HER 100 TURİSTTEN 27’Sİ RUSYA VE UKRAYNA’DAN GELİYOR

0
82
- Reklam -

CHP Sözcüsü Öztrak, CHP’nin Atatürk’ün “Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça, savaş bir cinayettir” düsturuyla hareket ettiğini belirterek, “Rusya’nın saldırısının, caydırıcı güç üzerine inşa edilecek diplomasiyle sonlandırılmasından yanayız. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne ve uluslararası hukuka sıkı sıkıya bağlı kalınması gereğinin altını, bir kere daha özenle çiziyoruz” diye konuştu.

Öztrak, Hükümetin Montrö’nün delinmesine yol açacak, Talan İstanbul Projesi’nden vazgeçtiğini, derhal kamuoyuna açıklamasını beklediklerini ifade etti.

Döviz kurunun yukarı gitmesi durumunda, Kur Korumalı Mevduatın tam bir DÇM faciasına dönüşeceği uyarısında bulunan Öztrak, bunu gören Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın panikleyerek vatandaşlara döviz almayın uyarısında bulunduğunu belirtti. Öztrak, “Şimdi soruyoruz, bu savaşın çıkacağını bile bile neyinize güvenip de bu kur korumalı mevduatı getirdiniz? İnsan hayret ediyor bu ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı ile Dışişleri Bakanı küs mü? İhracatçıdan zorla aldıkları dövizler de dahil, rezervleri cayır cayır yakacaksın kuru tutamayınca da panikleyeceksin, millete ‘Döviz almayın’ diye bu tweet atacaksın. Çok açık söyleyeyim, bu olsa olsa aczin ve akılsızlığın trajikomedisidir” değerlendirmesinde bulundu. 

- Reklam -

Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada tarihin akışını değiştirebilecek Ukrayna krizine, Erdoğan’ın Afrika gezisindeyken yakalandığını, dönüşte topladığı zirvede ise Dış İşleri Bakanı’nın Kazakistan’da bulunması nedeniyle yer almadığını hatırlatan Öztrak, “Haber kanalları bile, Ukrayna kriziyle ilgili bir haftadır, geceleri nöbetçi bırakıyor, ama ülkenin Dışişleri Bakanı da Cumhurbaşkanı da ülkede yok. Yani özetle, neresinden tutsanız elinizde kalan savrulan bir yönetim…” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Genel Merkez’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

Rus ordusunun, Ukrayna topraklarına saldırısının başlamasından buyana 24 saatten fazla süre geçti. Dünyanın ikinci büyük nükleer gücü, bir başka ülkenin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini, dünyanın gözleri önünde hedef alıyor. Uluslararası hukuk ayaklar altına alınıyor. Avrupa’nın ortasında insanlar ölüyor. Ukrayna’da aileler, siviller çaresiz. Gözleri yaşlı bekleşiyor. 

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDAN BU YANA EN SIKINTILI DÖNEMLERDEN BİRİ

Büyük bir insani krizin başlangıcındayız. Bu krizin ana aktörleri Karadeniz’i paylaştığımız komşularımız. En önemli ekonomik ve ticari ortaklarımız arasındalar. Bölgemizde istikrar ve barış büyük tehdit altında. En önemlisi de, bu saldırı, dünyanın en büyük nükleer gücüne sahip NATO ittifakına dahil ülkelerin sınırlarında gerçekleşiyor. Hiç şüphesiz, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, küresel savaş riskinin zirve yaptığı, en sıkıntılı dönemlerden birini yaşıyoruz. 

MYK OLAĞANÜSTÜ TOPLANDI

Tüm bu gelişmeler üzerine, Genel Başkanımız dün, günün erken saatlerinde, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA ve Gelecek Partilerinin Genel Başkanlarıyla, telefonda bir durum değerlendirmesi yaptı. Grup başkan vekillerimize, konuya, meclisin el koyması için girişimde bulunmaları talimatını verdi. Meclis grubumuzun çabalarıyla meclis açık tutuldu. Ama Saray hükümeti, TBMM’yi bilgilendirmek için hiç kimseyi yollamadı. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın yönetildiği Gazi Meclisimiz, devre dışı bırakıldı. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Genel Başkanımız ise Denizli’deki programını yarıda kesti. Hızla Ankara’ya döndü. MYK’yı olağanüstü topladı. Toplantıya, CHP Dış Politika Danışma Kurulu üyeleri ile birlikte, TBMM Dışişleri Komisyonu üyeleri de katıldılar. 

DÜNYA DEMOKRATLARI BİRLEŞİNİZ

Merkez Yönetim Kurulumuz, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesinin hukuki ve insani bakımdan kabul edilemez olduğunun altını bir kez daha çizdi. Bölgede barış ve istikrarın yeniden tesisi için, Ukrayna’nın siyasi birliğinin, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasının, askeriharekatın derhal durdurulmasının, diplomatik müzakerelere hemen başlanmasının gerekliliğine işaret etti. Rus ordusunun Kiev’e girip demokratik usullerle seçilmiş bir hükümeti değiştirmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu gelişmeler aynı zamanda Genel Başkanımızın bir zamanlar Brüksel de söylediği “Dünya demokratları birleşiniz” sözlerinin ne kadar haklı olduğunu da gösterdi.

MONTRÖ’YE BAĞLI KALINMALI

Biz, Atamızın “Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça, savaş bir cinayettir” düsturuyla hareket ediyoruz. Rusya’nın saldırısının, caydırıcı güç üzerine inşa edilecek diplomasiyle sonlandırılmasından yanayız. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne ve uluslararası hukuka sıkı sıkıya bağlı kalınması gereğinin altını, bir kere daha özenle çiziyoruz. Bugün, ne yazık ki, 80 yaşındaki emekli amiraller, “Montrö Sözleşmesinin tüm maddelerine sahip çıkılsın” dediler diye mahkeme kapılarında süründürülüyorlar. Hükümete bu arada bu ayıba derhal son verin diyoruz. Biz, Türkiye’nin Boğazlar hukukunu bugüne kadar uyguladığı gibi, itidal içinde uygulaması gerektiğini bir defa daha hatırlatıyoruz. Montrö’nün anahtarının ve sözleşmeyi yorumlama yetkisinin, bugüne kadar olduğu gibi bu günden sonra da, Türkiye’de olduğunun tartışılamayacağınıda ifade ediyoruz.

SARAY TALAN İSTANBUL’DAN VAZGEÇTİĞİNİ AÇIKLAMALI 

Yine Şahsım Hükümetinin Montrö’nün delinmesine yol açacak, Talan İstanbul Projesi’nden vazgeçtiğini, derhal kamuoyuna açıklamasını bekliyoruz. Rusya-Ukrayna çatışmasının siyaset üstü bir mesele olarak ele alınmasını, hükümetin bu hadisedeki tutumunun esaslarının, millet iradesinin tecelligâhı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde istişareyle belirlenmesini istiyoruz. Ayrıca, gelişmelerin her aşamasında meclisin, icranın başı tarafından bilgilendirilmesini de bekliyoruz.

VATANDAŞLARIMIZ VE İŞ İNSANLARIMIZ İÇİN DİPLOMATİK TEMAS

Ayrıca Ukrayna’da bulunan, 20 bine yakın vatandaşımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması ve tahliyeleri için, gereken adımların daha fazla geç kalmadan atıldığını da görmek istiyoruz. Yine bölgede yaşananlar nedeniyle iş insanlarımızın, turizmcilerimizin, nakliyecilerimizin uğradığı veya uğrayacağı zararlara karşı tedbirlerin bugünden geliştirilmesini bekliyoruz. Bu konularda gerekli diplomatik temasların yapılmasını ve çözümlerin zaman kaybetmeden bulunmasını istiyoruz.

RUSYA İLE İLİŞKİMİZ TÜRKİYE ALEYHİNE VE ASİMETRİK

Ülkemiz bu krizden en fazla etkilenecek ekonomilerin başında geliyor. Soğuk savaş sonrasında Rusya ile Türkiye, belli coğrafyalarda kontrollü rekabeti sürdürürken, ekonomik ilişkiler bu rekabetin dışında tutuldu. Rus uçağının düşürülmesi, Büyükelçi Karlov suikastı gibi sıkıntılı dönemlere rağmen, ekonomi, iki ülke arasındaki ilişkilerin temel itici gücü olmayı sürdürdü. Rusya ile başta enerji, tarım, müteahhitlik ve turizm olmak üzere pek çok farklı alanda işbirliklerimiz var. Fakat bu ekonomik ilişkiler, özellikle son 20 yılda, dengesiz ve “Türkiye aleyhine asimetrik” bir şekilde gelişti. Türkiye bu ilişkide, pek çok yumurtayı maalesef aynı sepete koydu. 2021 itibariyle, Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı 5milyar 800 milyon dolar, Rusya’dan ithalatı ise 29 milyar dolar. Türkiye’nin dış ticaret açığının yarısı Rusya’yla yapılan dış ticaretten kaynaklanıyor. 

RUSYA’NIN ENERJİYİ SİLAH OLARAK KULLANMA POTANSİYELİ VAR

Türkiye ile Rusya arasındaki bu asimetrik bağımlılığın ardında başta doğalgaz olmak üzere enerji ticareti var. EPDK verilerine göre; Türkiye doğalgaz ithalatının üçte birini, petrol ve petrol ürünleri ithalatının da beşte birini, Rusya’dan yapıyor. Bu bağımlılık önemli… Çünkü Rusya, doğalgazı bir silah olarak kullanabileceğini, bundan önce yaşanan Gürcistanve Kırım krizlerinde ortaya koydu. Rusya bu son krizde de Avrupa’ya, “Avrupa’nın doğal gaza 2 bin Avro ödeyeceği yeni dünyaya hoş geldiniz” diyerek, abanın altından sopayı dagösterdi. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, TürkAkım gibi projeler Enerjide Rusya’ya bağımlılığı daha da artırdı. Akkuyu’da hem santral yapımı, hem de işletmesi Ruslara verildi. Ruslardan nükleer enerji teknolojisini alamadık amaRuslara Akdeniz’de liman hibe ettik. Ve 15 yıl boyunca üretilen elektriğin yüzde 50’sine, kilovatsaat başına KDV hariç 12,35 centten fahiş alım garantisi verdik. 

TARIMDA ARZ GÜVENLİĞİ SAĞLANMALI

Diğer taraftan tarımsal ithalatımızda da Rusya ve Ukrayna önemli bir yer tutuyor. 2021 yılında Türkiye 2 milyar 400 milyon dolarlık buğday ithal etmiş. Bunun 1 milyar 700 milyon dolarlık kısmı Rusya’dan, 423 milyon dolarlık kısmı da Ukrayna’dan gelmiş. Yani geçtiğimiz yıl, buğday ithalatımızın yüzde 87’si bu iki ülkeden sağlanmış. Bugün yaşanan gelişmeler dikkate alınarak, tarımda arz güvenliğinin artırılmasına ilişkin stratejiler hemen hayata geçirilmeli. Tedarikçi ülkeler çeşitlendirilmeli. Diğer taraftan bu iki ülkeyle, narenciye ve domates ihracatında da, önemli pazarlarımız olduğu ortaya çıkıyor. Narenciye ve domates üreticilerinin burada çıkacak olaylar nedeniyle zararını önleyecek tedbirler hemen alınmalı. 

HER 100 TURİSTTEN 27’Sİ RUSYA VE UKRAYNA’DAN GELİYOR

Bu iki ülke turizmde de önemli partnerlerimiz. 2021 yılında Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülke Rusya. Bu ülkeden Türkiye’ye 4,5 milyondan fazla ziyaretçi gelmiş. Ülkemize en çok ziyaretçi gönderen üçüncü ülke ise Ukrayna… Aynı dönemde Ukrayna’dan gelen turist sayısı 2 milyonun üstünde. Yani geçen yıl Türkiye’ye gelen her 100 turistten 27’si bu iki ülkeden gelmiş. Hatırlanacağı gibi Rusya’yla yaşanan uçak krizinin ardından, bu ülkeden gelen turist sayısı bir yılda dörtte bire inmişti. Benzer bir turist kaybı, bugünün şartlarında turizm gelirlerinde yaklaşık 5 milyar dolarlık bir gerileme anlamına geliyor.

YAŞANANLAR SÜRPRİZ DEĞİL

Hükümetin bu yaşanan gelişmeye hazırlıksız yakalandığını gösteren hususların altını da burada izlinizle çizmek istiyoruz. Dün NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “Bu işgal sürpriz değil, aylardır bekliyor ve uyarıyoruz” diye açıklama yaptı. Bir NATO üyesi olarak bu bilgilerin aynısının bizdeki hükümetin de elinde olması lazım. Ama öyle anlaşılıyor ki“Monşer”  deyip değiştirdiği, Dışişleri Bakanlığı’nın kıymetli diplomatlarının yerlerine atadığı, tek parti diplomasisinin mümessili, eski partililer, milletvekilleri, yolsuzluktan aklanmamış bakanlar, ellerindeki istihbaratı değerlendirememişler. Sarayın kibirlisini haberdar edememişler. Krizde arabuluculuğa soyunma hamlesi dahi yapan sarayın, krizin ne zaman sıcak çatışmaya dönüşeceğini okuyamadığı ortaya çıktı. 

ERDOĞAN AFRİKA’DA DIŞ İŞLERİ BAKANI KAZAKİSTAN’DA

Erdoğan, bölgemizde ve dünyada tarihin akışını değiştirebilecek bu olaya Afrika gezisindeyken yakalandı. Sarayın kibirlisi Afrika gezisini yarıda kesmek zorunda kaldı. Döndü. Güvenlik zirvesini topladı. Ama bu kez bir de baktık toplantıda Dışişleri Bakanı yok. Niye? Çünkü o da toplantı yapıldığı sırada Kazakistan’daydı. Haber kanalları bile, Ukrayna kriziyle ilgili bir haftadır, geceleri nöbetçi bırakıyor, ama ülkenin Dışişleri Bakanı da Cumhurbaşkanı da ülkede yok. Yani özetle, neresinden tutsanız elinizde kalan savrulan bir yönetim… 

DOĞAL GAZDA ÖNGÖRÜSÜZLÜĞÜN MALİYETİ DE VATANDAŞIN SIRTINA YÜKLENECEK

Gaz fiyatlarının dibe vurduğu dönemde gaz anlaşmalarını zamanında yenilememişler. Uyanıklar ya “Fiyatlar daha da düşer” diyerek, spot piyasadan gaz alıp düşmeyi beklemişler. Bu arada depoları da boşaltmışlar. Sonra da, fiyatlar yükselmeye başlayınca gaz anlaşmalarını yüksek fiyattan yapmak zorunda kalmışlar. Vizyonsuzlukları nedeniyle, şimdi şuanda doğalgaz depolarımızda boş. Doğalgaz arzında bir kesinti olursa, gaz fiyatlarının tavan yaptığı bugünlerde spot piyasadan gaz almak durumundayız. Bu maliyet kimin sırtına yüklenecek? Tabi ki milletimizin sırtına yüklenecek. Yakın zamanda İran’dan alınan doğalgazın teknik nedenlerle kesintiye uğraması neticesinde büyük bir enerji krizini yaşadık. Sanayiye verilen doğalgazda, elektrikte, kesintiler,kısıntılar yapıldı. Sanayici, ihracatçı bundan çok ciddi zarar gördü. Genel Başkanımız, var olan mevcut doğalgaz depolarında, Ocak ayında doluluk oranının, üçte birin altına düştüğünü rakam rakam ortaya koydu. Yetkilileri uyardı. Tüm uyarılara rağmen, Saray Hükümetinin böyle bir duruma hazırlık yapmadığı ortaya çıktı. Pek çok konuda saray hükümetini uyardık. Özellikle bu Ukrayna, Rusya krizi, kara kış meselesi. Ama saray, buna hiç aldırmadı. Sarayın artık “Duymadık, görmedik, beklenmedik bir durum” demesi de mümkün değil. Stoltenberg’den, ana muhalefet partisi liderinden, dünyanın her yerinden herkes uyardı.

- Reklam -