Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreninde yaptığı konuşmada; “Efendim ‘işsizlik var’, olabilir. Her üniversite mezunu iş sahibi olacak diye bir şey yok” demişti. 

Başarılı bir devlet yönetimi çalışmak isteyen herkese iş bulabilen yönetimdir. Devletin asli görevi ekonomik faaliyetlerin özgürce gerçekleşmesini, üretmek isteyenin üretebilmesini, çalışmak isteyenin çalışabilmesini sağlamaktır. Başarılı bir devlet yönetimi üretimde ve bölüşümde adaleti temin edebilen devlet yönetimidir.
Toplumlar ve devletler arasındaki yarış üretim yetisi üzerindendir, kendi toplumunun ihtiyaçlarını diğer toplumlardan daha büyük bir başarı ile temin edebilen devlet en başarılı, en güçlü ve en müreffeh devlettir.
Devletin asker, polis, hakim bulundurmasının da temel sebebi dahi bu üretim düzeninin korunabilmesini sağlayabilmektir. Devletin eğitim sistemi de ekonomik sistemin gereksinim duyduğu iş gücünü yetiştirmek amacını taşır.

Aslında devlet dediğimiz tüzel kişilik ilk başından itibaren insanların belirli kurallar dahilinde bir araya gelerek üretim yapabilmesini ve bu üretim sırasında herkesin hakkının hukukunun korunabilmesini temin edebilmek amacı ile kurulmuştur.

Her bir insan aynı zamanda üretici bir güçtür ve her bir insan aynı zamanda yaşayabilmek varlığını sürdürebilmek için bu üretilenlerden pay almak zorundadır, ancak özgürce üretebilen ve adilce bölüşebilen bir ekonomik model ile refah toplumu yaratılabilir.

Bir toplumda temel üretici güç olan insanın atıl kalmasını, üretim fonksiyonuna katılmamasını normal karşılamak, mazur görmek asla kabul edilebilecek bir şey değildir.
Boş kalan, ekilmeyen tarlalar, kazılmayan madenler, yatan fabrikalar, işlemeyen atölyeler nasıl bir ülke kaynaklarının zayi edilmesiyse çalışacak iş bulamayan insanlarda ülke kaynaklarının aynı şekilde zayi edilmesidir.

Devleti yönetmeye talip olanlar esas itibari ile ülkenin üretim gücünü arttırmak ve bölüşümde adaleti tesis etmeye talip olmuşlar demektir. Ülkenin üretim gücünü artıramayan ve bölüşümde adaleti tesis edemeyen yöneticiler başarısız yöneticilerdir.

Bugün Türkiye’de dar kapsamlı işsizlik tanımına göre 4,5 milyon işsiz var bu resmi rakam! Genç işsizliği % 25 ve üniversite mezunları arasında işsizlik ise bunaltıcı boyutlara ulaşmış durumda.
Aslında üniversite mezunlarının bir çoğu da sahip olduğu mesleği icra etmek ve sahip olduğu diplomanın hak ettiği ücreti almak yerine bambaşka işlerde, çok düşük maaşlar ile çalışmak zorunda kalarak işsizlik istatistiklerine girmekten kurtuluyor!

Bu toplum bir genci okutmak ve üniversiteden mezun etmek için büyük miktarlarda para harcıyor, çok ciddi yatırımlar yapıyor. Aileler de çocuklarını okutabilmek, üniversiteye gönderip bir meslek sahibi yapabilmek için olağanüstü bir maliyete katlanmak zorunda kalıyor. Gençler bu yarışta ipi göğüsleyebilmek için tabiri caizse bir yarış atı gibi soluksuz koşturuyor çocukluklarını, gençliklerini yaşayamadan bir sınavdan öbürüne kendilerini paralıyor, sonuç elde diploma kapı kapı dolaşıp iş bulamayan evde oturan yahut da mecburen diploma gerektirmeyen basit işlerde ekmek parası kazanmaya çalışan milyonlar.

İnsan kaynaklarımızı heba eden bu yanlış politikalardan ve başarısızlığı normal gören yöneticilerden vazgeçmeden ne üretim, ne bölüşüm ve nede işsizlik sorununu çözemeyiz diye düşünüyorum.
Üretimin en önemli öznesi insandır tarlayı insan eker, madeni insan kazar, fabrikalarda dişlileri insan döndürür, atölyelerde demiri insan döver, tahtayı insan yontar, kumaşı insan dokur ve insanı işsiz bırakmak insanı aşsız bırakmaktır! Devleti yönetenlerin en birinci görevi ise insanı işsiz ve aşsız bırakmamaktır!
Devleti yönetenler elbette ki herkesi kamuda işe alamaz, almamalıdır da lakin devleti yönetenler çalışmak isteyen herkesin iş bulabileceği bir ekonomik ortamı oluşturmak zorundadırlar, millet devleti yönetsin diye onları bu yüzden seçer ve onlara bu yüzden maaş öder.

Çok sayıda üniversite açmak elbette olumlu bir iştir lakin unutmamalı ki üniversitenin temel amacı üretim faaliyetlerinin ihtiyaç duyduğu yüksek nitelikli insan kaynaklarını yetiştirmektir.
Eğitimde özellikle de üniversite eğitiminde doğru planlama yapamazsanız hem insan ve hem de  finansal kaynaklarınızı heba eder, boşa harcarsınız, bu planlamayı doğru bir şekilde yapmak da devleti yönetenlerin en temel görevidir.

Bu planlamaları doğru yapamayıp sonrada “işsizlik var, olabilir. Her üniversite mezunu iş sahibi olacak diye bir şey yok” diye savunma yapmak sorunu çözmez diye düşünüyorum.

Facebook Comments

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz