“Her titreme Parkinson hastalığının habercisi değil”

0
4

İSTANBUL, (DHA) – Medipol Üniversitesi Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Merkezi’nden Op. Dr. Ali Zırh “Titreme vücudun bir yarısında kol ve bacakta, bazı hallerde de tüm vücutta gözlenebilir. Titreme ile ilgili hastalıklarda şikayetler sıklıkla istirahat halinde karşımıza çıkar. Bu tip titremelerin başında Parkinson gelir. Parkinson ile veya yalnız olarak da titremeye neden olan birçok hastalık mevcuttur” dedi.

Medipol Üniversitesi Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Merkezi (PARMER), Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ali Zırh, Tremor yani halk arasında bilinen adıyla titreme hastalığının altında birçok nedenin yatabileceğini açıkladı. Dr. Zırh, titremenin en sık ellerde görüldüğünü belirterek “Titreme vücudun bir yarısında kol ve bacakta, bazı hallerde başta ya da tüm vücutta gözlenebilir. Titreme ile ilgili hastalıklarda şikayetler sıklıkla istirahat halinde karşımıza çıkar. Bu tip titremelerin başında Parkinson hastalığı gelmektedir. Parkinson ile birlikte veya yalnız olarak da titremeye neden olan birçok hastalık mevcuttur. İstirahat halinde ortaya çıkan titreme durumlarına, çoğunlukla ileri yaşlardaki hastalarda rastlanır” diye konuştu.

TİTREMENİN ALTINDA BİRÇOK NEDEN OLABİLİR

Birden çok titreme çeşidi olduğuna değinen Dr. Zırh, şu şekilde sıraladı:

“İş yaparken oluşan titreme çok sık görülen bir başka durumdur. Burada ellerin havaya kaldırılıp, havada tutulması ya da bardağı veya çatalı-kaşığı ağıza götürmeleri sırasında olduğu gibi vücudun bir iş yapması sırasında ortaya çıkan, ancak istirahat sırasında olmayan titreme gözlenir. Bu grup titremelerin hemen yarıdan fazlası ailesel özellik taşımakta olup kalıtsal yolla çocuklara da iletilebilmektedir. Bu gruptaki titreme vakaları ‘Esansiyel tremor’ başlığı altında incelenir. Aslında toplumda çok bilinmese ve yeterince önem verilmese de bu tipteki titremeler Parkinson hastalığından 8-10 kat daha sık görülmekte olup; daha çok genç yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Bu titremelerden farklı olarak daha nadir görülen ve aktif hareket halinde daha şiddetli olarak karşımıza çıkan titremelere ise, genellikle felç geçirme veya şiddetli kafa travmaları sonrasında veya multipl skleroz gibi sinir sistemini yaygın olarak tutan hastalıklar sonrasında rastlanır.”

GENELLİKLE GÜNDÜZ ORTAYA ÇIKAR

Dr. Zırh, titreme yakınmalarının, tipi ne olursa olsun genellikle gündüz saatlerinde ortaya çıktığını belirterek “Hastaların endişeli veya düşünceli olma durumlarında, sinirsel gerginliğin arttığı hallerde şiddetlenir. Uykuda ise titreme durumu gözlenmez” ifadelerini kullandı.

Parkinson hastalığındaki titreme bulgusunu ise Dr. Zırh, şöyle açıkladı: Parkinson titremesi genellikle istirahat titremesi olup; eller kucaktayken, koltuğun kenarındayken veya kişi ellerini iki yana sarkıtıp yürürken olur ve genellikle vücudun bir tarafında ön plandadır. Hastaların klinik tablolarına bakışlarda donuklaşma ve yüz mimiklerinde azalma ile ‘maske yüz’ diye ifade edilebilen yüz hali, hareketlerde yavaşlama, katılık, tutukluk, öne eğik olarak yürüme tarzında yürüme güçlüğü gibi bulgular eklenir” dedi.

BEYİN PİLİYLE TİTREME HASTALIĞINA ÇÖZÜM

Dr. Zırh, titreme ile ortaya çıkan hastalıkların tedavisinde beyin pilinin oldukça önem taşıdığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Parkinson gibi titreme ile ortaya çıkan hareket bozukluklarının ve diğer tüm titremelerin başlangıç tedavisi ilaç tedavisidir. Ancak bu hastalıkların tedavisinde aradan yıllar geçtikçe alınan ilaca tolerans gelişmesi ya da yüksek dozda ve uzun süreli ilaç kullanımına bağlı yan etkilerin ortaya çıkması gibi hallerde veya titreme her türlü ilaç tedavisi ile durdurulamıyorsa cerrahi tedavi bu hastaların yaşam kalitelerine önemli derecede katkı sağlayabilmektedir. Beyin pilleri, beynin içerisine yerleştirilen iki adet elektrot ile bu elektrotları esas pil cihazına bağlayan uzatma kabloları ve pilin kendi gövdesinden oluşan elektronik düzeneklerden oluşmaktadır. Elektrot kısmı beyin içerisine yerleştirilmekte ve uzantı yardımıyla cilt altından göğüs kafesinin üst kısmına yerleştirilen pile bağlanmaktadır. Beyin içerisinde hedeflen 2-3 mm çaplı bir alanın bulunarak beyin pili elektrotlarının bu noktalara hatasız yerleştirilmesi gerekmektedir. Başarının sırrı ‘Mikroelektrot Kayıt ve Stimülasyon Tekniği’ dediğimiz yöntemden geçiyor. Bu teknik sayesinde, bu alandaki hücrelerin yerlerinin 80 mikrondan daha az bir hata payı ile bulunabilmesi mümkündür. Bu ameliyatları hasta uyanık iken, konuşa konuşa ve hasta ile karşılıklı yardımlaşarak yapıyoruz. Hastanın ameliyat sırasında hissettiklerini bizimle paylaşması sayesinde yaptığımız girişimin kalitesini ve başarısını arttırıyoruz. Beyin pili takılması ameliyatlarından sonra yardımsız yaşayamayan, sosyal hayattan kopan hastalar, yeniden bağımsız yaşama, sosyal hayatlarını geri kazanma ve eski işlerini yeniden yapabilme şansı bulabiliyorlar.”