Sanayinin gelişmesiyle birlikte 1700’lü yıllarda hizmet sektörü de buna paralel olarak gelişmeye başlamış ve bir toplumsal ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır.

Sanayinin gelişmesi ile birlikte köylerden göç edenler, sanayi bölgelerinde toplanarak yeni yerleşim birimleri oluşturmuşlardır. Göç sonucu büyük yerleşim yerleri ve nüfusun oluşması, yeni sektörlerin ve iş alanlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Ekonominin büyümesi, yeni iş alanların ortaya çıkması, yapısal değişiklerin de ortaya çıkmasıyla, hizmet sektörü ekonomilerde önemli büyüklüklere ve pazar paylarının artmasıyla, yaygın ekonomik faaliyetlerin genişlemesine sebep oldular. Hizmet sektöründeki pazar büyümesi çeşitlenmeyi ve çeşitliliğe bağlı uzmanlaşmayı da beraberinde getirmektedir. Hizmet sektörü, hizmetin pazarlama, üretim ve kalite geri bildirim aşamalarında, mal üretim sektöründen, farklı özellikleri ihtiva etmektedir.

Hizmet sektörü aslında günlük yaşamımızda kullandığımız sağlık, eğitim, ulaşım ve bankacılık, gıda, Mali Müşavirlik, Avukatlık vb. gibi alanlar olarak ifade edilebilir. Hizmet, insanların ya da insan gruplarının, ihtiyaçlarını gidermek amacıyla belirli bir fiyattan satışa sunulan, elle tutulamayan, koklanamayan, kolay heba olabilen, standartlaştırılamayan, yarar ve doyum oluşturan soyut faaliyetler bütünü olarak ifade edebiliriz.

Bu nedenle hizmetin kendine özgü yapısı gereği “ istisnalar dışında hizmetler ölçülemezler, hizmetler stoklanamazlar, hizmet sunulduğu an tüketilir, hizmetler tetkik edilemez ya da incelenemezler, hizmet sunulmadan kalite değerlendirilemez, hizmetlerin yaşam süresi yoktur, hizmetlerin zaman boyutu vardır, hizmetler nesne değil, performanstır, hizmetler talebe göre sunulur” gibi özelliklerini sayabiliriz

Hizmet sektörü için, iki türlü talepten söz edilebilir. Sürekli talep (su, elektrik, telefon hizmetleri… vb.) ve programlanmış talepler (perakende hizmetler, doktor muayeneleri, bankalar, ulaşım… vb.)

Ekonomide sürekli talepler sürdürülebilir taleplerden oluşur. Programlanmış talepler ise ortaya çıktıkları zaman karşılanması gereken taleplerdir. Eğer ortaya çıktıklarında karşılanamaz ise bir daha yerine konulamaz ve ortadan kalkarlar. Daha sonraki bir zaman da kaçırılan bir talepten, birden fazla talep edilerek aynı şey karşılanmaz.

Hizmet sektörünü bu kısa yazıda detaylı anlatmayacağım. Ancak yazmamın nedeni de anlamsız ve boş değil tabi ki. Corona virüsü çıktıktan sonra ülkemizde “ekonomi kalkanı hareketi “ olarak adlandırılan, bazı sektörlerde geçici de olsa yukarıda ekonomik değerleri yaratan hizmet sektöründe, iş yeri kapatmaları kararı alındı.

Hizmet sektörü ülkemizde hem ekonomik hem de işgücü anlamında önemli bir yer tutmaktadır. İşgücü açısından 2019 verilerine göre istihdam edilenlerin yüzde 56,5 ‘i yani 15 milyon 872 bin kişisi hizmet sektöründe çalışmaktadır.

Ekonomik paketle birlikte yaklaşık 150 bin işyeri kapatılmıştır. Virüsün yaygınlaşmasını önlemek için vatandaşların evde kalması nedeniyle, talep yetersizliği ortaya çıkmış, yaklaşık 100 bin işyeri de böyle kapanmıştır.

İşsiz kalan bu kadar işgücü yeni iş bulamayacaktır. İşletmelerin birçoğu çalıştırdıkları işçileri ya ücretsiz izine çıkartmakta ya da işten çıkarmaktadır. İşsiz kalanların, kendi temel ihtiyaçlarını karşılayacak herhangi bir geliri olmayacaktır.

Ülkemizde, hizmet sektöründeki iş gücünün kayıt dışı ve sürekliliği olmayan işlerde çalışması nedeniyle işsiz kalanların çoğu, işsizlik fonu koşullarını yerine getiremeyecektir ve kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayacaktır.

Hizmet sektöründe, virüs ve virüsten kaynaklanan ekonomik nedenlerle, kaybedilecek nitelikli iş gücü yerine konamayacaktır. Açıklanan ekonomik kalkan paketi çalışanların gelecek kaygılarını ve çalışma hayatının sürekliliğini sağlayacak bir nitelikte olmadığı birçok kesim tarafından yüksek sesle dile getirilmektedir.

Bu ekonomik ve sosyal olaylara neden olan virüsün hizmet sektörüne geri getirilemeyecek kalıcı etkileri olacaktır. Sağlık bakanının en son açıklamasına göre virüsün ülke düzeyinde yaygınlaşması çok geniş bir kesimi etkileyeceği anlaşılmaktadır.

Corona virüsünün yaygınlaşmaması için “evinizde kalın “ talebi çalışanların ihtiyaçları üzerinden gerçekçi bir çağrı olmamaktadır.
Hizmet sektörüne gerekli destek sağlanamaz ise kaybolan talep bir daha karşılanamadığı gibi kriz sonrası ortaya çıkacak ekonomik değer, yeterli işgücünü istihdam edemeyecektir.

Bu soruna sosyal devletçe güçlü bir cevap; hem çalışanlar açısından hem de hizmet sektöründe ki işyerleri açısından “sadece sağlığınızı düşünün biz güçlü bir devlet olarak bu süreçte temel ihtiyaç ve gereksinimlerinizi karşılayacağız” şeklinde olmalıdır. Tüm çalışanlar ve yurttaşlar için yapılan “evden dışarı çıkmayın” çağrısının, temel insani ihtiyaçları karşılayan devletin, gönüllük temelinde kendi olağan üstü yaşam koşularına uyumu sağlayabilmelidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz