27 Mayıs darbesiyle iktidardan düşürülen Başbakan Adnan Menderes bundan 57 yıl önce 17 Eylül 1961’de idam edilmişti.

Darbeden idam gününe kadar geçen yaklaşık 15 ay boyunca Menderes’in eşi ve çocuklarıyla görüşmesine sadece iki defa izin verildi.
Bu görüşmeleri Menderes’in oğlu Aydın Menderes, gazeteci Altan Öymen’le yaptığı mülakatta şöyle anlatmıştı:

“Görüşme, Yassıada Komutanı’nın odasında gerçekleşiyordu. Yani bir başka şahıs vardı.
Biz bir şey söyleyemiyorduk. Çünkü kendisine zararı olabilirdi. Tam olarak hangi şartlara maruz kaldıklarını bilmiyorduk, ama işittiklerimiz çok ürküntü vericiydi. Onları düşünmek durumundaydık.

İkinci görüşmede çok yürek parçalayıcı sahneler oldu. Büyük bir hasret var tabii. Babam zaman zaman oturduğu yerden kalkıp bize sarılıyordu. Biz aynı şekildeydik.

İkinci görüşme, özellikle annemle geçmiş ortak anıların dile getirildiği, rahmetli babamın kendini çok zor tuttuğu bir görüşmeydi. Konuştuğu zaman da işte İzmir’den, Aydın’dan bahsediyordu. Belki de bir ölçüde bir mesaj vermek istiyordu. Aydın’dan, İzmir’den bahsederek o günlere döneceğini, dönebileceğini ima etmek istiyor olabilirdi. Siyasal bir muhteva taşıyan yönü pek yoktu bu konuşmaların.”
++

Aydın Menderes, aynı mülakatta, Adnan Menderes hakkında idam kararı verildikten sonra İsmet İnönü’nün evine yaptıkları ziyareti de anlatıp şunları söyledi:
“15 Eylül günü idam kararlarını işitmiştik.

16 Eylül sabahı, uykusuz bir geceden sonra öğrendiğimiz ikinci şey de, Fatin Rüştü Zorlu’yla Hasan Polatkan’ın idamlarının infaz edildiği oldu.

Rahmetli babamın o sırada sağlık durumu itibariyle Yassıada’da kaldığını biliyorduk. Acaba bir şey olabilir mi, bir şey yapabilir miyiz diye çırpınıyorduk.

Bize, ‘İsmet Paşa’ya gidin, asker üzerinde, Milli Birlik Komitesi üzerinde etkisi vardır’ dediler.
Gitmeye karar verdik. Evden telefon edilip İnönü’nün evine haber verildi. Bir taksi çağırdık. Annem ve ben bindik. İnönü o zaman Tandoğan’da Ayten Sokak’ta oturuyordu. Oraya gittik.
İnönü’nün muhterem eşi Mevhibe Hanım kapıyı açtı. Bizi salona aldı. Mevhibe Hanım’ın, ‘Berin Hanım gelmişler, Berin Menderes’ diye haber verdiğini hatırlıyorum.

İsmet Paşa hemen içeriye geldi. Annem de hemen konuya girdi.
Annemle İsmet Paşa konuşurken İsmet Paşa’nın yüzüne bakıyordum. Derin bir teessür gördüm. Göz pınarları doluydu diyebilirim. İsmet Paşa’nın, ‘Çıldırmış vaziyetteler. Söz dinlemiyorlar. Her şeyi yapmaya çalıştım’ dediğini hatırlıyorum.
Ayrıca konuşmasının bir yerinde anneme ve bana dönerek, ‘Netice ne olursa olsun, Adnan Menderes’in arkasından kimsenin bir şey diyemeyeceğini, geride ailesi için üzüntü verici, gurur kırıcı hiçbir şey kalmayacağını, kalmasının söz konusu olmayacağını’ ifade etti.

Biz de izin istedik. Kendisi, muhterem eşi Mevhibe Hanım’la bizi evin kapısına kadar uğurladılar.

Geldiğimiz taksiyle döndük.”

FACEBOOK YORUMLARI