Hiç seçim sonrasını düşündünüz mü?

145

Türkiye gerçek anlamda her alanda çok sıkıntılı bir dönemden geçiyor.

Sıkıntıların sebepleri ve çözümleri konusunda iktidar ve muhalefet partilerinin yorumları farklı olsa da kimse dar boğaza girdiğimizi inkar edemiyor. Kaç yıldır söyleniyor; “Beka sorunu yaşıyoruz” “Kriz çıktı-çıkıyor” “Toplum ahlaken çökmüş durumda” “Sistem krizde”
Bunları söylüyoruz da bunların gereğini yapıyor muyuz?
Ne gezer! Mesela, Bu ekonomik koşullarda dünyanın dövizini harcadığımız, 56 şehidimiz olan Afrin Harekatı’nı niçin yaptığımızı, devamının nasıl ve ne zaman gelmesi gerektiğini unuttuk, oraya popüler sanatçıları gönderip oy peşinde koşuyoruz. Sanatçıları tartışıyoruz. Siyaset, askerliğe, sanata bir daha bulaştı. Sanatçılar siyasete bulaştı. Doğru-eğri birbirine girdi…
Geçen hafta aydınımızın sorumluluğunu yerine getirmemesine değinmiştim. Bu hafta da sanatçının kim olduğuna, sanatçı sorumluluğuna girmek istemiyorum. Konu, kendimizi siyasi kaygılardan ve tarafgirlikten sıyırdığımızda aslında çok açık… Bizans, kuşatılmışken meleklerin cinsiyetini tartışanlara benzemeyelim…
Anlatmak istediğim nokta geleceğimiz.
Eğer benim gibi Erdoğan iktidarından endişeli biri iseniz de, Erdoğan’a tapan biri iseniz de düşünmek, yakın geleceğimize simülasyonlar yapmak zorundasınız.
Seçimlerin ne zaman yapılacağı, hangi seçimin önce olacağı meselelerini geçeyim. Seçimler normal şekilde yapıldı ve diyelim ki Erdoğan veya şimdi adını bilemediğimiz bir karşıtı kazandı.
1-Sistem nasıl yürüyecek?
2-Ekonomi nasıl sürdürülecek?
3-Türkiye’nin yeni dünyadaki konumu ne olacak?
Bunları biraz açayım;
1-Düşünebiliyor musunuz, 600 milletvekili olan bir parlamentomuz olacak, artık başbakanımız olmayacak ve bakanlar parlamento dışından olacak, fakat parlamentonun yetkileri azalacak. Belediye meclislerini bilir misiniz? Aynen belediye meclisleri gibi silik bir parlamentomuz olacak. Belediye başkanlarının icraatlarına belediye meclisini karıştırmadığı gibi seçilen Cumhurbaşkanı da parlamentoyu işine karıştırmayacak ve cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile yasama gücünü de elinde tutacak. Zaten bütçe bile geçmese sorun olmayan sistem de yasama-yürütme ilişkileri en zayıf dönemini yaşayacak.
Erdoğan seçilir ise partisinin başkanı olduğu için, ona muhtaç milletvekilleri zaten şimdi olduğu gibi denetim görevlerini yapmayacaklar. Erdoğan, tek adam olarak içte padişahlardan bile güçlü, dışta ise Kaddafi kadar dahi ciddiye alınmayan bir lider olarak yol alabilecek mi?
Erdoğan değil de bir başkası seçilir ise nasıl ve kimlerden bir hükümet kuracağını ve kimden destek alarak, nasıl yöneteceğini çok merak ediyorum.
Tarihimizde olmayan bir tek adam sisteminin yürümesini ve devlet kurumlarının bu halleri ile devamını imkansız görüyorum.
2-Yılda 200 milyar doları aşkın dövizi bulmak zorundayız. Ekonomi, işsizlik, enflasyon, cari açık, bütçe açığı gibi kriterlere bakarsanız zaten krizde. Rekabetçi üretim yapamıyoruz. Tek olumlu taraf dışarıdan borçlanabilirliğin devam ediyor oluşu. Onu da Merkez Bankası’na yapılan baskılar ve ekonomi birimlerinin kötü koordinasyonu ile birkaç yıla kalmadan yitireceğiz bu gidişle…
3-Türkiye, ne Batı dünyası ile ne de İslam ülkeleri ile anlaşabiliyor. Avrasyacılık ise içi doldurulmamış ham bir hedef. Nereye doğru evrildiğimizin bile farkında değiliz. Günübirlik yaşar hale geldik. Konumumuzu tekrar değerlendirmemiz ve gerçekçi olmamız şart…
Bunlar yakın geleceğimizin sorun başlıkları. Askere sanatçı göndermekle çözülebilecek konular değil. Gelecek haftalarda detaylara gireceğim. Asıl o zaman sorunların ne kadar ciddiyet taşıdığını görebileceğiz.
Bazıları diyebilir ki ‘Siyaset bu değil!’ Siyaset bu değil popülizm gerektiriyor biliyorum ama ben ülke yönetmekten bahsediyorum. Ülke yönetimi, ciddiyet, bilgi ve çalışma gerektirir…