İşin açığı ortada son derecede tuhaf bir durum var; IMF, Dünya Bankası ve FED başta olmak üzere tüm uzman kişi ve kuruluşlar küresel ekonominin yüzde 5 civarında küçüleceğini üstelik salgında ikinci bir dalga olması halinde bu küçülmenin daha da yüksek boyutta olacağını açık ve net olarak söylüyor.

Dünya Sağlık Örgütü salgının bitmediğini hala büyümekte ve yayılmakta olduğunu açıklıyor. Tıp uzmanları ve bilim insanları virüsün bulaşıcılık ve öldürücülüğünde bir azalma görülmediğini ifade ediyor. Tüm uzmanlar küresel boyutta daha birinci dalgada bile zirvenin görülmediğini, sonbaharda ise ikinci bir dalganın gelme olasılığının çok yüksek olduğunu anlatıyorlar.

Virüsün ilk iki yüz bin kişiye yayılması üç ay almıştı, oysa şimdi günde iki yüz bin kişi bu hastalığa yakalanıyor!

Salgın yüzünden küresel ticaret çok büyük darbe aldı, yüksek borçluluk oranına sahip bir çok firma iflas riski ile karşı karşıya.

Böyle bir durumda borsaların yükselmesi için makul ve somut bir gerekçe yoktur, sadece beklentiler ve umutlar üzerine inşa edilmiş, gelecekte her şey iyi olacak spekülasyonuna dayalı bir hareket tarzı vardır.

Bir kişi borsaya yatırım yaptığı zaman aslında borsada işlem gören bir şirkete ortak oluyor demektir. Borsaya yatırım yapan kişinin birinci amacı iyi kâ r eden bir şirketin kâ rından pay, yani temettü almaktır. İkinci amacı şirketin performansının artarak hisselerinin değerleneceğine olan beklentidir. Üçüncü olarak ise bir şirkete hissedar olduğunuzda aslında o şirketin tüm malının mülkünün de paydaşı oluyorsunuz demektir, bu durumda elinizdeki nakdi bir manada mülke yatırmış olursunuz ve bu da enflasyona karşı korunmanın önemli bir yöntemidir.

Aldığınız risk ise firmanın zarar edip temettü dağıtamaması yada iflas edip paranızın batmasıdır.  Büyük ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde zarar ve iflas riski doğal olarak zirve yapar. Bu gün küresel ölçekte son yüzyılda görünen en büyük ekonomik kriz yaşanırken, bu ekonomik krizin kaderi tamamen bir salgının seyri ile belirlenecekken hiç kimse çıkıp da firmaların zarar yada iflas etme riskinin de yükselmediğini iddia edemez!

Peki nasıl oluyor da böyle bir ekonomik iklimde borsalar yükselebiliyor? Bu sorunun yanıtı çok önemli, yanıtı arayıp bulmalıyız diye düşünüyorum.

Öncelikle tüm dünyada faizler negatif seviyede, elinde parası olan durduk yerde parasını kaybediyor, özellikle büyük fonları bu durum ciddi sıkıntıya sokmakta ve bu sorunlarını çözmeye çalışıyorlar. Faizden para kazanamayan fonlar ve yatırımcılar için üç seçenek var birincisi altın ve benzeri kıymetli madenler ile emtia yatırımları, ikincisi hisse senetleri ve üçüncüsü de gayrimenkul yatırımları. Elinde fon olan yatırımcı bu üç seçenek arasında kapana sıkışmış durumda.

Borsaları domine eden de, borsa yükselişlerine sebep olan da işte bu çaresizlik, seçeneksizlik.

Ekonomik kriz döneminde emtia fiyatlarıda düştü, hatta petrolde çok ciddi sorunlar ortaya çıktı ve bunu herkes biliyor, kriz devam ettiği müddetçe emtia fiyatlarında bir yükseliş olması pek olası görünmüyor.

Gayrimenkul yatırımları ise likid değil, istediğin zaman hızlıca alıp satamıyor, kolayca nakde dönemiyorsun, ayrıca çoğu yerde gayrimenkul alım satımları harç ve vergiye tabi, dahası elde ettiğin gelirden de vergi alınıyor, kısacası hem likid değil ve hemde vergisel dezavantajlar bulunuyor.

Geriye kala kala bir tek altın ve hisse senedi yatırımları kalıyor ki zaten her ikisinde de yükseliş görüyoruz.

Elbette birde unutmamamız gereken bir husus daha var hemen hemen bütün merkez bankaları piyasaya bol miktarda para sürdü, bilançolar büyüdü, emisyon hacimleri arttı, hükümetler nerede ise helikopterden para saçtı, bu likidite bolluğunun paranın değerini düşürmesi de kaçınılmaz. Bu yüzden borsalardaki yükselişin birde para değerindeki değişimle ilgisini hesap etmek gerekir.

Kendi borsamızdan bu hesabı yaparsak 31 Aralık 2019 günübankalararası piyasada dolar kuru 5,95 Türk Lirası seviyesindeydi, bugün yani yaklaşık altı ay sonra ise 6,85 Türk lirası seviyesinde. Kur yaklaşık yüzde 15 oranında artmış yada Türk Lirası yüzde 15 oranında değer kaybetmiş. Aynı hesabı birde altın bazında yaparsak  31 Aralık 2019 günü gram altın fiyatı 287 Türk lirası, bugün ise 394 Türk Lirası yüzde 37 artmış yada bir kağıt para olan Türk Lirası altın karşısında yüzde 37 değer kaybetmiş.

Peki borsa ne olmuş BIST 100 endeksi, 31 Aralık 2019’u 114,424.96 puandan kapatmıştı. Endeksin dolar bazında fiyatı ise 19,228.82$ seviyesinde bulunuyordu. BIST 100 endeksine dahil hisselerin işlem hacimleri toplamı 9, milyar TL yada 1,5 milyar $ olmuştu.

6 Temmuz 2020 tarihinde ise gün içerisinde en düşük 116,673.85, en yüksek 118,512.17 puanı gören BIST 100 endeksi,  bir önceki kapanışının 2,736.77 puan üzerine çıkarak günü yüzde 2.36 artışla, 118,485.24 puandan kapattı. Endeksin dolar bazında fiyatı ise 17,274.42$ seviyesinde bulunuyor. Bu durumda endeks dolar bazında hala 31 Aralık 2019 seviyesini yakalayamamış bulunuyor.

Borsa da yatırım yapmak içinde ciddi parasal risklerde bulunduran bir yatırım tercihidir, özellikle konuyu iyi bilmeyen “borsa da oynamak” kısa zamanda çok para kazanmak için heveslenip giren küçük yatırımcı hemen her zaman kurtlara yem olur demedi demeyin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz