“HER ÇOCUĞUN YETERLİ SÜT TÜKETEBİLMESİ DEVLETİN SORUMLULUĞUNDADIR”

0
127
- Reklam -

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası (GIDAMO) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Üzümcü,1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla
ülkemizdeki süt üretimi ve tüketimine ilişkin bir açıklama yaptı.

ESMA ALTIN- GIDAMO Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Üzümcü, Dünya Süt Günü kapsamında yaptığı açıklamasında süt besininin insan sağlığı açısından önemine, ülkemizdeki süt üretimi, fiyatları ve tüketimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) tarafından 2001 yılında alınan kararla 1 Haziran tarihinin “Dünya Süt Günü” ilan edildiğini kaydeden Üzümcü, tüketim noktasında süte yönelik talebin yeterli seviyede olmadığına dikkat çekerek; “Dünyada ve Türkiye’de süt üretimi ve tüketimi istatistiklerini değerlendirdiğimizde, özellikle tüketim tarafında arzu edilen seviyelerde olmadığımız net bir şekilde görülmektedir. FAO’nun 2019 yılı verilerine göre ülkemiz 20,8 milyon ton inek sütü üretimi ile dünyadaki sekizinci sırasını 9 yıldır korumaktadır. Avrupada ise 33,1 milyon ton süt Almanya ve24,9 milyon ton süt Fransanın ardından üçüncü sırada yer almaktadır. IDF verilerine göre 2019 yılı için kişi başı içme sütü tüketimi en yüksek olan ülkeler 100 kg üzerindeki tüketimleri ile Avustralya, Yeni Zelanda ve Kuzey Avrupa ülkeleridir. Bu ülkeleri yaklaşık 70 kg ile Kuzey Amerika ülkeleri takip etmektedir. Türkiyede 2019 yılı içme sütü tüketimi miktarının kişi başı yaklaşık 41 kg olduğu tahmin edilmektedir. Bu oran yıldan yıla artmakla birlikte gelişmiş ülke oranlarına göre yüzde 40-60 altında oranında oldukça düşük seyretmektedir.” dedi. ‘SÜT BESLENMEDE VAZGEÇİLMEZ BİR ÖNEME SAHİP’ Süt tüketiminin insan sağlığı açısından özellikle çocukların gelişim dönemleri için önemine dikkat çeken Üzümcü, şunları dile getirdi; “Hayvansal kaynaklı gıdalar arasında süt, insanoğlunun beslenmesinde vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Süt, özellikle bebeklerin, çocukların ve yaşlıların beslenmesinde, içerdiği yeterli ve dengeli protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineraller nedeniyle temel gıda maddeleri içinde en ön sıralarda yer almaktadır. 5 yaşındaki bir çocuğun içtiği bir bardak süt günlük protein ihtiyacının yüzde 48ini, kalori ihtiyacının yüzde 9unu karşılar. Bu örnek sütün özellikle düşük ve dar gelirli aile çocuklarının sağlıklı beslenmesindeki önemini göstermektedir.” Covid-19 pandemisi, iklim değişikliğinin ve Ukrayna-Rusya savaşının tarım ve gıda alanında oluşturduğu olumsuz etkiler sonucu gıdanın tüm dünyada stratejik hale geldiğini belirten Üzümcü, gıda maddelerinin önümüzdeki yıllarda artan önemde devam edeceğini ifade ederek, bu bağlamda “Süt Sektörü”nün acil tedbir ve reformlara ihtiyaç duyduğuna dikkat çekti. ‘TÜRKİYE SÜT ÜRETİMİNDE DÜNYADA 8’İNCİ SIRADA YER ALIYOR’ Dünyada ve Türkiye’de süt üretimi ve tüketimi istatistiklerini değerlendiren Üzümcü, Türkiye’nin özellikle tüketim tarafında arzu edilen seviyelerde olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti; “FAO’nun 2019 yılı verilerine göre ülkemiz 20,8 milyon ton inek sütü üretimi ile dünyadaki sekizinci sırasını 9 yıldır korumaktadır. Avrupada ise 33,1 milyon ton süt ile Almanya ve 24,9 milyon ton süt ile Fransanın ardından üçüncü sırada yer almaktadır. IDF verilerine göre 2019 yılı için kişi başı içme sütü tüketimi en yüksek olan ülkeler 100 kg üzerindeki tüketimleri ile Avustralya, Yeni Zelanda ve Kuzey Avrupa ülkeleridir. Bu ülkeleri yaklaşık 70 kg ile Kuzey Amerika ülkeleri takip etmektedir. Türkiye’de 2019 yılı içme sütü tüketimi miktarının kişi başı yaklaşık 41 kg olduğu tahmin edilmektedir. Bu oran yıldan yıla artmakla birlikte gelişmiş ülke oranlarına göre yüzde 40-60 oranında oldukça düşük seyretmektedir. Süt sektörü tarımsal faaliyetlerin öne çıktığı kırsal kesim başta olmak üzere her bölgede oluşan her türlü yoksulluğun sona ermesine katkı sağlamaktadır. Ülkemizde süt işletmesi sayısı 1,1 milyon seviyesindedir ancak bunun yüzde 66,4ü en fazla 10 baş hayvana sahip küçük aile işletmeleridir. Bu durum denetimsizliğe, sanayiye aktarılan hammadde oranının düşük seyretmesine ve kayıt dışılığın yüksek kalmasına sebep olmaktadır.”


‘İHRACATIMIZ ARTTI, İTHALATIMIZ DÜŞTÜ’
Süt ve süt ürünlerinin yurt içi ve yurt dışı ticaret rakamlarından da bahseden Üzümcü, şunları ifade etti; “TÜİK verilerine göre 2021 yılında, süt ve süt ürünleri ihracatımız 516,7 milyon dolar, ithalatımız 64,3 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamlar 2020 yılına göre ihracatımızda yüzde 36,6 artışa, ithalatımızda yüzde 31,7 azalışa işaret etmektedir. Özellikle Covid-19 pandemisinin neden olduğu lojistik sorunları, küresel iklim değişikliğinin yarattığı üretim zorlukları ve maliyetlerdeki artışlar göz önüne alındığında, sağlıklı nesillerin yetişmesi için gerekli süt ve süt ürünlerinin yurt dışına satış politikaları tekrar gözden geçirilmelidir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin dengeli beslenmesi ilk öncelik olmalıdır.”
‘OKUL SÜTÜ PROJESİ DEVAM ETTİRİLMELİ’
Süt üretiminin ve tüketiminin artırılmasına yönelik stratejik plan ve politikaların ivedilikle geliştirilmesi gerektiğini savunan Üzümcü, şunları söyledi; “Ülkemizde son aylarda yaşanan yüksek enflasyonist ortam süt fiyatlarını yükseltmiş ve sütü gelir düzeyi düşük ailelerin çocukları için ulaşılması güç bir boyuta getirmiştir. Süt tüketimin çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimindeki önemi süt tüketiminin her çocuk için bir hak olduğunu göstermektedir. Bu nedenle sağlıklı nesiller yetiştirilebilmesi için her çocuğun yeterli düzeyde süt tüketebilmesi devletin sorumluluğunda olmalıdır. 2012-2019 yılları arasında uygulanmış ‘Okul Sütü Projesi’ güncellenerek yeniden devam ettirilmeli, süt ve süt ürünlerinin fiyatlarının toplumun her kesiminin kolaylıkla ulaşabileceği seviyelerde tutulması sağlanmalıdır.
Çiğ süt fiyatı belirlenirken üreticinin maliyetleri göz önüne alınmalıdır. Üretici ve perakende fiyat farkının azaltılması yönünde kooperatifleşme, doğrudan ve doğru üreticiye destek verilmesi, yerel yönetimlerin süreçlere dahil olması gibi alternatif çözüm yolları, bölgesel ihtiyaca göre şekillendirilmelidir. Diğer ürünlerde olduğu gibi süt ve süt ürünlerinde de ‘Coğrafi İşaretli’ ve ‘Geleneksel Ürün’ adı tescil edilmiş ürün sayısının artırılarak yerel üretim, sürdürülebilirlik ve izlenebilirlik sağlanmalıdır.
Süt ve süt ürünlerinin üretim aşamalarındaki sağım, soğutma, fabrikaya gönderim, tüketiciye ulaştırmada denetim artırılmalı, kayıt dışı üretime ve satışa izin verilmemelidir. Gıda mühendisleri yerel yönetim ve kamuda istihdam edilmeli, süt ve süt ürünleri üretimindeki tüm süreçlerde denetim için sahada olması sağlanmalıdır. Özellikle ‘Gıda Mühendisi’ istihdam edemeyecek ölçekteki küçük süt işletmelerinin, teknik ve hijyen konusunda destek alabilmeleri amacıyla, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası tarafından Tarım ve Orman Bakanlığı`na önerilen ‘Yetkilendirilmiş Gıda Danışmanı’ sistemi hayata geçirilmelidir.” şeklinde konuştu.

- Reklam -
- Reklam -