hükümet, doların 7.2 TL seviyesine ulaşmasını engellemeyerek, halkın dövizlerini bozdurmasını düşünebilir. Bence mantıklı olan bu.

İkinci olarak, yine hükümetin zoruyla bankaların konut kredileri vermesini istediğini, iki gün önce merkez bankasının çok akıllı olmayan ’’ karşılık ayırma’’ için yaptığı düzenlemenin işe yaramadığını ve ancak, döviz mevduatlarının bozulması sonucu halkın konut alımına yönelebileceği ve ekonomide talep yaratmanın mümkün olacağına nihayet inandığını sanıyorum.

2000’li yıllarda Türkiye’ye çok para ve sermaye geldi, yine gelir mi? Hayır gelmez.

ABD 2008 yılındaki krizin ardından, Amerikan merkez bankası ( FED ) para basma ve tahvil alımı yoluyla parasal genişleme politikası izlemiş ve krizin etkilerini azaltmaya çalışmıştı. 2008’de 600 milyar dolarlık kurumsal tahvil almasının ardından 2009’da 750 milyar dolarlık kurumsal tahvil ve 300 milyar dolarlık hazine tahvili ile parasal genişlemeye sürdürmüş ve 2010 ve 2012’de devam ederek, 2014 yılında son vermişti.

FED’in parasal genişlemesi bu yıllar içinde 925 milyar dolardan 4.5 trilyon dolara kadar yükseldi.

ABD’nin parasal genişleme politikası sona erdiğinden beri, gelişmekte olan ülkelerdeki Dolar’lar hızlı bir şekilde daha güvenli limanlara yani gelişmiş ülkelere doğru akmaya devam etmektedir.

O yıllarda, Türkiye bu parasal genişlemeden payını fazla, fazla almıştır. Ancak bu gelen sermayenin sonsuza kadar geleceğini düşünen zihniyet bunun devam edemeyeceğini artık anladığını sanıyorum.

Hükümet, paranın aktığı yıllarda, düşük kur politikasının ithalatı arttırmasını, cari açıkların büyümesini önemsememiş aksine üreten sanayi ve hizmetlere yatırım yapmak yerine ‘daha çok inşaata yatırım yaparak bu fonları heba etmiştir.

Dış borç miktarı Türkiye için kaldıramayacağı bir borç değildir. Ama sanayii, tarım, hizmetler sektörlerine yatırım yapmadığınız üretmediğiniz ve ihracata önem vermediğiniz zaman, bu 460 milyar dolar borç ödenemez hale gelir.

Artık sermaye aslanın ağzında.

Sermaye, güvenli gelişmiş adalet ve hukukun olduğu ülkelere gider. Bizim gibi, Arjantin gibi, ulular arası kredi değerlendirme kuruluşlarının ‘’yatırım yapılmaz ülke ‘’ konumuna düşen ülkelere parada, yatırımda gelmez ve size IMF’nin adresini verirler.

IMF’ye gidersiniz gitmezsiniz, o sizin bileceğiniz bir iş. IMF veya yabancı bankalar kimseye zorla kredi vermez. Bizden para alın diye kafanıza tabanca dayamaz. İhtiyacın varsa gider müracaat edersin, o kurum size kredi verir veya vermez.

Ama verir ise size şartlarını uygulatır.

Anladığım kadarı ile hükümetin gündeminde IMF yok. Olmayabilir, ama mutlaka ciddi çözümleri vardır ve olduğunu ümit ediyorum, İnşallah.

FACEBOOK YORUMLARI

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here